Dünya
320 kiloluk kayalar kendi kendine yürüyor!
Ölüm Vadisi, yıllardır bilim insanlarının çözemediği “yürüyen taşlar” gizemine ev sahipliği yapıyor. Çölün ortasındaki dev kayalar, hiçbir insan müdahalesi olmadan metrelerce hareket ederek arkalarında uzun izler bırakıyor. Araştırmalara göre bu sıra dışı olay; ince buz tabakaları, kaygan çamur zemini ve hafif rüzgarların birleşimiyle oluşuyor.
Ölüm Vadisi, yıllardır bilim insanlarının çözemediği “yürüyen taşlar” gizemine ev sahipliği yapıyor. Çölün ortasındaki dev kayalar, hiçbir insan müdahalesi olmadan metrelerce hareket ederek arkalarında uzun izler bırakıyor. Araştırmalara göre bu sıra dışı olay; ince buz tabakaları, kaygan çamur zemini ve hafif rüzgarların birleşimiyle oluşuyor.
Bu sıra dışı olayın merkezi olan Racetrack Playa ilk bakışta tamamen boş ve hareketsiz bir kurumuş göl yatağı gibi görünüyor. Fakat zeminde yüzlerce metre boyunca uzanan izler dikkat çekiyor. Bu izlerin sonunda ise tonlarca ağırlığa ulaşabilen kayalar bulunuyor. Üstelik bazı taşların yön değiştirerek ilerlediği bile görülüyor. Bu durum yıllardır araştırmacıları şaşkına çevirdi.
Bilim insanları uzun yıllar boyunca bu taşların nasıl hareket ettiğini anlamaya çalıştı. Özellikle bölgenin rüzgâr yapısı detaylı şekilde incelendi. Bazı araştırmacılar güçlü çöl fırtınalarının kayaları hareket ettirdiğini düşündü. Bazıları ise zemindeki alg tabakasının kayganlık yarattığını savundu. Fakat hiçbir teori tam anlamıyla kanıtlanamadı. Çünkü kimse taşların gerçekten hareket ettiği ana tanıklık edememişti.
Gizem yıllarca çözülmeden kaldı. Ta ki paleobiyolog Richard Norris ve kuzeni Jim Norris bölgeye kapsamlı bir araştırma sistemi kurana kadar. İkili 2011 yılında bölgedeki 15 farklı kayaya GPS cihazları yerleştirdi. Aynı zamanda yüksek çözünürlüklü hava durumu istasyonları da kuruldu. Araştırmacılar taşların hareket etmesini görmek için belki yıllarca beklemek zorunda kalacaklarını düşünüyordu.
Ancak beklenmedik an çok daha erken geldi. Aralık 2013’te bölgede nadir görülen hava koşulları oluştu ve araştırma ekibi o sırada sahadaydı. Bilim insanları hayatlarında ilk kez dev kayaların gerçekten hareket ettiğini canlı olarak gördü. Richard Norris daha sonra yaptığı açıklamada yüzlerce kayanın aynı anda sessizce ilerlediğini izlemenin büyüleyici olduğunu söyledi.
Ortaya çıkan görüntüler yıllardır konuşulan gizemi tamamen değiştirdi. Çünkü kayaları hareket ettiren şeyin tek başına rüzgâr olmadığı anlaşıldı. Olayın arkasında oldukça hassas bir doğa dengesi bulunuyordu. Önce kış aylarında playa yüzeyinde ince bir su tabakası oluşuyor. Gece sıcaklıkları sıfırın altına düştüğünde ise bu su donarak son derece ince bir buz tabakası haline geliyor.
Sabah güneşi yükselmeye başladığında buz tabakası çatlıyor ve büyük levhalar halinde kırılıyor. Hafif bir rüzgâr bile bu dev buz parçalarını hareket ettirmeye yetiyor. Buz levhaları önlerine çıkan kayaları iterek çamurlu yüzey üzerinde yavaşça sürüklüyor. Taşların hareket hızı ise dakikada sadece birkaç metreyi buluyor. Bu nedenle olay çıplak gözle fark edilemeyecek kadar yavaş gerçekleşiyor.
Araştırma ekibi özellikle ince buz tabakasının kritik rol oynadığını belirtiyor. Çünkü buz kayaların doğrudan sürtünmesini azaltıyor ve zemini kayganlaştırıyor. Böylece normal şartlarda hareket etmesi imkânsız görünen dev taşlar bile ilerleyebiliyor. Üstelik bunun için şiddetli bir fırtına gerekmiyor. Hafif bir rüzgâr bile yeterli.
Araştırmalar sırasında dikkat çeken başka detaylar da ortaya çıktı. Bazı kayaların aynı anda farklı yönlere ilerlediği görüldü. Bu durum ilk başta bilim insanlarını şaşırttı. Ancak daha sonra farklı boyutlardaki buz levhalarının ayrı yönlere hareket etmesinin bu sonucu oluşturduğu anlaşıldı. Yani aynı bölgede bulunan iki taş tamamen farklı rotalarda ilerleyebiliyor.