AKİT MENÜ

Gündem

Türkiye olmasa Ada Gazze’ye döner

BM Genel Sekreterinin kişisel temsilcisi Maria Angela Holguin’in Kıbrıs’ta Rum tezlerine uygun çözümler üreterek, Türkiye’nin garantörlüğünü boşa çıkaracak adımlar üzerinde çalışması tepki çekiyor.

Haber Merkezi
Güncelleme Tarihi:

SEBAHATTİN AYAN  İSTANBUL

Rumlar ve AB, kurulduğu 1960 yılından bu yana Ada’da Kıbrıslı Türk varlığını tehdit eden Kıbrıs Cumhuriyeti’ni yeniden canlandırma planlarını hızlandırdı. Rum basınına yansıyan ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin Kişisel Temsilcisi Maria Ángela Holguín’in Kıbrıs’ta Rum tezlerine yakın çözümler üzerinde çalışmasına dikkat çeken Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ve KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Prof. Dr. Erhan Arıklı, yaşanan sürecin geçmişteki Annan Planı dönemini hatırlattığını vurguladı.

ÇÖZÜM İKİ EGEMEN EŞİT DEVLET İLE OLUR

KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Rum basınında yer alan ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in Kıbrıs meselesine ilişkin bir “plan” hazırladığı yönündeki iddiaları sert bir dille değerlendirdi. Ertuğruloğlu, son yıllarda gerçekleştirilen 5+1 formatındaki görüşmelerde tarafların ortak bir müzakere zemini bulunmadığının açıkça ortaya çıktığını belirterek, bu durumun görmezden gelinerek yeni çözüm senaryolarının gündeme taşınmasını “tekrar ettirilmeye çalışılan Annan Planı benzeri bir süreç” olarak nitelendirdi. Ortaya atılan iddialarda Kıbrıs Türk tarafına toprak verilmesi karşılığında kısmi tanınma gibi başlıkların gündeme getirildiğini ifade eden Ertuğruloğlu, “Adadaki gerçekleri görmezden gelen bu tür tezgahlar, Kıbrıs Türk Halkına Annan Planı’nın bir tekrarının oynatılmak istendiğini göstermektedir. Ortaya atılan senaryolara göre, Kıbrıs Türk tarafı toprak verecek, karşılığında ise kısmi tanınma gündeme gelecekmiş. Bilinmelidir ki, bu hayali senaryoda talep edilen topraklar Anayasamız ihlal edilerek verildiği takdirde, geriye tanınacak bir vatan toprağı kalmayacaktır. Ayrıca, Rum, topraklarımızın tamamını istiyor, Rumlara göre Kıbrıs meselesinin çözümü budur, Kıbrıs’ın tamamını almak. Garantörlük konusu bizler için hayati bir meseledir. Basına yansıyan senaryoya göre, Türkiye Cumhuriyeti’nin etkin ve fiili garantörlüğünün kaldırılarak yerine NATO garantisinin getirilmesi de hedeflenmektedir. İddia edilen bu sözde garanti bizler için yok hükümdedir. Anavatan Türkiye’nin garantörlüğü Kıbrıs Türk halkının vazgeçilmezidir ve kırmızı çizgisidir” dedi.

 

İSTİKRAR VE GÜVENLİĞİN TEMİNATI TSK’DIR

Garantörlük konusuna da değinen Ertuğruloğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin etkin ve fiili garantörlüğünün Kıbrıs Türk halkı için vazgeçilmez olduğunu belirterek, NATO benzeri alternatif güvenlik modellerine yönelik yaklaşımları “hükümsüz” olarak değerlendirdi. Ada’daki güvenlik ve istikrarın temel dayanağının Türkiye ve Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) olduğunu ifade eden Ertuğruloğlu, Biz, Anavatan ve Türk Silah Kuvvetleri (TSK) dışında hiçbir sözde garantiye güvenmeyiz, Türkiye’nin garantörlüğünün sulandırılmasına da razı olmayız. Kıbrıs Türkleri için Ada’da barış, istikrar ve güvenliğin teminatı TSK’dır. Şu gerçeği her zaman akılda tutalım; Rumların, Kıbrıs Türkünü yok etmeye yönelik planlarını icra edemeyeceklerinin tek nedeni TSK’nın Ada’daki caydırıcı gücüdür. Dolayısıyla, TSK Kıbrıs’tan giderse Kıbrıs Türkünü yok etme politikaları rahatlıkla gündeme gelebilir. Zaten, Rum Ulusal Konseyi’nin Kıbrıs konusunda almış olduğu bir karar var; bu kararın temel maddelerinden biri de TSK’nın Ada’dan ayrılması ve garanti sisteminin ortadan kalmasıdır. O nedenle her zaman ısrarla vurguluyoruz: Anavatan Türkiye’nin garantörlüğü Kıbrıs Türk halkının vazgeçilmezidir ve kırmızı çizgisidir. Kıbrıs’ta ihtiyaç olan yeni “çözüm planları” değil, Ada’daki gerçeklerin kabulü, Kıbrıs Türk Halkına yıllardır uygulanan insanlık dışı ambargo ve izolasyonlara bir an önce son verilmesidir. Kıbrıs’ta çözüm, 20 Temmuz 1974’te sağlanmıştır” şeklinde konuştu.

 

TEK YOL İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM, GERİ ADIM YOK

Kıbrıs Türk tarafının çözüm vizyonunun değişmediğini dile getiren Bakan Ertuğruloğlu, “Kıbrıs Türkü’nün kendi devletine, egemenliğine ve Anavatanına sıkı sıkıya sahip çıkmasından başka izleyeceği ve yürüyeceği bir yol yoktur. Bu yol dışında izlenecek her yol, Kıbrıs Türk Halkının önce hayal kırıklığına ve sonuçta da yok olmasına giden bir yol olacaktır. Gelecek, Rum tarafıyla kurulacak sözde bir ortaklıkta değil, iki egemen eşit devletin iyi komşuluk ilişkilerindedir. Kıbrıs sorununun yegâne ve gerçek çözümü budur. Kim ne plan yaparsa yapsın, Anavatanımız Türkiye tarafından da kararlı ve güçlü bir şekilde desteklenen; Kıbrıs Türk Halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün teyit edilmesine dayanan iki devletli çözüm temelinden geri adım atmamız söz konusu değildir. “Plan” yapanlar da bunu iyi bilsin. Çözüm budur” ifadelerini kullandı.

 

TÜRKİYE’NİN VARLIĞI BİZİ BOSNA VE GAZZE OLMAKTAN KORUYOR

Konuyla ilgili gazetemize konuşan KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Prof. Dr. Erhan Arıklı da “Rum basınının henüz resmiyet kazanmamış bir plan üzerinden manipülatif yayınlar yaptığını ve Rum yönetiminin resmi tezleri doğrultusunda kamuoyu oluşturmaya çalıştığını belirtti. Bu haberlerin Kıbrıs Türk tarafında da bazı çevreler tarafından sorgulanmadan benimsendiğini savunan Arıklı, iki devletli çözüm yerine federasyon eksenli söylemlerin yeniden gündeme taşındığını ifade etti. Annan Planı sürecinde de benzer bir propaganda ortamının oluşturulduğunu dile getiren Arıklı, “Bizdeki hayalperestler ve Rum severler ise bu manipülatif haberlere balıklama dalmış durumdalar. Daha şimdiden; “garantiler elbette kalksın, bu yüzyılda garantörlük mü olur?” Veya; “Güzelyurt Meserya, Maraş verilecekse verilecek. Kimin malını kime vermiştiniz?” demeye başladılar bile. Hatırlayın geçmişte Annan Planı öncesi de bu tür manipülatif haberlerin yanı sıra, halka hoş gelen ve özellikle gençleri heyecanlandıran reklamlar yapılıyordu. Mesela, çözümden sonra başlayacak Ercan-Paris uçuşları, göçmen duruma düşecek insanlar için Gönyeli Ovasında yapılacak havuzlu villalar, çözümün ertesi günü yapılacak Barcelona-Çetinkaya maçları falan gazete manşetlerini süslüyor ve insanların beyni yıkanıyordu. Bu tiplere ne anlatırsanız boş. Garantilerin gereksiz olduğunu iddia eden bir hayalpereste, siz istediğiniz kadar Bosna’yı veya Gazze’yi örnek gösterin boş ve anlamsız gözlerle size bakar. Rum’un malını Rum’a iade etmek gerektiğini söyleyen Rum severe istediğiniz kadar AİHM’den veya Demopoulos kararından yahut bu kararda yer alan ‘duygusal bağ’dan bahsedin ıslık çalarak dinler sizi” ifadelerini kullandı.

 

GEÇMİŞTE UYARMIŞTIK

Geçmişte Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Boutros Boutros-Ghali’nin fikirler dizisini kabul ettiği dönemde kendisinin de eleştirel bir yazı kaleme aldığını anlatan Arıklı, “Yıllar önce Kurucu Cumhurbaşkanımız Gali Fikirler Dizisini kabul, Rumlar da red ettiğinde, ben de burada bir makale yazmış ve Rahmetli Denktaş’ı eleştirmiştim. Makalemin sonu şu cümle ile bitiyordu: “Ben bizim devlet adamlarımızın akıllılığından çok, Rumların ahmaklığına güveniyorum”. Rahmetli Denktaş bana çok kırılmıştı. Annan Planının Rumlar tarafından reddedildiği gün bana: “Erhan o cümlende çok haklıydın. Rumlar sayesinde çok büyük bir tehlikeyi daha atlattık” demişti. Güneyde ELAM’ın aldığı oylara, “Sınırlarımız Girne’de biter” diyen Rum Komandolara falan baktığımda inanın rahatlıyorum” şeklinde konuştu.

 

TASLAK RUMLARIN MENFAATİNE

Taslağın temelinde, Avrupa Birliği çatısı altında faaliyet gösterecek, iki kurucu devletin yer aldığı, siyasi eşitlik ilkesine dayanan ve ortak yetkilerin oldukça sınırlı tutulduğu gevşek bir yönetim yapısı bulunuyor. Plana göre Maraş, Güzelyurt ve Mesarya bölgesinin belirli kesimlerinin Rum yönetimine bırakılması karşılığında, Kıbrıs Türk tarafının uluslararası alanda daha görünür ve daha fazla tanınan bir statüye kavuşmasına yönelik adımlar atılması hedefleniyor. Güvenlik açısında da köklü değişiklikler içeren taslakta 1960 Garanti Antlaşması kapsamında Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünün sona erdirilerek yerine NATO benzeri çok uluslu bir güvenlik mekanizmasının kurulması öngörülüyor. Bu sistemde ABD, Fransa, Yunanistan ve İngiltere’nin de güvenlik düzenlemesinde rol üstlenmesi planlanırken, Türk askerinin ise 2 ila 3 yıllık geçiş sürecinde kademeli olarak adadan çekilmeye başlaması öngörülüyor.

Öte yandan planda, adada yaşayan belirli sayının üzerindeki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Kıbrıs’tan ayrılması yönünde bir düzenlemeye yer verildiği de belirtiliyor. Bu maddenin, adadaki Türk nüfusunun ve Türkiye’nin fiili varlığının azaltılmasına yönelik bir adım olarak değerlendirildiği ifade ediliyor.

 

Yorumlara Git

Selahaddin Demirtaş, Kur'an'la alay eden Deniz Göktaş'a mektup yazdı! 'Devam et'

Ülke hafta sonuna kilitlendi! Hamaney için 35 milyon kişilik devasa cenaze töreni

Fatura gün geçtikçe kabarıyor! Enerji ithalatında büyük artış

Bahçeli: Türkiye NATO'nun güneydoğu kanadını ayakta tutan temel kaldıraçtır

Türkiye olmasa Ada Gazze’ye döner