Aktüel
33 Yıl, 33 Şehit! Derin devlet, NATO, PKK ortaklığı mı? Başbağlar Katliamı’nın hesabı hala sorulmadı!
Türkiye tarihinin en kanlı ve en karanlık tertiplerinden biri olan, PKK’nın Madımak olaylarının intikamı olarak 5 Temmuz 1993’te gerçekleştirdiği Başbağlar Katliamı’nın üzerinden tam 33 yıl geçti.
Türkiye tarihinin en kanlı ve en karanlık tertiplerinden biri olan, PKK’nın Madımak olaylarının intikamı olarak 5 Temmuz 1993’te gerçekleştirdiği Başbağlar Katliamı’nın üzerinden tam 33 yıl geçti.
Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde 33 masum sivilin kurşuna dizilerek ve yakılarak şehit edilmesinin acısı tazeliğini korurken, aradan geçen otuz yılı aşkın süreye rağmen adaletin tam anlamıyla tecelli etmemiş olması vicdanları kanatmaya devam ediyor. Katliamın faillerinin tamamının adalet önüne çıkarılamaması, dönemin soruşturma ve yargılama süreçlerinde yaşanan skandal eksiklikler ile yıllardır hasır altı edilen kritik sorular, hafızalardan silinmeyen bu vahşetin arkasındaki karanlık ellerin hala korunduğu şüphesini güçlendiriyor.
Takvimler 5 Temmuz 1993'ü gösterdiğinde Türkiye, tarihin en ağır sivil katliamlarından biriyle karşı karşıya kaldı. Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyü, akşam saatlerinde PKK’lı bir grubun saldırısına uğradı.
Sivas'taki Madımak olaylarından yalnızca üç gün sonra düzenlenen saldırı, saat 20.00 sıralarında başladı ve yaklaşık iki saat sürdü. Köyün giriş ve çıkışları kapatıldı, telefon hatları kesildi ve köylülerin dış dünyayla bağlantısı tamamen kesildi.
Gece saatlerinde jandarmaya haber verilmesine rağmen müdahale gerçekleşmedi. Devlet, ancak sabaha karşı komşu köye ulaşabilen bir vatandaşın İstanbul'daki yakınları aracılığıyla yetkililere haber vermesiyle olaydan haberdar olabildi.
ERKEKLER CAMİDEN ÇIKARILDI, KURŞUNA DİZİLDİ
Katliamın en ağır anlarından biri akşam ezanı sırasında yaşandı. Camiye giren saldırganlar, ibadet eden vatandaşları zorla dışarı çıkardı.
Tanık ifadelerine göre saldırganlar yaklaşık bir buçuk saat propaganda yaptıktan sonra köydeki erkekleri kurşuna dizdi. İlk saldırıda 28 kişi şehit olurken, daha sonra ateşe verilen evlerde bulunan biri kadın olmak üzere 5 kişi yanarak şehit oldu.
Saldırganların propaganda sırasında sık sık "Sivas'ın intikamı alındı" ifadelerini kullandıkları ve saldırıyı Madımak olaylarına misilleme olarak nitelendirdikleri aktarıldı.
214 EV, CAMİ, OKUL VE KÖY ODALARI YAKILDI
Katliam yalnızca can kaybıyla sınırlı kalmadı.
Saldırganlar köy okulunu, camiyi, köy odalarını, öğretmen lojmanını, imam evini, araçları ve yüzlerce hayvanı ateşe verdi.
Lav silahları, el bombaları, dinamit ve yanıcı maddelerin kullanıldığı saldırıda 214 ev tamamen kullanılamaz hale geldi. Başbağlar köyü büyük ölçüde harabeye döndü.
PKK ELEBAŞI ÖCALAN SALDIRIYI ÖRGÜTÜN GERÇEKLEŞTİRDİĞİNİ SÖYLEDİ
PKK elebaşı Abdullah Öcalan, yargılandığı süreçte verdiği ifadede saldırının örgüt mensubu "Doktor Baran" kod adlı kişi tarafından gerçekleştirildiğini söyledi.
Olayın ardından bazı şüpheliler yakalanmasına rağmen davalar yıllarca sonuçsuz kaldı. Dosya farklı mahkemelere taşındı, çok sayıda duruşma yapılmasına rağmen kesin bir karar çıkmadı.
2022'DE YENİ İDDİANAME HAZIRLANDI
Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Temmuz 2022'de PKK/KCK üyesi oldukları belirlenen 21 sanık hakkında yeniden iddianame hazırlandı.
Sanıklar hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilirken, katliamda kullanılan silahların kriminal incelemeleri, tanık ifadeleri ve örgüt mensuplarının beyanları dosyaya eklendi.
Sanıklardan biri adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, diğerleri hakkında yakalama kararları çıkarıldı. Dava süreci halen devam ediyor.
GÖRGÜ TANIKLARI O GECEYİ UNUTAMIYOR
Katliamdan kurtulan köylüler, saldırganların köyü çok iyi tanıdığını ve vatandaşları isim isim çağırdığını anlattı.
Tanık Hakkı Keskin, erkeklerin köy meydanında toplandığını ve otomatik silahlarla tarandığını, kendisinin kaçarak kurtulduğunu söyledi.
Kadınlar ise dere kenarında toplandıklarını, yanlarına bomba bırakıldığını sonradan öğrendiklerini ifade etti.
Bir başka görgü tanığı da saldırganların evleri tek tek ateşe verdiğini, kadın, çocuk ve yaşlıları silah zoruyla dışarı çıkardığını anlattı.
ÇEKİÇ GÜÇ İDDİASI YENİDEN GÜNDEME GELDİ
Başbağlar Köyü Derneği Başkanı Mehmet Ali Dikkaya, saldırı günü bölgede ABD'nin oluşturduğu Çekiç Güç'e ait helikopterlerin görüldüğünü söyledi.
Dikkaya, Başbağlar'ın olağanüstü hal bölgesi dışında olmasına rağmen söz konusu helikopterlerin neden bölgede bulunduğunun araştırılması gerektiğini belirterek olayın tüm yönleriyle yeniden soruşturulmasını istedi.
KATLİAMIN SEBEBİ YERALTI KAYNAKLARI MIYDI?
Bölge sakinleri ve kanaat önderleri, katliam öncesinde ve sonrasında köylerini boşaltmaları yönünde çeşitli baskılarla karşılaştıklarını söyledi.
İddialara göre, katliamın ardından bölgede büyük madencilik şirketleri arama faaliyetlerine başladı. Köylüler, yıllar sonra başlayan bu çalışmalar nedeniyle, saldırının asıl amacının bölgedeki yer altı kaynaklarına erişimi kolaylaştırmak olabileceği yönündeki şüphelerinin arttığını ifade etti.
Malatya'nın Arapgir Belediye Başkanı Haluk Cömertoğlu da katliamın nedenlerine ilişkin iddiaların araştırılması gerektiğini belirtti.
Cömertoğlu, Başbağlar'a yakın bölgelerde daha sonraki yıllarda altın madenciliği faaliyetlerinin başlamasına dikkat çekerek, bölgede yaşayan nüfus üzerinde uzun süre göç baskısı oluşturulduğunu söyledi.
Cömertoğlu, bölgedeki yer altı rezervlerinin dikkate alınarak olayın tüm yönleriyle araştırılması gerektiğini söyledi.
DAVANIN AVUKATINDAN DİKKAT ÇEKEN AÇIKLAMA
Başbağlar Katliamı mağdurlarının avukatlığını yapan Avukat Cüneyt Toraman da 2015 yılında yaptığı açıklamada yer altı kaynaklarıyla ilgili iddiaların ciddi şekilde incelenmesi gerektiğini söyledi.
Toraman, katliamdan sonra köylülerin kendilerine, yabancı şirketlerin bölgede maden arama çalışmaları yürüttüğünü aktardığını belirterek, bu iddiaların doğrulanması halinde olayın yalnızca terör boyutuyla değil, farklı yönleriyle de değerlendirilmesi gerekebileceğini ifade etti.
Toraman, "Eğer bu iddialar doğruysa, olayın arkasında sadece terör örgütlerinin değil, farklı çıkar çevrelerinin de bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.
"HAZIRLIKLAR MADIMAK'TAN ÖNCE BAŞLAMIŞTI" İDDİASI
Toraman ayrıca dava dosyasında yer alan bilgilere göre, katliamdan yaklaşık 15 gün önce bazı sol örgüt mensuplarının bölgeye gelerek köylerde toplantılar yaptığını ve vatandaşlara yönelik tehditlerde bulunduğunu söyledi.
Bu nedenle saldırının yalnızca Madımak olaylarına tepki olarak planlandığı yönündeki değerlendirmelerin yeniden ele alınması gerektiğini belirten Toraman, hazırlık sürecinin daha önce başlamış olabileceğini söyledi.
KATLİAMIN 33. YIL DÖNÜMÜNDE CEVAP BEKLEYEN SORULAR
Başbağlar Katliamı'nın üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen olayın birçok yönünün hala açıklığa kavuşmadığı belirtilerek, kamuoyunda yanıt bekleyen çok sayıda soru yeniden gündeme getirildi.
Katliamı gerçekleştiren teröristlerin köyde hangi evlerde kimlerin yaşadığına ilişkin bilgiyi nereden aldığı, olay sırasında görüldüğü belirtilen sivil giyimli kişilerin kim olduğu, güvenlik güçlerinin ve savcılığın olay yerine neden yaklaşık 14 saat sonra ulaştığı ve çıkan yangınlara neden müdahale edilmediği gibi sorular bugüne kadar yanıt bulmadı.
Ayrıca, olay yerinde toplanan 585 kalaşnikof kovanına neden balistik inceleme yapılmadığı, cenazelere neden otopsi uygulanmadığı, yanan evlerin neden iş makineleriyle yıkıldığı, tanıklarla sanıkların neden hiçbir zaman yüzleştirilmediği ve itirafçıların ifadelerinin neden yeterince araştırılmadığı da kamuoyunda merak ediliyor.
Katliam sonrasında köye silah gönderildiği, bazı şüphelilerin kısa süre sonra serbest bırakıldığı ve yargılama sürecinde birçok kritik noktanın aydınlatılmadığı belirtilirken, 2013 yılında dönemin 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün talimatıyla gerçekleştirilen görüşmelerin ardından da herhangi bir rapor hazırlanmadığı belirtildi.
Tüm bu iddiaların ve soru işaretlerinin aydınlatılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kapsamlı bir araştırma komisyonu kurulması çağrısı yapılıyor