AKİT MENÜ

Dünya

Paşinyan adam çıktı... Türkiye ile normaleşme uğruna yok olmayı böyle göze aldı!

Ermenistan başbakanı Paşinyan, Türkiye ve Azerbaycanla normalleşme sürecine takoz olan Ermeni Kilisesi lideri Karekin II’nin ipini çekmeye hazırlanıyor. Bu duruma karşı Amerika’daki Ermeni lobileri ve Taşnaklar Paşinyan’a ateş püskürüyor. Paşiyan ise 'Ermenistan, ya Türkiye’yle normalleşecek,ya yok olacak!' siyasetini sonuna kadar götürmekte kararlı.

Haber Merkezi

Ermenistan başbakanı Paşinyan, Türkiye ve Azerbaycanla normalleşme sürecine takoz olan Ermeni Kilisesi lideri Karekin II’nin ipini çekmeye hazırlanıyor. Bu duruma karşı Amerika’daki Ermeni lobileri ve Taşnaklar Paşinyan’a ateş püskürüyor. Paşiyan ise 'Ermenistan, ya Türkiye’yle normalleşecek,ya yok olacak!' siyasetini sonuna kadar götürmekte kararlı.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ülkesinin yıllardır taşıdığı yüklerden kurtulmak için geri dönüşü oldukça zor bir yola girdi.

Bir tarafta Türkiye ve Azerbaycan'la normalleşme, sınırların açılması, bölgesel ticaret yollarının yeniden kurulması ve Ermenistan'ın ekonomik olarak nefes alması...

Diğer tarafta ise ülkenin en güçlü ve en köklü kurumlarından biri olan Ermeni Apostolik Kilisesi.

Paşinyan, normalleşme sürecinin önündeki siyasi ve toplumsal direnci kırmak için kilisenin lideri Karekin II'yi görevden uzaklaştırmaya kadar uzanan bir mücadeleyi göze aldı.

Üstelik bu mücadele artık söz düellosu olmaktan çıktı.

Karekin II ve beraberindeki üst düzey din adamları hakkında dava açıldı. 6 Ağustos'ta başlayan davada Karekin II, mahkeme kararına uymamakla suçlanıyor. Duruşma ise hâkimin tarafsızlığı konusunda çekilmesi nedeniyle daha ilk aşamada ertelendi.

 

Paşinyan'ın hedefinde neden kilise var?

Ermeni Apostolik Kilisesi, Ermenistan'da sıradan bir dini kurum değil.

Yüzyıllardır Ermeni kimliğinin en önemli taşıyıcılarından biri olan kilise, ülkedeki siyasi tartışmaların da doğrudan tarafı haline gelmiş durumda.

Karekin II ise 1999'dan beri kilisenin başında.

Paşinyan ile kilise arasındaki gerilim özellikle 2024'ten itibaren sertleşti. Kilise yönetimi, Paşinyan hükümetinin Azerbaycan'la yürüttüğü barış ve normalleşme politikalarına karşı çıkan çevrelerle birlikte hareket etmekle suçlandı.

Paşinyan ise kilisenin Rusya'nın etkisinde olduğunu ve hükümet karşıtı siyasi faaliyetlere alan açtığını öne sürüyor. Ancak bu suçlamalara ilişkin kamuoyuna sunulmuş kesin bir kanıt bulunmadığı da belirtiliyor. Kilise ise suçlamaları reddediyor ve hükümetin kendisini siyasi otoriteye bağlamak istediğini savunuyor.

Kilise cephesi ise yaşananları açıkça "kiliseye karşı kampanya" olarak nitelendiriyor.

Ermeni Kilisesi'nin Yüksek Ruhani Konseyi, Karekin II'nin istifasının zorla kabul ettirilmeye çalışıldığını ve kilisenin devlet otoritesine tabi hale getirilmek istendiğini açıkladı.

 

Paşinyan geri adım atmıyor

Fakat Paşinyan'ın hesabı farklı.

Ermenistan Başbakanı, Türkiye ve Azerbaycan'la ilişkilerin normalleşmesini artık bir tercih değil, ülkenin geleceği açısından zorunluluk olarak görüyor.

Paşinyan haziran ayında yaptığı açıklamada Türkiye ve Azerbaycan'la ilişkilerin tamamen normalleştirilmesi halinde Ermenistan'ın dış politikasının "dengeye" kavuşacağını ve ülkenin önünde yeni fırsatların açılacağını söyledi.

Hatta Türkiye ile ilişkisiz olmanın başlı başına bir dengesizlik oluşturduğunu belirterek, Ankara ve Bakü ile normal ilişkiler kurulmasının gerekli olduğunu açıkça ifade etti.

Bu yaklaşım, Ermenistan'ın geleneksel siyasetinden ciddi bir kopuş anlamına geliyor.

 

Çünkü Paşinyan'ın önündeki denklem artık şu:

Türkiye ile normalleşme + Azerbaycan'la barış + bölgesel ticaret yollarının açılması = Ermenistan'ın ekonomik ve stratejik olarak yeniden ayağa kalkması.

Ancak bunun bedeli, Ermenistan içerisindeki bazı güçlü aktörlerle çatışmak olabilir.

 

Taşnaklar ve diaspora ayağa kalkıyor

Paşinyan'ın politikaları yalnızca Ermenistan'daki muhalifleri değil, diaspora içerisindeki sert milliyetçi çevreleri de karşısına alıyor.

Özellikle Taşnaksutyun çizgisindeki milliyetçi yapılar ve ABD başta olmak üzere Batı ülkelerindeki bazı Ermeni diaspora çevreleri, Paşinyan'ın Azerbaycan ve Türkiye'yle yürüttüğü sürece sert biçimde karşı çıkıyor.

Kilise ile hükümet arasındaki kavganın büyümesi de bu nedenle yalnızca dini bir tartışma olarak görülmüyor.

Bu, Ermenistan'ın gelecekte nasıl bir devlet olacağına ilişkin çok daha büyük bir mücadelenin parçası.

Bir tarafta geçmişteki çatışmalar ve diaspora siyasetinin belirlediği Ermenistan...

Diğer tarafta ise sınırlarını açmak, ticaret yapmak ve komşularıyla normal ilişkiler kurmak isteyen yeni bir Ermenistan var.

Paşinyan ikinci yolu seçmiş görünüyor.

 

Bakü de bekliyor

Üstelik Azerbaycan cephesi de normalleşmenin önündeki bazı temel şartların yerine getirilmesini istiyor.

Bakü, kalıcı barış anlaşmasının imzalanabilmesi için Ermenistan Anayasası'ndaki Karabağ'a ilişkin referansların değiştirilmesini talep ediyor.

Temmuz ayında Azerbaycanlı yetkililer iki ülke arasında artık "gerçek barış" bulunduğunu, ticaret ve doğrudan temasların yeniden başladığını söyledi. Ancak nihai barış anlaşmasının imzalanması için anayasa değişikliğini şart koşmaya devam etti.

Yani Paşinyan'ın önünde yalnızca Türkiye meselesi yok.

Azerbaycan'la barış, Türkiye ile normalleşme, anayasa değişikliği, Rusya'dan uzaklaşma ve kilisenin siyasi etkisinin kırılması aynı denklem içerisinde birleşiyor.

Ve Paşinyan bu denklemde geri adım atmak yerine riskleri büyütüyor.

"Ya normalleşeceğiz ya da aynı yerde kalacağız"

Paşinyan'ın asıl hesabı ise oldukça net:

Ermenistan'ın denize çıkışı yok.

Türkiye sınırı yıllardır kapalı.

Azerbaycan'la onlarca yıllık çatışmanın ardından yeni bir barış düzeni kurulmaya çalışılıyor.

Ekonomik ve ulaşım koridorlarının açılması ise Ermenistan için yalnızca diplomatik değil, ekonomik bir mesele.

Bu nedenle Paşinyan, Türkiye ve Azerbaycan'la normalleşmeyi ülkesinin geleceğinin merkezine yerleştirmiş durumda.

Bunun karşılığında ise Ermenistan'ın içerisindeki en güçlü geleneksel yapılardan biriyle savaşı göze alıyor.

Karekin II'nin görevden uzaklaştırılması yönündeki baskının artması da bu mücadelenin en kritik aşaması.

Paşinyan'ın önündeki yol artık kolay değil.

Çünkü karşısında yalnızca siyasi muhalefet bulunmuyor.

Kilisenin gücü, diaspora örgütleri, milliyetçi çevreler ve Rusya'ya yakın olduğu düşünülen aktörler aynı anda devreye girmiş durumda.

Ama Paşinyan'ın mesajı da giderek netleşiyor:

Ermenistan geçmişin hesaplarıyla mı yaşayacak, yoksa komşularıyla normalleşerek yeni bir gelecek mi kuracak?

Paşinyan ikinci seçeneği tercih ediyor.

Ve bunun için kendi ülkesindeki en güçlü kurumla bile karşı karşıya gelmeyi göze almış durumda.

Ermenistan'ın önünde artık tarihi bir tercih var: Türkiye ve Azerbaycan'la normalleşmek ya da bölgesel yalnızlığını sürdürmek.

Paşinyan ise tercihini çoktan yapmış görünüyor.

Normalleşme uğruna siyasi geleceğini, kiliseyle ilişkilerini ve ülkesindeki güçlü çevrelerin desteğini riske atıyor.

Yorumlara Git

Levent Gültekin’den dikkat çeken çıkış: Erdoğan PKK’ya taviz vermedi, hatta çok daha sert davrandı

Amerikalı turistin İslam'ın simgesiyle tanıştığı anlar: İlk kez duyduğu ezan sesi ruhuna işledi

Aziz Sancar’dan Türk gençlerine gurur veren mesaj: “Bunu bir Türk yaptı, ben de yapabilirim”

CHP’nin eskisi de yenisi de aynı zihniyette! İkili oynadılar

Paşinyan adam çıktı... Türkiye ile normaleşme uğruna yok olmayı böyle göze aldı!