Tarih
Türkçe ezan zulmü... Binlerce yılın yabancısı bir ses değdi minarelere:'Tanrı uludur'
Baran Dergisi'ndeki yazısında tek parti rejiminin ezan politikalarını ele alan Murat Akdemir, Türkçe ezan dayatmasının arkasındaki ideolojik arka planı, Dolmabahçe'de yürütülen hazırlıkları ve Müslümanların maruz kaldığı baskıları gözler önüne seriyor.
Baran Dergisi'ndeki yazısında tek parti rejiminin ezan politikalarını ele alan Murat Akdemir, Türkçe ezan dayatmasının arkasındaki ideolojik arka planı, Dolmabahçe'de yürütülen hazırlıkları ve Müslümanların maruz kaldığı baskıları gözler önüne seriyor.
Tek parti rejimi, dini milli sınırları içine hapsetmek ve ümmet fikrinden koparmak amacıyla İslam'ın en görünür sembollerine yönelik kapsamlı bir dönüştürme politikası izledi. Hilafetin kaldırılması, medreselerin ve tekke-zaviyelerin kapatılmasının ardından sıra ibadet hayatına geldi. Bu doğrultuda Kur'an'ın tercümesi, hutbelerin Türkçeleştirilmesi ve ezanın değiştirilmesi uzun süre planlandı.
Çalışmaların merkezi Dolmabahçe Sarayı oldu. Mustafa Kemal'in yakından takip ettiği bu süreçte, aralarında dönemin tanınmış hafızlarının da bulunduğu özel bir heyet görevlendirildi; Kur'an, hutbe, tekbir, kamet ve ezan yeniden metinleştirildi.
İlk Türkçe ezan, 29 Ocak 1932'de İstanbul Fatih Camii'nde Hafız Rifat Bey tarafından okundu. Ardından 3 Şubat 1932'de Kadir Gecesi vesilesiyle Ayasofya Camii'nde Türkçe ezan, Türkçe kamet ve Türkçe tekbirin okunduğu büyük bir program düzenlendi ve bu metin radyo aracılığıyla duyuruldu. Diyanet İşleri Reisliği tarafından yayımlanan genelgeler ve talimatlarla Türkçe ezan, kamet ve tekbir tüm yurtta mecburî kılındı. 1933 tarihli tamimle, Arapça ezana göz yuman din görevlilerinin ağır şekilde cezalandırılacağı ilan edildi.
Uygulamanın takibi için camilere polis ve jandarma gönderildi; müezzin mahfillerinde bekleyen süngülü askerler ezanın lafızlarını bizzat kontrol etti. Arapça ezan okuyan, direnen veya kurallara uymayan müezzinler takip edildi, tutuklandı, hapisle cezalandırıldı ya da "meczup" ilan edilerek akıl hastanelerine kapatıldı. Müftüler, vaizler ve yerel yöneticiler görevden uzaklaştırıldı ve haklarında soruşturmalar açıldı.
Uygulamaya karşı ilk büyük toplumsal tepki 1 Şubat 1933'te Bursa Ulucami'de Arapça ezan okunması üzerine yaşandı. Olayın ardından Mustafa Kemal Bursa'ya gitti, valilik önünde toplanan kalabalık dağıtıldı, çok sayıda kişi tutuklandı ve mahkemeler kuruldu. Devletin bütün bu baskılarına ve süngülü denetimlerine rağmen halk ve bazı din görevlileri, Arapça ezanı gizlice okumaya devam ederek ve yeni nesillere aktararak direnişi sürdürdü.