Aktüel
Sapanca Gölü’nün altında ne var? Vatikan’ın peşinde olduğu gizem!
Koray Kamacı SüperHaber’deki köşe yazısında, Sapanca Gölü’nün çekilen sularıyla gün yüzüne çıkan ve Geç Antik Çağ’a tarihlenen mozaikli yapının gizemini mercek altına aldı. Kamacı, gölün altında daha geniş bir arkeolojik alan bulunup bulunmadığını sorgularken, yapıya yönelik Vatikan ilgisinin de dikkat çekici olduğunu yazdı.
Koray Kamacı SüperHaber’deki köşe yazısında, Sapanca Gölü’nün çekilen sularıyla gün yüzüne çıkan ve Geç Antik Çağ’a tarihlenen mozaikli yapının gizemini mercek altına aldı. Kamacı, gölün altında daha geniş bir arkeolojik alan bulunup bulunmadığını sorgularken, yapıya yönelik Vatikan ilgisinin de dikkat çekici olduğunu yazdı.
İşte o yazı: Evet sevgili dostlar hafta sonu Sapanca’daki sevgili dostum Sedat Mercan ile birlikteydik. Kendisi ile Sakarya’nın incisi Sapanca İlçesi ile ilgili sohbet ederken, konu Sapanca Gölü’ne geldi ve buradaki sırları konuştuk. Bu konuda geçmişte yaptığım araştırmalar neticesinde Sapanca Gölü ile ilgili bir hayli derin bir sohbet ettik. Sapanca Gölü’ne uzaktan baktığınızda sakin, berrak ve huzurlu bir göl görürsünüz. Fakat bu görüntünün altında, yüzyıllardır tarihin izlerini taşıyan başka bir dünya bulunuyor. Son yıllarda gölün su seviyesinin düşmesiyle birlikte mozaikli tarihi bir yapı yeniden gün yüzüne çıktı. Sakarya Üniversitesi’nden Sanat Tarihi Araştırma Görevlisi Dr. Görkem Işık, yapının Geç Antik Çağ’a, yaklaşık MS 4. ile 6. yüzyıllar arasına tarihlenebilecek küçük bir şapel veya erken dönem kilisesi olabileceğini belirtti. Mozaiklerin yapım tekniği ve süsleme özellikleri de bu değerlendirmeyi destekliyor. İşte Sapanca’nın gizemi tam da burada başlıyor...
Gölün altında gerçekten de bir Kilise mi var? İşte bu soru ve çıkan bulgular da Sapanca Gölünü daha da önemli bir hale getiriyor. Bu artık yalnızca bir şehir efsanesi değil... Su seviyesinin çekilmesiyle ortaya çıkan dikdörtgen planlı yapıda kesme taş duvarlar, mermer parçaları ve mozaik döşemeler tespit edildi. Uzmanların ilk değerlendirmesine göre burası sıradan bir evden ziyade dini amaçlı bir yapı olabilir. Peki bir kilise neden gölün altında? Cevap aslında oldukça ilginç... Uzmanlara göre yapı inşa edildiği dönemde bugünkü kıyı çizgisinin yakınında bulunuyordu. Yüzyıllar içerisinde göl seviyesindeki doğal değişimler sonucunda yapı su altında kaldı. Yani ortada mutlaka ani bir felaketle yok olmuş bir şehir olması gerekmiyor. Fakat bu durum başka bir soruyu beraberinde getiriyor ve eğer burada bir kilise varsa, ona hizmet eden yerleşim neredeydi? Bir Kilise tek başına inşa edilmiş olabilir. Ancak yakın çevrede başka yapılar, mezarlar, yollar, manastır kalıntıları veya bir yerleşim bulunup bulunmadığı henüz ortaya çıkmayan önemli hususlardandır.
Sapanca Gölü’nün altında bir kayıp şehrinde olduğu hususu da gayet önem teşkil etmektedir. Aynı zamanda Sapanca ve çevresinin tarihi de oldukça eskidir. Bölgenin yerleşim geçmişinin MÖ 1200'lü yıllara kadar götürüldüğü; Frig, Bitinya, Roma dönemlerinde farklı kültürlerin burada yaşadığı belirtiliyor. Antik kaynaklarda Sapanca ve göl çevresi Sophon/Siphon gibi isimlerle anılmıştır. Bölgede Doğu Roma dönemlerine ait lahitler ve taş eserler de geçmişte burada önemli yerleşimlerin bulunduğunu gösteriyor. Dolayısıyla “Sapanca’nın altında geçmişten hiçbir şey yok” demek mümkün değil.
Sapanca Gölü’nün altındaki batık Kilisenin içinde ne vardı? Geç Antik Çağ, Anadolu'da Hristiyanlığın hızla yayıldığı ve Roma dünyasının dini yapısının büyük ölçüde değiştiği dönemdir. Bu nedenle gölün kıyısındaki bir kilise, yalnızca ibadet edilen bir yapı olmayabilir. Belki küçük bir manastır topluluğuna hizmet ediyordu veya bölgeden geçen yolcuların uğradığı bir dini merkezdi. Belki de yakınlardaki Doğu Roma yerleşimleriyle bağlantılıydı. Nitekim uzmanlar da yapının yakın çevredeki Doğu Roma dönemi yerleşimleriyle, özellikle Kurtköy çevresindeki Doğu Roma kalesiyle bağlantılı olabileceğini de değerlendiriyor. İşte bu ihtimal, gölün altında daha geniş bir arkeolojik alan bulunup bulunmadığı sorusunu önemli hale getiriyor...
Aynı zamanda Vatikan’ın da bu yapının peşinde olduğuna dair ilginç bilgiler de var. Sapanca’yı ziyaret eden ve Sapanca Gölüne bizzat gidip oralar ile ilgili çalışma yapan Kardinaller de önemlidir. Bu yönüyle İznik Gölü ile Sapanca Gölü’nün ilginç bir benzerliği de olabilir. İki farklı göl lakin aynı yerin radarında olması önemli...
Unutmamak lazımdır ki; erken Hristiyanlık tarihi açısından Anadolu olağanüstü derecede önemlidir. Doğu Roma, İznik, Efes, Antakya ve Kapadokya gibi merkezler Hristiyanlık tarihinin en önemli yerlerinden bazılarıdır. Sapanca da İstanbul–İznik–Anadolu arasındaki tarihsel coğrafyanın içinde yer alır. Bu bağ çok ama çok önemlidir. Bu minvalde çözülmeyi bekleyen önemli sırların da olduğu muhakkaktır. Vatikan’ın buraya olan ilgilisi ve çalışmaları Türk Devleti’nden habersiz değildir. Devletimizin de bu konuda özel olarak çalışmalar yaptığı muhakkaktır...