İSLAM
Ali Rıza Demircan hoca yazdı: İşte kabir aleminde yaşanacaklar
İlahiyatçı Ali Rıza Demircan hoca efendi, “Hadîslere göre, gerçek mü’minler, kâfirler ve münafıkların kabir hayatı” başlıklı yazısında, berzah aleminde yaşanacaklara dair çarpıcı bilgileri aktardı.
Ali Rıza Demircan hoca efendinin Mirat Haber’de yayınlanan yazısı şöyle:
Önceki yazılarımızda Kur’ân ve Sünnet kaynaklı açıklamalarla Kabir hayatının varlığını açıklamaya çalıştık. Şimdi de Kur’ân ile irtibatlı hadislerle ayrıntıları verelim:
Sünnet’e/Hadislere Göre Hakiki Mü’minlerin Kabir Hayatı
“Mü’min dünyadan ilişiğini keserek Âhiret’e yöneldiğinde -ölüm anında- mü’mine doğru gökten yüzleri bembeyaz güneş gibi parlak melekler inerler. Beraberlerinde cennet kefenlerinden bir kefen ve cennet kokularından bir koku olan bu melekler görüş alanını dolduracak şekilde ölüm anındaki mü’mine yaklaşıp oturarak onu kuşatırlar.
Bir süre sonra da ölüm meleği gelerek mü’minin baş ucuna oturur ve:
– Ey Temiz ve Güzel Nefis! Allah’ın rızasına ve mağfiretine doğru yönelerek bedenden çık, der.
Su kabının ağzından damlanın sıyrıldığı gibi rûh bedenden sıyrılarak çıkar. Ölüm meleği ruhu alır. Fakat semadan gelen melekler, bir lâhza dahi ruhu ölüm meleğine bırakmazlar. Ruhu alırlar, getirdikleri Cennet kefenine sarar ve Cennet kokusuna daldırırlar. Mü’minin ruhundan, yeryüzündeki misk kokularının en nefisi gibi hoş bir koku çıkar (ve çevreye dağılır.)”
“Melekler, onların canlarını iyi kimseler olarak alırken, ‘Selâm size! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin Cennet’e’ derler.” (Nahl 32)
Melekler Beraberlerindeki Bu Ruhla Yükselirler
Uğradıkları her bir melek topluluğu, bu güzel ruh, kimin ruhudur diye sorarlar. Refakatçı melekler falan oğlu filandır diyerek insanların onu dünyada isimlendirildiği adların en güzeli ile onu tanıtırlar. Böylece dünya göğüne gelirler.
Daha Önce Ölenlerin Karşılaması
Burada, daha önce ölen mü’minlerin ruhları onun yanına gelirler. Onlar bu ruhla karşılaşmaktan ötürü sizden birinizin uzun süredir görüşmediği bir dostu ile karşılaşmaktan duyduğu sevincin daha fazlasını duyarlar. Ve ona sorarlar:
– Filanca adam ne yapıyor. (Filanca kadın ne ediyor?)
Sorulanlardan biri hakkında, -(o daha önce ölmüş) size gelmişti- şeklinde cevap verdiği zaman ise onlar da şöyle derler:
– Öyleyse o varacağı yer olan uçuruma götürüldü.
Bu sırada mü’minlerin ruhlarından bir kısmı diğerlerini şöylece uyarırlar:
– Onu bırakınız da istirahat etsin. Biliyorsunuz o dünya hüzünleri içindeydi.
Gök Katının Açılması İstenir
Melekler bu ruha gök katının açılmasını isterler ve açılır. Her bir semada o katın Allah’a yakın melekleri mü’minin ruhunu karşılar ve bitişiğindeki göğe uğurlarlar. Nihayet yedinci göğe varırlar burada mekânlardan beri olan Yüce Allah meleklerine şöyle buyurur:
– Bu kulumun amel kitabını ‘İlliyyîn’e (yazılmış ve mühürlenmiş yüceler divanına) yazın ve onu şimdi yeryüzündeki kabrine döndürün. (Bak. Mutaffifîn 18-20)
“Ben siz insanları topraktan yarattım, oraya döndüreceğim. Sonra (Kıyamet Günü) onların (vücutlarını) bir defa daha topraktan çıkaracağım.” (Taha 55)
Kabire Dönüş
Rûh kabirdeki cesede döndürülür. Mü’min kabrine defnedildiğinde ailesi ve cenaze cemâati dağılırken onların ayak seslerini duymaya başlar.
Kabir, mü’mini şu sözlerle karşılar:
– Hoş geldin. Merhaba. Üzerimde gezenlerin bana en sevgili olanı sendin. Şimdi bana geldiğin ve seni koruyucu dostluğum altına aldığım bu gün sana (nasıl dost muamelesi) yapacağımı göreceksin.
Kabirde mü’minin namazı baş ucuna, zekâtı sağ tarafına, orucu sol tarafına, sadaka, akraba, ziyareti ve insanlara yaptığı iyilikler gibi hayırları da ayak tarafına gelir yerleşir.
Münker ve Nekir’in Sualleri
(Bu sırada siyah yüzlü ve gök gözlü Münker ve Nekir adlı iki soru meleği gelir.) Baş ucundan geldiklerinde mü’minin namazı benim tarafımdan giriş yoktur der. Sağ tarafından geldiklerinde zekâtı, sol tarafından geldiklerinde orucu, ayak tarafından geldiklerinde hayırları -aynı şekilde- bizim tarafımızdan giriş yoktur, derler.
Bunun üzerine mü’mine otur denir. O da korkusuz ve endişesiz bir şekilde oturur. Bu sırada güneş guruba yaklaşmış bir şekilde temsil olunarak gösterilir. (Sual melekleri tarafından)
– Şimdi sana soracaklarımızı cevaplandır, denir. Mü’min ise, “beni bırakın da namaz kılayım” der. Melekler; “namazını kılacaksın, fakat şimdi suallerimizi cevaplandır” derler.
Sormaya başlarlar ve mü’min de cevap verir:
– Rabbin kimdir?
– Rabbim Allah’tır.
– Dînin nedir?
– Dinim İslâm’dır.
– Size gönderilen (Muhammed) kimdir?
– O bize apaçık belgelerle geldi; ben iman ve ilan ederim ki Allah’tan başka ibâdete layık bir Rab yoktur.
Muhammed Allah’ın kulu ve Peygamberidir.
Sual Meleklerinin Tasvibi
Bu cevaplardan sonra, sual melekleri şöyle derler:
– Biz senin dünyada da böyle söyleyip kalbinle tasdik ettiğini bilirdik. (Mü’min sualleri cevaplandırdıktan sonra) parlak yüzlü, hoş kokulu ve güzel elbiseli bir kişi gelir ve şöyle der:
Rabbinin rahmetine ve içinde daimi nimetlerin bulunacağı Cennetlere ereceğin için sana müjdeler olsun.
Mü’min rûh da sorar:
– Allah seni hayırla mükâfatlandırsın. Sen kimsin?
– Ben senin (Hak inancın) hayırlı amelinim. Allah’a yemin ederim ki, sen Allah’a itaate koşan, günahlardan kaçınan bir insandın. Allah seni hayırlarla mesut etsin.
Kabir Genişletilir
(Bundan sonra) kabir gözün olabildiğine enine ve boyuna genişletilir. Yeşilliklerle tanzim olunur, bedir halindeki ay gibi (ışıklarla) aydınlatılır.
Kabirde mü’min için Cehennem tarafına bir pencere açılır. Mü’min bu pencereden Cehennem’in alevlerinin birbiri üzerinde şiddetle dalgalandığını görür. Sonra da mü’min için Cennet’e nazır bir pencere açılır ve ona şöyle denir:
– (Ey mü’min!) Bir de Allah’ın bu ateşten seni koruyarak koyacağı makamına bak. Rabbinin senin için orada hazırladıklarına nazar et. O da bakar. Cennet’in kokuları ve meltemlerinin kabre dolduğu bu pencereden Cennet’in yeşil manzarası ve güzelliklerini ve de içindeki nimetleri görür de kavuşma arzusu ve sevinci artar. O’na şöyle denir:
– İşte bu mübarek yer senin makamındır. Sen dünyada samimi bir imanla yaşadın. Bu iman ve kanaat üzere öldün, inşallah bu iman nuru ile dirileceksin.
Cennette Gezinti
Sonra da mü’minin ruhu (gezinti için) Cennet ağaç(lar)ına konan yeşil bir (Cennet kuşuna) yerleştirilir. Cesedi ise yaratıldığı toprağa bırakılır.
Hadîslere Göre Kâfirlerin ve Münafıkların Kabir Hayatı
(Allah’a, kanunlarına veya inanılması gerekli İslâmî esaslardan birisine inanmayan) kâfir (ve şeklen inanır göründüğü halde kalben inanmayan münafık) kişi, ölüm komasına girip Ahirete yöneldiğinde semadan siyah yüzlü melekler inerler. Beraberlerinde getirdikleri (can yakıcı) elbise ile o kişinin etrafında göz alabildiğine bir topluluk halinde otururlar.
“Melekler, kâfirlerin suratlarına ve sırtlarına vura vura canlarını alır ve şiddetle yakıcı azâbı tadın derlerken bir görmeliydin onları.” (Enfal 50)
Ölüm Meleği Gelir
Ölüm meleği de gelerek baş ucuna oturur ve şöyle der:
– Ey Kötü Pis Ruh! Allah’ın gazabına doğru bedenden çık.
“…O zalimler, ölümün (boğucu) dalgaları içinde, melekler de pençelerini uzatmış, onlara: “Haydi canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı gerçek olmayanı söylemenizden ve O’nun âyetlerine karşı kibirlilik taslamış olmanızdan ötürü, bugün alçaklık azabı ile cezalandırılacaksınız!” derken onların halini bir görsen!” (En‘âm 93)
Kızgın şişin ıslak yün içinden çıkarılması gibi ölüm meleği ruhu bedenden soyarak alır. Ölüm meleği canı alır almaz, semadan gelen melekler bir lahza olsun ruhu ölüm meleğinin elinde bırakmazlar. O’nu alırlar ve getirdikleri Cehennemî elbiseye sararlar.
Bu (inkarcı ve isyancı) rûhtan yeryüzündeki leş kokularının en kötüsü gibi bir koku çıkar.
Melekler bu ruh’la yükselirler. Karşılaştıkları melekler cemâatinin her biri “bu kötü rûh da kimdir?” diye sorarlar. Refakatçi melekler de dünyada isimlendirildiği adların en kötüsü ile “falandır” diye onu tanırlar.
Gök Katı Açılmaz
Dünya göğüne geldiklerinde, melekler gök katının bu ruha açılmasını isterler, fakat açılmaz.
Peygamber’imiz sözlerinin bu kısmında A‘râf Sûresi’nin şu anlamdaki 40. âyetini okudu:
“(İndirdiğimiz Kur’ân’î) âyetlerimizi, yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklük taslayanlara göğün kapıları açılmaz. Deve iğnenin deliğinden geçmedikçe onlar Cennet’e giremezler. Biz suçluları işte böyle cezalandırırız.”
(Kâfir veya münafığın ruhunu getiren meleklere) Allah Zülcelal şöyle buyurur:
– Bunun amel kitabını ‘Siccîn’e, (yerin en alt tabakasındaki inkârcıların ve şeytanların/şeytanlaşmış insanları amellerinin kayıtlı olduğu mühürlü divana) yazın. Sonra bu kötü rûh boşluğa atılır. (Bak Mutaffifîn 7-9)
Allah’ın Resûlü açıklamalarının bu bölümünde de Hac Sûresinin şu anlamdaki 31. âyetini okudu:
“Allah’ın varlığı ve birliğine yürekten inanın. O’na ortak koşanlardan olmayın. Allah’ın zatına ve düzenine ortak koşanlar gökten düşerken kuşların kaptığı veya rüzgârların uzaklara sürüklediği nesneler gibi dayanaksızdır.”
Kabire Dönüş ve Kabirin Karşılaması
Neticede rûh kabirdeki cesedine döner. Kabir onu şu sözlerle karşılar!
– Yazıklar sana. Üzerimde gezenlerin bana en çirkin olanı sendin. Şimdi seni teslim aldım. Sana yazıklar olsun! Seni benim hakkımda kim aldattı? Sen benim imtihan konağı, zulmet meskeni, yalnızlık evi ve insanların cesedini kemiren bir yurt olduğumu bilmiyor muydun?
Bana tek olarak getirileceğin hususunda seni ne gaflete düşürdü? Şimdi sana nasıl düşmanca davranacağımı göreceksin.
Bu sırada siyah (yüzlü) gök (gözlü) Münker ve Nekir adlı melekler gelir. Bu sual melekleri ile imansız kişi arasında bir engel olmaz. O’nu oturturlar. Müthiş bir korku içerisinde ve feryat ederek oturur.
Melekler sorarlar:
– Rabbin kimdir?
Ne söylediğini bilmeyen şaşkınlar gibi mırıldanarak cevap verir.
– Bilmiyorum.
– Size gönderilen Muhammed kimdir?
– Muhammed’le (a.s.) ilgili bir şey bilmiyorum. Halk onun için Peygamberdir diyorlardı.
Senin dünyada böyle dediğini, şimdi de böyle söyleyeceğini biliyorduk, derler.
Bu sorgulamanın ardından kabre çirkin yüzlü, pis kokulu ve kötü elbiseli bir kişi gelir ve şöyle der:
– Sana Allah’ın gazabına uğrayacağını ve elem verici daimî bir azapla azaplandırılacağını bildiririm.
O da şöyle der:
– Allah cezanı versin. Sen kimsin?
– Ben senin (bâtıl inancın ve) kötü amelinim. Sen Allah’a itâatten kaçınan, sapık düşünce ve işlere koşan bir adamdın.
(Derken) gökten bir görevli melek (kabirle alâkalı meleklere) şu talimatı verir:
– O yalan söyledi. Ona ateşten döşek yayın. Ona ateşten giysiler giydirin.
Azab Meleğinin Tasallutu
Bundan sonra O’na kör, sağır ve dilsiz olup yanında (bütün insanların ve cinlerin kaldıramayacağı ağırlıkta ve bir dağa vurulsa toprak hâline getirecek güçte) demirden topuz bulunan bir melek musallat edilir.
Bu melek (kâfir veya münafık) ruha öyle bir darbe vurur ki, insanlar ve cinlerden başka, doğu ile batı arasındaki her canlı varlık onun feryadını işitir…
Melekler onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken durumları nasıl olacak!
Bunun sebebi, onların Allah’ı gazaplandıran şeylerin ardınca gitmeleri ve O’nu razı edecek şeylerden hoşlanmamalarıdır. Bu yüzden Allah onların işlerini boşa çıkarmıştır.” (Muhammed 27-28)
***
Kabir hayatı bahsini, Peygamberimizin yapmamız için öğrettiği bir dua ile bitirelim:
“Allah’ım! Mâlî kulluk görevlerimi yapmama olan cimrilikten, tembellikten, ihtiyarlığın zaaflarından ve kabir azabından… sana sığınırım.” (Buhârî, Tefsîrü’l-Kur’ân, İbrahim 2)
Ali Rıza Demircan