AKİT MENÜ

Gündem

İsrail artık gizlemiyor! 'Hedefimiz Türkiye'

Soykırımcı israil, Suriye’deki saldırılarıyla artık bölgeye yönelik emellerini gizlemiyor. Türkiye’nin olası askeri varlığını açıkça “tehdit” ilan eden Tel Aviv yönetimi, Ebu Zuhur’un yanı sıra daha önce T-4, Palmira ve Hama’daki tesisleri de benzer gerekçelerle hedef aldı. Soykırımcı israilin saldırıları, Suriye’nin askeri yapılanmasının tamamlanmasını engelleme çabası olarak yorumlanıyor.

Haber Merkezi

Soykırımcı israil, Suriye’deki saldırılarıyla artık bölgeye yönelik emellerini gizlemiyor. Türkiye’nin olası askeri varlığını açıkça “tehdit” ilan eden Tel Aviv yönetimi, Ebu Zuhur’un yanı sıra daha önce T-4, Palmira ve Hama’daki tesisleri de benzer gerekçelerle hedef aldı. Soykırımcı israilin saldırıları, Suriye’nin askeri yapılanmasının tamamlanmasını engelleme çabası olarak yorumlanıyor.

Soykırımcı israil savaş uçakları, 18 Ağustos sabahı Suriye’nin kuzeybatısında, İdlib’in doğu kırsalındaki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’nı hedef aldı.

Suriye devlet televizyonunun askeri bir kaynağa dayandırdığı bilgilere göre üssün pisti ve depoları sekiz hava saldırısıyla vuruldu. Yerel ve askeri kaynaklar can kaybı bildirmezken tesiste maddi hasar meydana geldi.

Türkiye sınırının yaklaşık 70 kilometre doğusunda bulunan Ebu Zuhur, uzun süredir faal bir askeri havaalanı olarak kullanılmıyordu. Ancak Hama ve Halep vilayetleri arasındaki geçiş güzergahında yer alması ve Suriye çölüne yakınlığı nedeniyle stratejik önem taşıyor.

 

SİYONİSTLER 20 SAAT SONRA ÜSTLENDİ

Soykırımcı israil saldırıyı 20 saat sonra üstlendi. Soykırımcı israil Başbakanlık Ofisi, Türkiye askerlerinin Halep yakınlarındaki bir hava üssüne konuşlandırılmasının israil’in güvenliği açısından “tehdit” oluşturacağını söyledi.

israil Başbakanlık Ofisi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Suriye’deki Türkiye askeri varlığına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Açıklamada, israil ile Suriye arasında güvenlik konularında mevcut durumun korunmasına yönelik bir mutabakat bulunduğu savunularak, Şam yönetiminin Türkiye birliklerinin Halep yakınlarındaki bir hava üssüne konuşlandırılmasına izin vermeye hazırlandığı ileri sürüldü.

israil Başbakanlık Ofisi açıklamasında, “israil ve Suriye, güvenlik meselelerinde statükonun korunması konusunda anlaşmıştı. Suriye, Türk birliklerinin Halep yakınlarındaki bir hava üssüne konuşlanmasına izin vererek bu statükoyu ihlal etmenin eşiğine geldi.” ifadelerini kullandı.

Tel Aviv yönetimi, Türkiye askerlerinin bölgede konuşlandırılmasını doğrudan israilin güvenliğiyle ilişkilendirerek, Şam yönetimini bu konuda daha önce de uyardığını öne sürdü.

Açıklamada, “israil, böyle bir konuşlanmanın israilin güvenliği açısından tehdit oluşturacağı konusunda Suriye’yi defalarca uyardı” denilerek, “Suriye bu uyarıları görmezden gelmeyi tercih etti.” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamanın devamında ise yeni saldırı mesajı verilerek, “israil, güvenliğine yönelik tehditlere müsamaha göstermeyecektir ve statükoya geri dönülmesini memnuniyetle karşılayacaktır.” iddiasında bulunuldu.

israilin saldırıları konusunda sessiz kalması yeni bir durum değil. israil geçmişte de özellikle hassas nitelikteki bazı operasyonlarını gerçekleştirdikten ancak yıllar sonra kamuoyuna açıklamıştı.

Ancak bu kez aynı gün saldırı hakkında açıklama yapmak zorunda kaldığı görülüyor. İsrail aynı zamanda bunu Türkiye’nin Suriye’deki varlığına karşı olduğunu açıkça ortaya koymak için bir fırsat olarak değerlendirmek istediği görülüyor. Bunu yaparken Ankara ile doğrudan karşı karşıya gelmekten kaçınmaya çalıştığı da görülüyor.

Soykırımcı israilin, ABD’nin bir anlaşmaya varılması yönündeki girişimlerinin sürdüğü bir dönemde gelecekte yapılabilecek müzakerelerde bu durumu Suriye üzerinde baskı unsuru olarak kullanmaya çalışması da ihtimaller arasında.

Öte yandan israilin bu dönemdeki hamleleri, 27 Ekim’de yapılması planlanan Knesset seçimleri öncesindeki iç siyasi hesaplardan ve mesajlardan da bağımsız değil. ABD’nin de bu faktörü dikkate aldığı belirtiliyor.

SALDIRIDAN ÖNCE TÜRKİYE HEYETİ ORADAYDI İDDİASI

Arap basını sahadaki kaynaklarına dayanarak saldırıdan önceki gün Türkiyeli bir askerî heyetin Ebu Zuhur’u ziyaret ettiğini aktardı.

Habere göre heyet, pistin yeniden faaliyete geçirilmesine yönelik ilk çalışmaları inceledi. Kaynaklar, çalışmaların henüz başlangıç aşamasında olduğunu, üs içinde bazı haberleşme araçlarının bulunduğunu ve bölgede Bayraktar tipi bir keşif İHA’sının uçtuğunu öne sürdü. Heyetin bölgeden ayrılmasının ardından israile ait bir keşif uçağının üs çevresinde uçtuğu, saldırının ise birkaç saat sonra gerçekleştiği belirtildi.

Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi de benzer bir iddiayı dile getirdi.

Buna karşılık ABD merkezli Axios’a konuşan bir Türkiyeli yetkili, Ebu Zuhur’da Türkiye’ye ait askerî varlık bulunduğu iddiasını reddetti.

 

TÜRKİYE SALDIRIYI KINADI

Dışişleri Bakanlığı, soykırımcı israilin Ebu Zuhur’a yönelik hava saldırılarını “en güçlü şekilde” kınadı. Bakanlık, saldırıları Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğüne yönelik ihlallerin devamı olarak nitelendirdi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı da soykırımcı israil Başbakanlığı’nın Türkiye’ye ilişkin iddialarını reddetti ve bu söylemin saldırılara meşruiyet kazandırmayı amaçladığını savundu. Ankara, Şam yönetimiyle yürüttüğü iş birliğinin Suriye’nin devlet kapasitesinin yeniden inşasına yönelik olduğunu vurguladı.

TOM BARRACK DA SALDIRIYI ELEŞTİRDİ

Saldırı sonrasında ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Washington'ın gelişmelerden “derin endişe” duyduğunu açıkladı.

Barrack, saldırıları bölgesel istikrara katkı sağlamayan “gereksiz bir tırmanma” olarak nitelendirerek taraflara askeri adımlar yerine diplomasi ve itidal çağrısında bulundu.

Barrack daha sonra Reuters’a yaptığı açıklamada Türkiye’nin saldırıdan önceden bilgilendirilmediğini söyledi. Türkiye tarafının israil uçaklarının kuzeye doğru hareket ettiğini gördüğünü belirten Barrack, Türkiye’nin bu nedenle askeri karşılık vermeye hazırlanmasının mümkün olduğunu ifade etti.

“Neyse ki sağduyulu taraflar durumun daha fazla kötüleşmesini önledi” diyen Barrack, ABD’nin Türkiye, israil ve Suriye arasında olası askeri karşılaşmaları önlemek amacıyla daha kapsamlı bir çatışma önleme mekanizması üzerinde çalıştığını açıkladı.

Tom Barrack, i24NEWS’e yaptığı açıklamada ise, israilin Suriye’deki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne düzenlediği hava saldırısının, “İsrail ile Türkiye’nin yanı sıra Suriye’nin de dahil olacağı doğrudan bir askeri çatışmaya hızla dönüşme konusunda gerçek bir risk taşıdığını” söyledi.

Barrack, “Türk güçleri, israil uçaklarının Suriye’deki bu belirli üsse doğru ilerlediğini bilmiyordu. Amaçlarının ne olduğunu da bilmiyorlardı. Bu nedenle kendilerinin saldırı altında olduğunu düşünerek savaş uçaklarını havalandırmaya karar verebilirlerdi.” ifadelerini kullandı.

Barrack sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dün yaşananlar ciddi ve endişe vericiydi. Bununla birlikte herhangi bir can kaybının yaşanmamasından ve durumun daha fazla tırmanmamasından dolayı rahatlamış durumdayız.”

 

ASLINDA ABD’NİN HABERİ VARMIŞ

Washington'ın saldırının ardından israile yönelik eleştirel açıklamalarına karşın israil cephesinden gelen bilgi tartışmanın boyutunu değiştirdi.

Fox News’e konuşan üst düzey israilli bir yetkili, saldırı öncesinde “son derece hassas istihbarat bilgilerinin” ABD ile önceden paylaşıldığını söyledi.

Axios’un da ABD’li ve israilli yetkililere dayandırdığı haberine göre israil, saldırıdan önce Beyaz Saray’a bilgi verdi.

Saldırının, Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında gerçekleştirilen telefon görüşmesinden yaklaşık üç saat sonra düzenlendiği belirtildi. Ancak iki lider arasındaki görüşmede Suriye’deki söz konusu üssün gündeme gelip gelmediğinin bilinmediği kaydedildi.

Bir Türkiyeli yetkili ise israilin iddialarını reddederek üste Türkiye askerlerinin bulunmadığını söyledi.

Axios’a göre bazı üst düzey ABD’li yetkililer, ekim ayında yapılması planlanan İirail seçimlerine ilişkin siyasi hesapların saldırının nedenlerinden biri olabileceğini düşünüyor.

ABD’li yetkililer, Şam yönetiminin aylardır sınırdaki gerilimi azaltmak amacıyla israil ile yeni bir güvenlik anlaşmasına varmaya çalıştığını belirtti. Suriye’nin ayrıca ABD ve israilin de katılımıyla Ürdün’de ortak bir koordinasyon merkezi kurulmasını ve bu merkez aracılığıyla olası olayların yönetilerek gerilimin tırmanmasının engellenmesini istediği aktarıldı.

Bir ABD’li yetkiliye göre önerilen mutabakat, Suriye ve israilin “askeri faaliyetleri dondurmasını” öngörüyordu. Ancak israilin koordinasyon merkezini faaliyete geçirmeyi reddettiği ve bunun yerine Suriye’nin güneyindeki askeri operasyonlarını artırdığı belirtildi.

Axios’a konuşan ikinci bir ABD’li yetkili ise Suriye hükümetinin bir noktada, israil saldırganlığına karşı kendisini savunması gerektiğini düşünmeye başladığını söyledi.

Habere göre Trump yönetimi Şam’dan itidalli davranmasını istedi ve israildeki seçimlerin ardından krizin yönetilmesinin daha kolay olacağını Suriye tarafına iletti.

 

SİYONİSTLER T-4 VE PALMİRA’YI DA AYNI GEREKÇEYLE VURMUŞTU

Soykırımcı israilin Suriye’nin İdlib vilayetindeki Ebu Zuhur Hava Üssü’nü Türkiye’nin bölgede askeri varlığını artırabileceği gerekçesiyle hedef alması, benzer saldırıları yeniden gündeme getirdi. israil, daha önce de Türkiye’nin askeri amaçlarla kullanmak üzere değerlendirdiği belirtilen Suriye’deki hava üslerini vurmuştu.

Türkiye’nin değerlendirdiği tesisler arasında Humus vilayetindeki T-4 (Tiyas) ve Palmira hava üsleri ile Hama’daki ana askeri havaalanı bulunuyordu.

Türkiyeli ekiplerin pist, hangar ve diğer altyapının durumunu incelediği, söz konusu tesislerin Türkiye ile Suriye arasında planlanan savunma iş birliği kapsamında kullanılıp kullanılamayacağının değerlendirildiği belirtilmişti.

Türkiye’nin özellikle T-4’e hava savunma sistemleri konuşlandırabileceği ihtimali ise israil tarafında endişeye yol açmıştı.

Dikkat çeken gelişmelerden biri Mart 2025’te yaşandı. Türkiyeli askeri ekiplerin 25 Mart’ta T-4 ve Palmira hava üslerine gerçekleştirmeyi planladığı ziyaret, israilin iki tesisi saatler öncesinde vurmasının ardından iptal edildi.

Soykırımcı israil, sonraki günlerde de Suriye’nin askeri altyapısına yönelik saldırılarını sürdürdü.

Nisan 2025’in ilk günlerinde düzenlenen saldırılarda T-4 Hava Üssü ve Hama’daki askeri havaalanı yeniden hedef alındı.

israil açısından özellikle T-4 Hava Üssü stratejik önem taşıyordu. Türkiye’nin buraya hava savunma ve radar sistemleri yerleştirmesi ihtimalinin, israil savaş uçaklarının Suriye hava sahasındaki hareket alanını kısıtlayabileceği değerlendiriliyordu.

 

SİYONİST BASIN ZUHUR SALDIRISINI NASIL YORUMLADI

israil Kanal 13 ise İsrail güvenlik kurumlarının Türkiye konusunda iki temel meseleden endişe duyduğunu aktardı.

Bunlardan ilki Türk Hava Kuvvetleri'nin, önceki Suriye yönetiminin İranlıların kullanımına sunduğu üsleri kullanmak istemesi.

İkinci mesele ise Türk Deniz Kuvvetleri.

Siyonist çevreler, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın israile karşı sert bir politika izlediğini, Suriye’yi sık sık ziyaret ettiğini ve Türk savaş gemilerinin bölgedeki israil unsurlarına giderek daha fazla yaklaşmasını teşvik ettiğini iddia ediyor.

Bunun yanında israil, en büyük sorunlardan birinin Trump’ın Erdoğan’la olan yakın ilişkisi olduğunu değerlendiriyor. İsrail tarafı, Trump’ın İran ve Gazze meselelerinde de Erdoğan’ın görüşlerini dinlediğini düşünüyor.

Kanal 13’e konuşan üst düzey bir israil ordusu subayı ise şu ifadeleri kullandı:

“İstediğimiz son şey Türkiye ile doğrudan bir savaş. Orta Doğu’da zaten yeterince açık cephemiz var.”

Yedioth Ahronoth gazetesinin askeri analisti Ron Ben-Yishai ise İsrail’in Ebu Zuhur’a düzenlediği saldırının hem Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hem de Şara’ya “sınırları göstermek” amacı taşıdığını iddia etti.

Ben-Yishai’ye göre soykırımcı israil, bir yandan Türkiye’nin Suriye’de stratejik noktalara yerleşmesini engellemeye çalışırken diğer yandan Ankara ile doğrudan askeri çatışmaya girmek istemiyor.

Bu nedenle saldırının gece saatlerinde, insanların bulunmadığı ve özellikle Türkiye askerleri ya da vatandaşlarının olmadığı bölgelerde gerçekleştirildiğini savundu.

Ben-Yishai’ye göre saldırı aynı zamanda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’ya da açık bir mesaj gönderiyor; israil, Türkiye’nin Suriye’de yalnızca israil Hava Kuvvetleri açısından değil, diğer israil çıkarları bakımından da risk oluşturabileceğini düşündüğü stratejik noktaları kontrol etmesine izin vermeyecek.

 

MEKKE İTTİFAKI’NA SİYONİSTLERİN SALDIRISINA UĞRAYAN ÜLKELER DE DAHİL EDİLSİN TALEBİ

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın ardından ittifakın kapsamı ve hangi tehditlere karşı harekete geçeceği tartışılıyor. Anlaşmanın başka ülkelere de açık olduğunun açıklanmasıyla birlikte, kamuoyunda özellikle soykırımcı israil saldırılarına maruz kalan bölge ülkelerinin ittifaka dahil edilmesi ve ortak tehdit tanımının daha açık biçimde ortaya konulması gerektiği yönünde görüşler dile getiriliyor.

Mekke Anlaşması, taraflardan herhangi birine yönelik silahlı saldırının üç ülkeye birden yapılmış kabul edilmesi esasına dayanıyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da anlaşmaya katılmak isteyen başka ülkelerin bulunduğunu açıklarken, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ittifakın belirli bir ülkeye karşı kurulmadığını, temel amacının caydırıcılığı güçlendirmek olduğunu ifade etmişti.

Ancak bölgede son dönemde yaşanan gelişmeler, ittifakın “ortak tehdit” ve “düşman” tanımının nasıl yapılacağı sorusunu da beraberinde getirdi.

Kamuoyunda dile getirilen görüşlerden biri, soykırımcı israilin askeri saldırılarına maruz kalan veya güvenliği doğrudan tehdit edilen bölge ülkelerinin Mekke İttifakı çatısı altında buluşturulması yönünde.

Bu görüşü dile getiren uzmanlar, ittifakın yalnızca üç ülkeyle sınırlı kalmasının bölgesel caydırıcılık kapasitesini daraltacağını, saldırıya uğrayan ülkelerin dahil edilmesiyle daha geniş bir ortak savunma mekanizmasının ortaya çıkabileceğini savunuyor.

Uzmanlar soykırımcı israilin Gazze’de yürüttüğü soykırımın yanı sıra Suriye ve Lübnan ve İran’daki askeri operasyonlarını hatırlatarak, Tel Aviv yönetiminin politikalarının bölgedeki gerilimlerin önemli kaynaklarından biri haline geldiğini belirtiyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da daha önce israilin Suriye ve Lübnan’daki saldırılarının Türkiye'nin güvenliğini de tehdit eden bir boyuta ulaştığını söylemişti.

Son olarak isralin Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü’nü Türkiye’nin olası askeri konuşlanmasını engellemek amacıyla vurduğunu açıklaması, tartışmaları daha da alevlendirdi.

israil saldırılarına maruz kalan bölge ülkelerinin de ortak savunma mekanizmasına dahil edilmesinin, Tel Aviv karşısında çok daha güçlü bir caydırıcılık oluşturabileceği belirtiliyor.

Ayrıca Mekke İttifakı’nın “hiçbir ülkeye karşı değil” söyleminin ötesine geçmesi talebi de bunuyor.

Soykırımcı israilin son olarak Türkiye’nin Suriye’deki muhtemel askeri varlığını gerekçe göstererek Ebu Zuhur’u vurması, Tel Aviv’in bölgedeki diğer ülkelerin güvenlik politikalarına askeri yöntemlerle müdahale etmeye hazır olduğunu bir kez daha gösterdiği şeklinde yorumlanıyor.

Bu nedenle ittifakın gerçek anlamda caydırıcı olabilmesi için ortak tehdidin doğru tanımlanması, israilden gelebilecek saldırıların kolektif savunma kapsamında olduğunun açıkça ilan edilmesi ve saldırıya uğrayan bölge ülkelerinin de sisteme dahil edilmesi gerektiği savunuluyor.

Böyle bir mekanizmanın yalnızca askeri müdahalelere karşı ortak savunma sağlamayacağı, aynı zamanda israilin bölgede yeni saldırılara girişmeden önce karşısında tek tek ülkeler yerine kolektif bir güç bulunduğunu hesaba katmasını sağlayacağı değerlendiriliyor.

DOĞRU HABER

Yorumlara Git

Petrol devi Rusya'da akaryakıt krizi! İthalat başladı, yakıt standardı düşürüldü

Trump’tan İran’a karşı ‘ekonomik savaş’ ilanı: Destek veren ülkeleri de tehdit etti

İsrail artık gizlemiyor! 'Hedefimiz Türkiye'

Su kavgası! Mısır yeni barajları duyunca tepki gösterdi

Trump’tan İran’a tehdit! Eşi görülmemiş ekonomik savaş başlatıyoruz