Gündem
İran'ın durumuna düşmeyelim! TC Pasaportlu terörist İsrail askerleri atılsın
ABD/İsrail-İran savaşının başladığı dönemde, İran’da yaşanan suikast ve sabotajları hatırlatan uzmanlar, Türkiye ile İsrail arasında çatışma riskinin arttığına dikkat çekerken, çifte vatandaş olup, İsrail saflarında Gazze’de katliama giden siyonistlerin vatandaşlıktan çıkarılmasının önemine işaret ettiler. İran’ın yaşadığı istihbarat zafiyetlerinin Türkiye açısından önemli dersler içerdiğini belirten Güvenlik ve Terör Uzmanı Salih Aydemir, “Dünyanın neresinde olursa olsun İsrail istihbarat servisi, Yahudi olan kişilere ulaşır ve hizmet etmesini ister. Çifte vatandaş olanlardan İsrail ordusunda görev yapmış olanlar mercek altına alınarak, gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır” diye konuştu.
MİLLÎ GÜVENLİK MESELESİ
Batı Asya Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Mahmut Yardımcıoğlu, konuya ilişkin Akit’e şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye’nin güvenliği her şeyin üzerindedir. Konuya da doğrudan millî güvenlik meselesi olarak bakmak gerekir. Türkiye’nin hem dışarıdan hem de içeriden gelebilecek risklere karşı her zaman dikkatli olması kaçınılmazdır. Millî güvenliği ilgilendiren durumlarda hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde gerekli incelemelerin yapılması ve ihtiyaç duyulan tedbirlerin zamanında alınması büyük önem taşır. Bununla birlikte, kimse sadece kimliği ya da aidiyeti nedeniyle peşinen suçlanamaz. Ancak savaş suçu, terör ya da insanlığa karşı suçlar gibi ciddi iddialar yargı mercilerince ortaya konulmuşsa, devletin gerekli hukuki süreçleri işletmesi de bir zorunluluktur. Burada önemli olan, adalet ile güvenlik arasında doğru dengeyi kurabilmektir. Türkiye, güvenlik tehditlerini önceden fark edip gerekli adımları atabilecek güçlü bir kurumsal yapıya sahiptir. Nihai amaç ise her koşulda milletin huzurunu, devletin varlığını ve vatanın bütünlüğünü korumaktır.”
İRAN’I İÇTEN VURDULAR
Güvenlik ve Terör Uzmanı Salih Aydemir de şunları söyledi: “İran’ın yaşadığı istihbarat zafiyetlerinin Türkiye açısından önemli dersler içerdiği açıktır. Dünyanın neresinde olursa olsun, Yahudi ise bir gün bu kişiye mutlaka İsrail, Mossad aracılığıyla ulaşır ve kendisine şu söz söylenir ‘Büyük İsrail için senden yardım istiyoruz.’ Kendisine ulaşılan Yahudi, hangi millete tabi olursa olsun, hangi statüde bulunursa bulunsun ‘hayır’ diyemez. Bu nedenle Yahudi vatandaşları bulunan ülkelerin çok dikkatli davranması gerektiğini düşünüyorum. İran bunun apaçık bir örneğidir. Yaklaşık 60-70 bin Yahudi vatandaşının bulunduğu İran’da, istihbarat zafiyetlerinin önemli bir bölümünün bu insanlar üzerinden yaşandığı ileri sürülmüştür. Aynı şekilde bizim ülkemizde de Yahudi asıllı vatandaşlarımız bulunmaktadır. Elbette her Yahudi fiili Mossad ajanı değildir. Ancak antisemitizm üzerinden oluşturulan korku ve tehdit algısının, bu kişilerin yaşamlarının bir döneminde kendi deyimleriyle ‘Büyük ve Kutsal İsrail’ yararına hareket etmelerine neden olabileceği göz ardı edilmemelidir. Türkiye, İran’ın yaşadığı istihbarat zafiyetlerinden ders çıkarmak zorundadır. Bir ülkenin güvenliği, kendi topraklarında hangi bağlantıların kurulduğunu ve hangi aidiyetlerin hangi amaçlarla kullanıldığını görebildiği ölçüde korunabilir. Bu nedenle, çifte vatandaş olanlardan İsrail ordusunda görev yapmış olanlar mercek altına alınmalıdır.”