AKİT MENÜ

Gündem

Teşhir ‘moda’sı nesilleri bozuyor

Teşhirciliği dayatan feminist akımların yanısıra tekstil ve moda sektörünün özellikle kız çocukları üzerinden kadın bedenini bir tüketim unsuruna dönüştüren anlayış, kültürel yozlaşmayı tetiklerken, toplum içerisindeki mahremiyeti katlediyor, genç nesilleri birer meta haline getiriyor.

Haber Merkezi

HABER MERKEZİ

Akit’in dün ‘Caddeler yatak odası değil’ başlığıyla manşete taşıdığı ve Haçlı Batı ve feminist akımların destekleriyle sözde özgürlük alanına dönüşen teşhirciliğe tepki gösteren haberine kamuoyundan çığ gibi destek yağarken son yıllarda “moda” ve “özgürlük” kavramları üzerinden çıplaklığın ve teşhirin topluma dayatılması yeniden gündeme geldi. Sektörün, özellikle kız çocuklarından başlayarak kadın bedenini bir tüketim unsuruna dönüştüren anlayışı beslediği eleştirileri yapılırken, birçok ebeveynin çocukları için yaşına uygun kıyafet bulmakta zorlanıyor. Vitrinlerdeki yetişkin tarzı çocuk kıyafetleri, sosyal medyada küçük yaşlarda makyaj ve “fenomen” görünümüne özendiren içeriklerle birleşince, çocukluklarını yaşamadan yetişkin davranış kalıplarına yönlendirildiği yönündeki endişeler de artıyor.

 

SOSYAL MEDYA DAYATMASI

Diğer yandan kız çocuklarının yetişkin kadınlara benzer şekilde giydirilmesi ve sosyal medya platformlarında yoğun makyaj, yetişkin tarzı kombinler ve yaşına uygun olmayan görünüm kalıplarının özendirilmesi de tartışmanın bir başka boyutunu oluşturuyor. Uzmanlar, Batılı modanın başta çocuklar olmak üzere toplumun her kesimize çıplaklığı dayattığını belirtirken aile yapımızı ve gençlerimizi korumak için geleneklerimizden göreneklerimizden ve tarihimizden ilhamlar alarak toplumumuza uygun tasarımların yapılmasının şart olduğunu belirtiyor. Konuya ilişkin Gazetemize konuşan İlahiyatçı Yazar Ahmet Tahiroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

 

MANEVİ KALKINMA SEFERBERLİĞİ

“Haya bir insanın onurudur. Tesettür ise inancın ve kulluğun gereğidir. Mesele yalnızca kadınların kıyafeti değildir. Sosyal medya ve moda kültürü özellikle çocuklar ve gençler üzerinde ciddi bir etki oluşturuyor. Daha fazla görünme ve beğeni alma adeta bir başarı ölçütü haline getirilmiş. Her moda masum değildir. Her özgürlük söylemi insanı özgürleştirmez. Her modernlik ilerleme değildir. Toplumda teşhir özgürlük, utanma duygusu ise ayıp olarak görülmeye başlanması yalnızca kıyafetlerle sınırlı kalmaz. Mahremiyet duygusunu, aile yapısını ve ahlaki sınırları da aşındırabilir. Çözüm aranırken gençlerin veya kadınların suçlanması doğru değildir. Çözüm Kur’an, sünnet, haya, iffet ve güzel ahlakın yeniden hayatın merkezine alınmasından geçiyor. Bu sadece bireysel çabalarla değil, eğitimden aile politikalarına kadar geniş bir perspektifle ele alınmalı. Türkiye’nin maddi kalkınma hamlelerinin yanında manevi kalkınmayı da devlet politikası haline getirmesi gerekiyor. Buna Manevi Kalkınma Yasası da diyebiliriz. Devlet, hükümet, eğitim kurumları, aile politikaları ve bütün toplum el ele vererek kapsamlı bir ‘Manevi Kalkınma Seferberliği’ başlatılmalı. Hatta Türkiye’de bir yıl ‘Manevi Kalkınma Yılı’ ilan edilmeli ve bu mesele yalnızca birkaç konferans ve kampanyaya bırakılmadan devlet politikası haline getirilmelidir. Sadece yollar, köprüler, fabrikalar, şehirler ve gökdelenler inşa etmek yeterli değildir. İnsanın da inşa edilmesi gerekir. Bir ülkenin gerçek zenginliğinin yalnızca milli gelirle ölçülemez. Dürüst insanlar, sağlam aileler, merhametli gençler, adalet duygusu, ahlak ve vicdan da toplumsal kalkınmanın temel unsurlarıdır.”

 

‘DEĞERİ’ GENÇLERE ÖĞRETMELİYİZ

Davranış Bilimi Uzmanı Sinem Genez Turan ise, şunları dile getirdi: “Geçmişten bugüne toplumların mahremiyet, beden ve giyim konusundaki sınırlarının sürekli değiştiğini görüyoruz. Bugün farklı olan ise bu değişimin sosyal medya, reklam, moda ve popüler kültür aracılığıyla çok daha hızlı yayılmasıdır. Çocuklar ‘Görünür olmak için bedenimi daha fazla göstermeliyim’ gibi bir ilişki kurabilir. Ergenlik döneminde genç, kendine dair fikrini büyük ölçüde çevresinden aldığı geri bildirimlerle şekillendiriyor. Çocuklarımıza ve gençlerimize görünür olmak, beğenilmek ve değerli olmak arasındaki farkı yeterince öğretebiliyor muyuz? Çocuk ve gençleri yalnızca giyim tercihleri üzerinden yargılamak yerine, onların hangi etki ve beklentiler altında seçim yaptığını anlamaya çalışmalıyız. Çünkü asıl mesele, bedenin ne kadarının göründüğünden önce, insanın kendi bedeniyle nasıl bir ilişki kurduğu ve yaptığı seçimin ne kadarının gerçekten kendisine ait olduğudur.”

Yorumlara Git

Zararlı yazılımların yeni hedefi araç içi multimedya sistemi! Dikkat! Otomobilinizde hırsız var

Önce iş bitti, sonra ihalesi yapıldı! Muğla Büyükşehir'de milyonluk skandal

Siber suçlara geçit yok! Ahlaksız zorbalar hapsi boyladı

KKTC, Türk toprağıdır

Kültür Yolu Festivali bilimle kucaklaştı! ASELSAN Çocuk Şenliği Ordu’da çocuklarla buluştu