AKİT MENÜ

Gündem

KKTC, Türk toprağıdır

Suriye üzerinden Türkiye’ye gözdağı verdiği sanrısına kapılan katil sürüsü İsrail yönetiminin, KKTC’nin NATO toprağı olmadığı şeklindeki mesajına uzmanlar tek kelime ile cevap verdi: KKTC bir Türk devletidir. Türkiye’nin Suriye’nin egemenliğine yönelik saldırılara karşı tavrının net olduğunu hatırlatan uzmanlar, doğrudan milli güvenlik meselesi olan KKTC’nin garantisinin Türkiye olduğunu belirttiler.

Haber Merkezi
Güncelleme Tarihi:

 SEBAHATTİN AYAN  İSTANBUL 

Kurulduğu günden bu yana bölgemizi ateşe atan girişimlerde bulunan Siyonist topluluğu ülkemizi hedef almaya devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde Suriye'deki Ebu Zuhur Hava Üssü'ne yönelik saldırılar düzenleyerek kendince Türkiye’ye gözdağı verdiğini zanneden katiller sürüsü israil yönetimi, son günlerde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile ilgili skandal açıklamalarda bulunarak Ada’da Türkiye’nin varlığını tartışmaya açma gayretine girişiyor. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) iki devletli çözümü savunan Türkiye’nin uluslararası alandaki elini zayıflatmayı amaçlayan İsrail ve yardakçıları başta KKTC’nin NATO toprağı olmadığı ve "muhtemel hedef" haline gelebileceği ileri sürülürken konuyla ilgili gazetemize konuşan uzmanlar, “KKTC NATO toprağı değil ancak bir Türk devletidir” dedi.

 

TÜRK ASKERİNİN KIBRIS'TAKİ VARLIĞI NEDEN ÖNEMLİ!

Öte yandan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, Ada’da bulunan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tokel ile önceki gün makamında bir araya geldi. Görüşmede, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bölgedeki rolüne dikkat çeken Ertuğruloğlu, ziyaretin kendilerine büyük bir güç ve güven verdiğini belirtti. Türk askerinin Kıbrıs’taki varlığının hayati bir önem taşıdığını vurgulayan Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kıbrıs'ta barış ve güvenliğin teminatı olduğunu söyledi. Bakan Ertuğruloğlu, “Türk ordusunun adadaki varlığı, Kıbrıs Türk Halkının huzurunun, varlığının, güvenliğinin ve geleceğinin en güçlü teminatıdır” dedi. Bakan Ertuğruloğlu’nun açıklamaları, bölgede Türkiye’yi, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni ve KKTC’yi yok sayarak plan yapanların hesaplarının Ankara ve Lefkoşa açısından yok hükmünde olduğunu da bir kez daha ortaya koyarken, Türk askerinin adadaki varlığının neden hayati olduğunu da bir kez daha hatırlattı.

 

“KKTC, TÜRKİYE AÇISINDAN DOĞRUDAN MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR”

Konuyla ilgili gazetemize açıklamalarda bulunan Türk Dış Politikası Araştırma Merkezi (TUDPAM) Başkanı Dr. Hüseyin Yeltin, KKTC’nin güvenliğinin yalnızca NATO’nun kolektif savunma mekanizması üzerinden ele alınmasının eksik bir değerlendirme olacağını söyledi. KKTC’nin NATO üyesi olmadığını ve dolayısıyla NATO’nun kolektif savunma mekanizmasının doğrudan kapsamında bulunmadığını hatırlatan Yeltin, Türkiye’nin Kıbrıs politikasının NATO’dan bağımsız olarak tarihi, hukuki ve stratejik sorumluluklar çerçevesinde şekillendiğine dikkat çekti. Yeltin, asıl değerlendirilmesi gereken konunun KKTC’nin NATO toprağı olup olmadığı değil, Türkiye’nin güvenlik perspektifindeki yeri olduğunu belirterek, “KKTC, Türkiye açısından doğrudan bir milli güvenlik meselesidir” değerlendirmesinde bulundu. Kıbrıs Türk halkının güvenliği, Türkiye’nin garantörlük sorumluluğu ve Ada’nın Doğu Akdeniz’deki stratejik konumunun birlikte ele alınması gerektiğini ifade eden Yeltin, KKTC’nin güvenliğinin Türkiye’nin güvenliğinden ayrı düşünülemeyeceğini kaydetti. Yeltin, herhangi bir aktörün KKTC’yi “muhtemel hedef” olarak değerlendirmesinin Ankara açısından sıradan bir diplomatik açıklama olarak görülemeyeceğini vurguladı. İsrail’in son dönemde Suriye’de gerçekleştirdiği saldırılara da değinen Yeltin, “Türkiye’nin Suriye’nin egemenliğine yönelik saldırılar karşısındaki tutumu nettir. Aynı şekilde Türkiye, kendi güvenlik çıkarlarının bulunduğu alanlarda başka aktörlerin tek taraflı oldubittilerine de izin vermeyeceğini göstermektedir. Kıbrıs bu denklem içerisinde ayrı bir öneme sahiptir. Doğu Akdeniz bugün sadece bir enerji havzası olarak değerlendirilmemelidir. Deniz yetki alanları, askeri üsler, hava ve deniz ulaşım hatları ve bölgesel güçlerin stratejik hesapları açısından son derece kritik bir coğrafyadan söz ediyoruz. Dolayısıyla Kıbrıs’ta ortaya çıkabilecek herhangi bir güvenlik boşluğu, yalnızca Kıbrıs adasını değil, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki güvenlik mimarisini de doğrudan etkileyecek bir güce sahip. Bu nedenle Türkiye’nin KKTC’ye yaklaşımının “NATO toprağı mı, değil mi?” tartışmasına sıkıştırılması da doğru değildir. Türkiye’nin Kıbrıs’taki pozisyonu NATO’dan bağımsız olarak kendi tarihi, hukuki ve stratejik sorumlulukları üzerinden şekillenmektedir. Ankara açısından Kıbrıs Türk halkının güvenliği bir ittifakın sağlayacağı kolektif savunma mekanizmasına havale edilecek kadar basit ve tali bir konu değildir” ifadelerini kullandı.

 

“İSRAİL’İN GKRY’DEKİ VARLIĞI DİKKAT ÇEKİCİ BOYUTA ULAŞTI”

GKRY ile İsrail arasındaki yakınlaşmanın Rum kesimindeki İsrail askeri varlığını artırdığını savunan araştırmacı yazar Mustafa Metin Kaşlılar, bu durumun Doğu Akdeniz’deki güvenlik dengeleri açısından yeni riskler oluşturduğunu söyledi. Kaşlılar, İsrail’in Kıbrıs Adası’ndaki askeri faaliyetleri ve tatbikatlarının KKTC açısından da yakından takip edilmesi gerektiğini belirterek, “GKRY’nin İsrail ile yakınlaşması adada İsrail’in varlığının artmasını beraberinde getirmiştir. İsrail’in adaya yönelik askeri yığınakları ve gerçekleştirdiği tatbikatlar, Doğu Akdeniz’deki güvenlik denkleminde dikkatle değerlendirilmesi gereken gelişmelerdir” dedi. Türkiye ile İsrail arasındaki gerilimin Yunanistan medyasında da sıkça gündeme getirildiğini belirten Kaşlılar, bazı yayın organlarının olası bir Türkiye-İsrail çatışması senaryosu üzerinden KKTC’deki Türk askerini hedef gösteren yayınlar yaptığını söyledi. Yunan medyasında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin KKTC’deki mevcudiyeti, hava ve deniz imkanları ile gelecekteki muhtemel askeri kapasitesinin çeşitli senaryolar üzerinden ele alındığını aktaran Kaşlılar, bu yayınların İsrail’e yönelik bir hedef gösterme niteliği taşıdığını ifade etti. Yunan basınında KKTC’nin NATO üyesi olmaması nedeniyle NATO’nun 5. maddesinin burada geçerli olmayacağı yönündeki değerlendirmelerin de gündeme getirildiğini belirten Kaşlılar, bu tür hesapların Kıbrıs’ın hukuki ve güvenlik gerçekliğini değiştirmeyeceğini söyledi.1960 Garanti Anlaşmaları çerçevesinde Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkının güvenliği bakımından sahip olduğu sorumluluğa dikkat çeken Kaşlılar, KKTC’ye yönelik herhangi bir saldırının Türkiye açısından doğrudan güvenlik meselesi olacağını ifade etti.Kaşlılar, İsrail’e GKRY üzerinden askeri imkan sağlanmasının ise bölgedeki gerilimi artıracağını ve bundan en fazla Rum kesiminin zarar görebileceğini belirtti.

 

“TÜRK ASKERİ VARLIĞI KKTC’NİN TEMİNATIDIR”

Türkiye’nin KKTC’deki askeri varlığını güçlendirmeye devam edeceğini ifade eden Kaşlılar, GKRY’nin artan silahlanma faaliyetleri ve İsrail ile geliştirdiği askeri iş birliğinin Ankara açısından yakından takip edildiğini söyledi. Kaşlılar, “KKTC’de yer alan Türk askeri varlığı, KKTC’nin teminatıdır. GKRY’nin artan silahlanma çabaları ve İsrail ile kurduğu askeri yakınlaşma, Türkiye’nin bölgede bulunmasını ve caydırıcı askeri gücünü korumasını zorunlu kılmaktadır” dedi. Doğu Akdeniz’de Yunanistan-GKRY ve İsrail arasındaki yakınlaşmaya karşı Türkiye’nin KKTC’nin güvenliğine yönelik askeri hazırlıklarını titizlikle güncellediğini belirten Kaşlılar, Kıbrıs’ın Türkiye’nin ulusal güvenlik politikasındaki önemine dikkat çekti. Kaşlılar, “Türkiye, Doğu Akdeniz’deki gelişmeleri yakından takip ediyor ve KKTC’nin güvenliğinin sağlanmasına yönelik askeri hazırlık durumunu sürekli güncelliyor. Çünkü Türkiye açısından KKTC’nin güvenliği, ulusal güvenlik politikasında en üst sıralarda yer almaktadır” ifadelerini kullandı. 

Yorumlara Git

ABD açık açık tarih ve saat verdi! İran’a Şafak Operasyonu

Zararlı yazılımların yeni hedefi araç içi multimedya sistemi! Dikkat! Otomobilinizde hırsız var

Önce iş bitti, sonra ihalesi yapıldı! Muğla Büyükşehir'de milyonluk skandal

Siber suçlara geçit yok! Ahlaksız zorbalar hapsi boyladı

KKTC, Türk toprağıdır