Dünya
Sonuna kadar boykot! Ünlü marka reklam filminde katil İsrail askerini oynattı
İşgalci siyonistlerin Gazze’deki soykırımı devam ederken, Gazze’yi işgal etmeye çalışırken yaralanan eski bir israil askerini mağdurmuş gibi reklam filminde oynatan Adidas, tüketim tercihlerinin zulme destek veren anlayışları meşrulaştırmak için nasıl kullanılabildiğini bir kez daha gösterdi.
İşgalci siyonistlerin Gazze’deki soykırımı devam ederken, Gazze’yi işgal etmeye çalışırken yaralanan eski bir israil askerini mağdurmuş gibi reklam filminde oynatan Adidas, tüketim tercihlerinin zulme destek veren anlayışları meşrulaştırmak için nasıl kullanılabildiğini bir kez daha gösterdi.
Boykot bilincinin yaygınlaştırılmasında asıl merkezlerden biri olması gereken camilerde, cuma hutbeleri aracılığıyla cemaate seslenilmesi; doğrulanmış firma listeleri ile yerli alternatiflerin paylaşılması ve “Zalime destek olmak zulümdür” mesajının açıkça verilmesi isteniyor.
NEDEN Mİ BOYKOT ETMELİYİZ? ADİDAS AÇIKÇA GÖSTERDİ
Adidas, ampute bireylerin kullanmadıkları ikinci ayakkabıya para ödemesini engellemeyi hedefleyen bu hizmetin siyonist rejim tanıtımında, 2021 yılında Gazze’ye yönelik soykırım saldırılarında yaralanarak bacağını kaybeden işgalci rejimin eski askeri Shalev Biton’u oynattı. Reklam filminde, Gazze’de binlerce masumun kanına giren siyonist askerlere sempati toplanmaya çalışılarak "Artık tekli ayakkabı alabilirsiniz" ifadeleri kullanıldı. Ancak Birleşmiş Milletler verilerine göre Gazze, siyonist rejimin bombardımanları nedeniyle kişi başına düşen çocuk ampute oranının dünyada en yüksek olduğu bölge konumunda bulunuyor. Adidas, daha önce de benzer bir skandalla gündeme gelmişti. Marka, 2024 yılında Filistin’e verdiği açık destekle tanınan dünyaca ünlü model Bella Hadid’i reklam kampanyasından çıkarmış ve bu tutumu nedeniyle dünya genelinde geniş çaplı boykot çağrılarının hedefi olmuştu.
BOYKOT TÜM DÜNYADA ETKİSİNİ GÖSTERİYOR
Soykırımcı israilin Gazze’de sürdürdüğü saldırılar dünya genelindeki tüketici boykotlarını yeniden güçlendirdi. Sosyal medya aracılığıyla yayılan kampanyalarda, israil ordusuna yardım sağladığı, işgal altındaki topraklardaki yasa dışı yerleşimlerle ticari ilişki kurduğu veya israil yönetimine teknoloji ve altyapı sunduğu belirtilen şirketler hedef alınıyor. Boykotların ticari etkisi şirket açıklamalarına da yansıdı. McDonald’s ve Starbucks Orta Doğu’daki faaliyetlerinin kampanyalardan etkilendiğini; Unilever de Endonezya’daki satış büyümesinin boykotlar nedeniyle zayıfladığını bildirdi. Şirket bilançolarında görülen somut sonuçlar bakımından Malezya ve Endonezya öne çıkıyor. Malezya’da Starbucks’ı işleten Berjaya Food’un geliri 2025 mali yılında yüzde 36 gerilerken toplam zararı yaklaşık 69 milyon dolara ulaştı. Şirket, düşüşte Gazze savaşıyla bağlantılı olumsuz tüketici tepkisinin etkili olduğunu açıkladı. Mısır’da McDonald’s satışlarının 2023’ün ekim ve kasım aylarında yüzde 70’e varan oranda düştüğü belirtildi.
TÜRKİYE’DE BOYKOTUN DURUMU NE?
Türkiye, boykota katılımın yüksek olduğu ülkeler arasında bulunuyor. Areda Survey’in 1.752 kişiyle yaptığı araştırmada katılımcıların yüzde 60’ı, soykırımcı İsrail ile bağlantılı gördüğü ürünleri satın almayı bıraktığını söyledi. Coca-Cola İçecek’in Türkiye’deki satış hacmi 2026’nın ikinci çeyreğinde yüzde 1,1 geriledi. Starbucks’ın Türkiye’yi de kapsayan bölgesel işletmecisi Alshaya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki zayıflayan satışlar nedeniyle yaklaşık 2 bin kişiyi işten çıkardı. SAMER’in Aralık 2025 tarihli araştırmasına göre katılımcıların yaklaşık yüzde 70’i boykotu etkili bir protesto yöntemi olarak görüyor. Her 10 kişiden sekizi hayatında en az bir kez boykota katıldığını söylerken, son altı ayda en fazla israil menşeli veya israili desteklediği düşünülen markaların boykot edildiği belirtildi. Genel tabloya göre Türkiye’de tüketiciler boykota dikkat ediyor; özellikle yiyecek, içecek, kahve ve hızlı tüketim ürünlerinde alternatif markalara yöneliyor.
CAMİLERDEN BOYKOT ÇAĞRISI YAPILSIN!
Soykırımcı israilin Gazze’de Müslümanlara yönelik saldırıları devam ederken, Türkiye’de milyonlarca kişinin buluştuğu camilerde boykot konusunda yeterli çağrı yapılmaması tepki çekiyor. Bu doğrultuda Prof. Dr. Abdurrahman Ateş, boykota uymamanın basit bir sorumluluk olarak görülemeyeceğini belirterek, meselenin farklı dinlere mensup kişilerden alışveriş yapmak değil, “zulme katkı sağlayıp sağlamamak” olduğunu söyledi. Camilerde boykota ilişkin yeterince güçlü bir çağrı yapılmadığını söyleyen Ateş, cuma hutbelerinin sonunda çeşitli yardım duyurularına yer verildiğini ancak boykot konusunda herhangi bir mesaj verilmediğini ifade etti. Ateş, her cuma hutbesinin sonunda cemaate kısa ve açık bir çağrı yapılmasını önererek, “Zalimlere destek veren ürünleri satın almayın. Zalime destek olmak zulümdür” ifadelerinin kullanılabileceğini belirtti.