AKİT MENÜ

Dünya

İtiraf ettiler! CIA'nın üssü yok edildi

CNN’e konuşan kaynaklar, İran saldırılarının Orta Doğu’daki ABD üslerinin savunmasızlığını ortaya çıkarmasının ardından Pentagon ve CIA’nın bölgedeki personel ve tesislerini azaltmayı değerlendirdiğini aktardı. Saldırılarda Riyad’daki CIA biriminin fiilen yok edildiği, Körfez’deki çok sayıda ABD üssünün ise ağır hasar gördüğü öne sürüldü.

Haber Merkezi

CNN’e konuşan kaynaklar, İran saldırılarının Orta Doğu’daki ABD üslerinin savunmasızlığını ortaya çıkarmasının ardından Pentagon ve CIA’nın bölgedeki personel ve tesislerini azaltmayı değerlendirdiğini aktardı. Saldırılarda Riyad’daki CIA biriminin fiilen yok edildiği, Körfez’deki çok sayıda ABD üssünün ise ağır hasar gördüğü öne sürüldü.

CNN'nin haberine göre ordu ve istihbarat teşkilatındaki çeşitli birimlerde, Trump yönetiminin İran çatışmasını sona erdirmeyi başarması halinde Orta Doğu’da normal şartlarda konuşlandırılan personel ve tesislerin sayısının azaltılması konusunda son dönemde sessiz görüşmeler yürütülüyor. Altı kaynağın aktardığına göre bu azaltımlar gerçekleşirse, art arda gelen ABD başkanlarının geride bırakmaya çalıştığı bir bölgeye Amerikan ulusal güvenlik kurumlarının yaklaşımında yeni bir değişime işaret edecek.

ABD, 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından savaşmak ve Irak, Afganistan, Suriye, İran, Yemen ve Libya’nın da aralarında bulunduğu altı ülkede saldırılar düzenlemek amacıyla kalıcı askeri ve istihbarat tesislerinden oluşan ağını katlanarak genişletti.

Ancak İran’la son dönemde yaşanan çatışmalar, Orta Doğu’daki Amerikan altyapısının ciddi zayıflıklarını açığa çıkardı. Bu tesislerin birçoğu, ABD’li 18 askerin öldüğü ve kamuoyunda destek görmeyen savaş sırasında İran’ın tekrarlanan saldırılarının hedefi oldu.

 

Ordu ve istihbarat teşkilatındaki gayriresmi görüşmelere katılan yetkililer, kaynakların ifadesiyle savaş sonrası döneme ilişkin açık bir strateji ortaya koymayan ve geçmişte siyasi kimliğini ABD güçlerini denizaşırı bölgelerden azaltma üzerine kuran, öngörülemez bir başkanın kabul edebileceği seçenekleri en azından kısmen öngörmeye çalıştıklarını belirtti.

Bu görüşmeler, Orta Doğu’da iki uçak gemisi ve bir düzineden fazla güdümlü füze destroyeri dahil çok sayıda askerî unsur ile 50 bin Amerikan askeri bulunmaya devam ederken yürütülüyor.

Kaynaklardan biri, bu yıl çatışmaların en yoğun olduğu dönemde ülkelerine gönderilen CIA görevlilerinin yeniden bölgeye sevk edildiğini söyledi.

ABD ordusu, savaş sona erdikten sonra da bölgede kalması beklenen askerlerin savunmasını nasıl güçlendirebileceğini değerlendiriyor. Görüşmelere aşina iki kaynağa göre seçenekler arasında, İran’ın aylardır süren çatışma boyunca düzenlediği füze ve İHA saldırılarına karşı daha iyi korunmak amacıyla bazı tesislerin yer altına taşınması da bulunuyor.

Pentagon, bölgedeki bazı üslerin yer altına taşınması fikrini uzun süredir tartışıyordu. Ancak İran’ın savaşın ilk haftalarında bu tesislerin füze ve İHA saldırıları karşısında ne kadar savunmasız olduğunu ortaya koymasının ardından konu daha acil hale geldi.

 

ABD’li bir yetkili olan kaynaklardan biri, “Zayıflıklar her zaman biliniyordu ancak ABD bu konuda hiçbir zaman acil biçimde harekete geçmedi.” dedi.

İki kaynağın aktardığına göre ordu, Orta Doğu’daki ABD kuvvet yapısının gelecek yıldan itibaren değiştirilmesine yönelik birkaç muhtemel hareket planı hazırladı. Kaynaklar, çatışmalar devam ederken uçak operasyonlarının gerçekleştirildiği bu stratejik noktaların terk edilmesinin mantıklılı olmayacağını belirtti.

Savunma Bakanlığı Ofisi, soruları ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığına yönlendirdi. Merkez Kuvvetler Komutanlığı, haber yayımlanmadan önce CNN’in sorusuna yanıt vermedi. CIA ise yorum yapmayı reddetti.

Bugünkü tartışmaların arka planında, bölgeden çekilmeye yönelik tekrarlanan girişimler bulunuyor: 11 Eylül saldırılarından bu yana Orta Doğu’da 25 yıl süren askerî müdahaleler ve geri çekilme vaatlerinden oluşan dönemler.

 

“Yeniden inşa edersek”

ABD ordusu, 11 Eylül saldırılarından önceki yıllarda Orta Doğu’daki varlığını önemli ölçüde artırmaya başlamıştı. ABD, 1998’den itibaren bölgede yaklaşık 27 bin muvazzaf asker bulunduruyordu. Bu sayı, önceki on yıllara kıyasla önemli ölçüde yüksekti.

ABD’nin bölgedeki asker sayısı, 11 Eylül saldırılarından sonra daha da arttı. Amerikan üsleri önce Afganistan, ardından Irak savaşını ve sonrasında bölgedeki sıcak noktalara yayılan bir dizi sözde ''terörle mücadele'' operasyonunu desteklemek amacıyla genişletildi.

11 Eylül saldırılarından iki yıl sonra Irak’ın işgali sırasında Orta Doğu’da tahminen 250 bin ABD askeri bulunuyordu. Kamuya açık tahminlere göre 2007-2011 yılları arasında bölgedeki Amerikalıların sayısı dalgalanmakla birlikte hiçbir zaman yaklaşık 100 binin altına inmedi.

Dönemin ABD Başkanı Barack Obama, 2011 yılında Afganistan’da “savaş dalgasının geri çekildiğini” açıklayarak bölgeye gönderdiği on binlerce askeri geri çekmeye başlayacağını duyurdu. Ancak ABD’nin Afganistan’dan tamamen çekilmesi için on yıl daha geçmesi gerekti.

Obama aynı yıl, yaygın olarak başarısız kabul edilen Irak Savaşı’ndan ABD’yi çıkarmak amacıyla muharip birlikleri ülkeden çekti. Ancak ABD askerleri DAİŞ bahanesiyle geri döndü.

Orta Doğu’daki toplam ABD askeri sayısı 2011’den sonraki yıllarda azalsa da 30 bin ila 60 bin arasında kalmaya devam etti.

Bu süre boyunca İran’dan gelebilecek tehdit de ABD’li politika yapıcıların zihninde önemli bir yer tuttu. Özellikle İran bağlantılı grupların Irak’ta Amerikan askerlerinin ölümüne yol açan saldırıları kaygı oluşturdu.

Planlamacılar şu anda muhtemel azaltma seçeneklerini görüşse de ABD, İran’la çatışmayı sona erdirecek bir anlaşma için müzakere etmeye yaklaşmış görünmüyor.

İran, bölgedeki ABD üsleri ve kuvvetlerini hedef almayı sürdürüyor. Taraflar yaklaşık bir ay aradan sonra ilk kez yeniden karşılıklı saldırılar düzenlerken İran, geçen hafta Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Amerikan tesislerine saldırdı.

ABD’li yetkililere göre hasar büyük boyutlarda. Bir ABD’li yetkili ile eski bir istihbarat görevlisinin verdiği bilgiye göre CIA’in Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki birimi, İran saldırısında fiilen yok edildi.

Pentagon yetkilileri saldırıların etkisini önemsiz göstermeye çalışsa da Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan ve Kuveyt’teki Amerikan askeri tesislerinin tamamı İran’a ait İHA ve füzelerle vuruldu. Kaynaklar, hasarın önemli boyutlarda olduğunu söyledi.

İki ABD’li yetkiliye göre CIA ve ordunun seçkin Özel Harekat Komutanlığındaki bazı yetkililer, aynı hassas görevlerin kalıcı üsler olmadan yürütülüp yürütülemeyeceğini değerlendirdi.

 

Ele alınan modele göre personel ve ekipman ABD’de konuşlandırılacak, belirli görevler için Orta Doğu’ya gönderilecek ve görevin ardından yeniden ülkeye dönecek.

Bir yetkili ve görüşmelere aşina iki kaynağın aktardığına göre ABD hükümeti, İran saldırılarında ağır hasar gören veya yok edilen bazı unsurları, kısmen maliyetleri göz önünde bulundurarak yeniden inşa etmemeye karar verebilir.

Pentagon yetkilileri, hangi tesis veya unsurları yeniden inşa edebileceklerini kamuoyuna açıklamayı reddetti.

Pentagon Mali İşler Sorumlusu Jules “Jay” Hurst III, nisanda gazetecilere yaptığı açıklamada İran’la savaşta hasar gören üs ve tesislerin onarım maliyetinin henüz belli olmadığını belirterek, “Bunun bir nedeni de Orta Doğu’daki konuşlanma biçimimizin nasıl olması gerektiğini değerlendirecek olmamızdır.” dedi.

Hurst daha sonra, Pentagon’un “denizaşırı tesislerimizdeki hasarın toplamına ilişkin nihai bir rakama sahip olmadığını” söyledi. Maliyetin, “bu tesisleri nasıl yeniden inşa etmeye karar vereceğimize veya yeniden inşa edip etmeyeceğimize” bağlı olduğunu belirtti.

Görüşmelere aşina üç kaynağa göre üst düzey Pentagon yetkilileri, bölgesel ortakların savunma yükünden daha fazla pay üstlenmesini amaçlayan daha geniş kapsamlı bir çalışma çerçevesinde, Körfez’deki bazı ülkelerde bulunan ABD askerlerinin sayısını azaltmak istediklerini özel görüşmelerde açıkça ortaya koydu.

 

Kaynaklar, resmi adıyla “kuvvet konuşlanması incelemesi” olarak bilinen sürecin başlatılması için herhangi bir resmi prosedürün veya doğrudan talimatın bulunmadığını söyledi.

Ordu ile CIA’in farklı birimlerindeki yetkililer; Amerikan ordusu Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilere refakat etmeyi, İran altyapısına saldırılar düzenlemeyi ve çatışmayı daha da tırmandırması muhtemel yeni hedefleri vurmakla tehdit etmeyi sürdürürken Başkan Donald Trump’ın kararlarını hızla değiştirmesiyle tanındığının farkında.

Bir başka ABD’li yetkili, görüşmelerin havasını aktarırken, “Örtülü bir görev mi var? Ufukta, harekete geçmeye hazır olmamızı gerektirecek bir gelişme mi bulunuyor, yoksa ihtiyaç olur diye ileri bölgede mi bekliyoruz?” ifadelerini kullandı.

 

Net bir takvim yok

Eski istihbarat görevlileri ve tarihçilere göre CIA, 11 Eylül saldırıları sırasında kendisine yeni bir görev arıyordu. Teşkilatın başlıca düşmanı Sovyetler Birliği dağılmıştı.

CIA’de Orta Doğu konusunda derin uzmanlığa sahip analistler bulunuyordu ancak bunların sayısı fazla değildi. Austin’deki Teksas Üniversitesinde istihbarat tarihçisi olan Jeffrey Rogg’a göre teşkilatın bölgedeki personel sayısı muhtemelen yalnızca birkaç yüzdü.

11 Eylül saldırılarının ardından her şey değişti. Teşkilat yoğun personel alımı yaptı ve silah taşıyan, hedef gördüklerini takip etmek için ABD ordusuyla yakın çalışan çok daha geniş bir paramiliter görevli kadrosu oluşturdu.

Bu personel tipi, kaynaklarla ilişkiler geliştirmek ve gizli bilgiler toplamakla görevlendirilen geleneksel istihbarat görevlisi profilinden farklıydı.

Ancak her iki kurum da, iki partiden başkanların zaman zaman büyük bir istekle geride bırakmaya çalıştığı bir bölgede yirmi yıl süren müdahalenin iniş çıkışlarını yaşadı.

Obama, Amerikan askeri ve istihbarat kaynaklarını Asya’ya yönlendirecek bir “eksen değişikliği” oluşturmaya çalıştı. Trump yönetimi de ilk döneminde hazırladığı ilk ulusal güvenlik stratejisinde Çin’i ABD’nin en büyük tehdidi olarak belirledi.

Ancak sözde krizler ile politika kararları ABD’yi yeniden Orta Doğu’ya çektikçe “eksen değişikliği” ifadesi ulusal güvenlik çevrelerinde sürekli tekrarlanan bir şakaya dönüştü.

CNN’in daha önce bildirdiğine göre ABD’nin üst düzey askerî liderleri, İran’la çatışmayı tırmandırmaya yönelik askeri seçeneklerin Trump’ın açıkladığı hedeflere ulaşmasının düşük ihtimal taşıdığı konusunda yakın zamanda başkanı uyardı.

Bunun üzerine Trump, İran yönetimini etkisiz hale getirme umuduyla ekonomik baskıyı artırmaya odaklanmayı tercih etti.

Ancak bu stratejinin sonuç vermesinin ne kadar süreceğine ilişkin net bir takvim bulunmuyor. Çok sayıda analist, İran’ın mevcut yönetiminin aylarca sürecek ekonomik sıkıntılara dayanabileceğine ve yakın zamanda teslim olmasının düşük ihtimal olduğuna inanıyor.

Pentagon yetkilileri genel olarak bölgedeki büyük ve kalıcı askeri üslerden bazılarının korunmasını bekliyor. Ancak kaynaklardan birinin CNN’e aktardığına göre bu tesislerin yeniden inşa edilmesi, milyarlarca doları bulması muhtemel maliyete ev sahibi ülkelerin katkıda bulunma isteğine bağlı olabilir.

 

Kaynak, bu üslerin birçoğunun başlangıçta bulundukları ülkeler tarafından inşa edildiğini ve masraflarının yine bu ülkelerce karşılandığını belirtti.

Kısa vadede, komşu ülkelerde bulunan ABD askerlerinin ve üslerinin İran saldırılarına maruz kalmaya devam etmesi neredeyse kesin görünüyor.

ABD Deniz Kuvvetlerinin en üst düzey amirali, geçen hafta personelin 5. Filo’nun geleneksel merkezi olan Bahreyn’e “yakın zamanda” dönmeyeceğini söyledi.

Deniz Kuvvetleri Harekat Başkanı Oramiral Daryl Caudle, “Oraya yakın zamanda geri dönmeyeceğiz. Bu konuda tamamen dürüst olmak istiyorum.” dedi.

Yorumlara Git

Bir ödeme kuruluşuna daha yasa dışı bahis operasyonu: Çok sayıda gözaltı var

GSB yurt başvuru sonuçları açıklandı

İtiraf ettiler! CIA'nın üssü yok edildi

Adalet Bakanı Gürlek duyurdu! 4 ayrı soruşturmada 137 şüpheliye adli işlem

Suudi Arabistan'a büyük saldırı!