Gündem
Savunmalar başladı sağlıklar bozuldu! Bayılan bayılana!
Malum zihniyetin ve kiralık medyasının “siyasi operasyon” ve “yargı darbesi” şeklindeki söylemlerle manipüle etmeye çalıştığı CHP/YP’li belediyelere yönelik yolsuzluk davalarında, şimdi de zaman ayarlı sağlık sorunları baş göstermeye başladı. 1999 yılında “akut miyeloid lösemi” geçirdiği iddia edildiği halde sonuçları “turp gibi” çıkan CHP’li Beylikdüzü Belediyesi eski Başkanı Murat Çalık’ın ardından şimdi de yolsuzluk tutukluları arasında bayılma salgını patlak verdi.
HABER MERKEZİ
Malum zihniyetin ve kiralık medyasının “siyasi operasyon” ve “yargı darbesi” şeklindeki söylemlerle manipüle etmeye çalıştığı CHP/YP’li belediyelere yönelik yolsuzluk davalarında, şimdi de zaman ayarlı sağlık sorunları baş göstermeye başladı. 1999 yılında “akut miyeloid lösemi” geçirdiği iddia edildiği halde Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun hazırladığı raporda “tıbbi evraklarda, laboratuvar, hematolojik ve patolojik incelemelerinde iddia edildiği üzere kanser teşhisi kişinin tıbbi geçmişinde mevcut değildir” denilerek sonuçları “turp gibi” çıkan CHP’li Beylikdüzü Belediyesi eski Başkanı Murat Çalık’ın ardından şimdi de yolsuzluk tutukluları arasında bayılma salgını patlak verdi. “Rüşvet’ soruşturmasında görevden uzaklaştırılan ve önceki gün Bolu Adliyesi 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada şekerinin yükselmesi sonucu bayılan Bolu Belediyesinin ‘uçkur düşkünü’ eski Başkanı Tanju Özcan’ın ardından İBB Asrın Yolsuzluğu Davası’nın 7 kadın tutuklusundan biri olan Medya AŞ eski Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in de fenalaşarak yere yığılması manidar bulundu. 23 Mart 2025’te “rüşvet almak” suçundan tutuklanan ve hakkındaki ciddi yolsuzluk iddialarını gölgelemek için toplamda 1 dakika 6 saniye süren üst aramasını “Beni çıplak aradılar” şeklindeki sözlerle çarpıtan Fatoş Pınar Türker, Silivri’deki savunmalar sürerken yere yığıldı. Ekrem İmamoğlu ve diğer tutuklular yardıma koşarken, üç kez hastaneye gidip geldiğini, EKG, efor ve holter gibi testlere rağmen doktorların kesin bir teşhis koymadıklarını belirten Türker, “25 yıl önceki hastalığın başlangıcının tekrar etmiş olabileceğini” söyledi.
Savunmalarla başlayan bayılmalar manidar bulunurken, akit’e konuşan isimler, savunma yapmakta zorlanan sanıkların bu yolla hukuki süreci manipüle etmek isteyebilecekleri uyarısında bulundu.
“HESAP VERME VAKTİ GELİNCE HASTALANIYORLAR!”
Uzun yıllar hastane yöneticiliği yapan Araştırmacı Yazar Mehmet Fırat, “Haramı havuduyla götürürken, haram paraları havada, karada, denizde, türlü seks ve uyuşturucu partilerinde yerken, çocukları yaşındaki kızlarla otel odaları, çiftlikleri ve rezidanslarında alem yaparken turp gibi olan haramzadeler ne hikmetse iş hesap verme noktasında adaletin karşısına çıkınca hastalanıyorlar. Mesela, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, sağlık sorunları nedeniyle tahliye edildi, çıkar çıkmaz görevine döndü. İş karşılığı küçük kızları iğfal ettiği öne sürülen Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, kalp rahatsızlığı nedeniyle hastaneye kaldırıldı ama hastanede durumu ‘iyi’ olarak açıklandı. Bu geçmişte de böyleydi. Bu durum bana, mazlum halka tank namlularınıdoğrultan ve adeta kendilerini ‘ilah’ gören 28 Şubat’ın ceberut generallerinin düştükleri hali hatırlattı. Nedense herbiri kronik hastaydı her biri altını dahi tutamıyordu. Bunlar, hastalık sömürüsü tutmaz ise çoluk-çocuk edebiyatı yaparlar. Nasılsa alışmışlar insanları kandırmaya ve kandırılacak kitlenin hazır olmasına! Bayılmanın, hastalıkların insani bir durum olduğunu elbette hepimiz biliyoruz lakin dışarıdayken hiçbir kronik sorunu olmayanların içeriye düşer düşmez, hesap verme sırası geldiğinde sağlık sorunları yaşamaları da pek inandırıcı değil! Zaten bu tür hamleler sağlık raporlarıyla ortaya çıkıyor! Burada da gerçek ortaya çıkacaktır” şeklinde konuştu.
“ADLİYE SENKOPU” ADALETİN TERAZİSİNİ SAPTIRAMAZ
Hukuki bir sorumluluktan kaçınmak amacıyla kişinin bilinçli olarak hastalık belirtileri oluşturması veya mevcut belirtileri abartmasının tıp literatüründe “temaruz” olarak adlandırıldığını ifade eden Dr. Özgür Kavak, “Bir uzman çocuk doktoru olarak meslek hayatımda en sık karşılaştığım durumlardan biri şudur: Okula gitmek, özellikle de zor bir sınava girmek istemeyen çocukların sabahları aniden karnı ağrır. Ateşleri çıkmaz, tahlilleri temizdir ama o ağrı onlar için “çok gerçektir”. Biz hekimler, çocukların bu masum kaçış refleksine şefkatle gülümser, sırtlarını sıvazlar ve onları o sınava uğurlarız. Fakat son günlerde muhalefet cephesinin yolsuzluk, rüşvet ve usulsüzlük davalarında yargılanan isimlerinde gördüğümüz “zaman ayarlı bayılmalar”, masum bir çocuk refleksi değil, düpedüz bir tiyatrodur. Adli Tıp raporlarıyla “turp gibi” oldukları kanıtlananlar... Kameralar kayda girdiğinde, EKG’lerin, efor testlerinin ve holterlerin hiçbir bulgu vermemesine rağmen mahkeme salonlarında aniden yere yığılanlar... Biz tıp dilinde bu bayılmalara Senkop deriz ama muhalefet aktörlerinin geçirdiği bu nöbetlerin adı tam olarak “Adliye Senkopu”dur. Hastalığın tetikleyicisi mikrop veya virüs değil; hesap verme korkusu, adaletin tecelli etme ihtimalidir. Bir hekim ve AK Parti İl Başkanı olarak altını çizmek isterim: Milletin emanetine ihanet edenlerin, iş adalete hesap vermeye gelince büründükleri bu “mağdur ve hasta” rolleri adaletin terazisini saptıramaz” ifadelerini kullandı.