Gündem
Netanyahu’ya kapılar açık, Mahmud Abbas’a vize yok! ABD’den Filistin’e çifte standart
ABD yönetimi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu öncesinde Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve beraberindeki heyetin vize başvurularını reddetti. Washington’ın kararı dikkatleri yeniden İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya çevirdi. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin hakkında tutuklama emri çıkardığı Netanyahu’nun ABD’ye girişine engel konulmazken Abbas’ın BM toplantıları için New York’a gitmesinin önünün kesilmesi, Washington’ın İsrail-Filistin politikasındaki farklı muameleyi yeniden tartışmaya açtı.
ABD yönetiminden Birleşmiş Milletler Genel Kurulu öncesinde Filistin yönetimini doğrudan ilgilendiren yeni bir karar geldi.
ABD Dışişleri Bakanlığı, Filistin Kurtuluş Örgütü üyeleri ile Filistin Yönetimi yetkililerine yönelik vize yaptırımlarının uzatıldığını açıkladı. Karar kapsamında Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve beraberindeki heyetin ABD’ye giriş için yaptığı başvurular da reddedildi. Böylece Abbas'ın BM Genel Kurulu'na yüz yüze katılmasının önü kesildi.
Washington, kararına gerekçe olarak FKÖ ve Filistin Yönetimi'nin geçmiş taahhütlerine uymadığını ileri sürdü. ABD Dışişleri Bakanlığı özellikle Filistin tarafının UCM ve UAD gibi uluslararası kurumlarda İsrail'e karşı yürüttüğü girişimleri ve Filistin devletinin uluslararası alanda tanınması yönündeki çalışmalarını gerekçeleri arasında sıraladı. Bunlar Washington yönetiminin resmi suçlamaları; Filistin tarafı ise benzer vize kısıtlamalarına daha önce itiraz etmişti.
UCM'nin Netanyahu hakkında tutuklama emri bulunuyor
ABD'nin Abbas'a yönelik kararı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu konusunda izlediği tutumla da karşılaştırılıyor.
Lahey merkezli Uluslararası Ceza Mahkemesi, 21 Kasım 2024 tarihinde Netanyahu ve dönemin İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emri çıkardı. Mahkeme, Netanyahu hakkındaki emrin savaş suçları ve insanlığa karşı suçlara ilişkin suçlamalar kapsamında verildiğini açıkladı. Bunun bir mahkûmiyet hükmü değil, tutuklama emri olduğunun altını çizmek gerekiyor.
ABD ise UCM'nin yargı yetkisini tanımıyor ve Roma Statüsü'ne taraf değil. Washington yönetimi 2026'da da UCM'nin Amerikalılar üzerindeki yargı yetkisini reddettiğini resmen açıklarken, Amerikan hukukunda UCM'nin Netanyahu hakkındaki emrini uygulayacak bir mekanizma bulunmadığı hukuk uzmanlarınca belirtiliyor.
BM'nin ev sahibi ABD
Kararın tartışmalı bir başka boyutunu ise BM Genel Merkezi'nin New York'ta bulunması oluşturuyor.
ABD ile Birleşmiş Milletler arasındaki BM Genel Merkez Anlaşması nedeniyle, toplantılara katılacak yabancı temsilcilerin merkeze erişimi uzun süredir diplomatik ve hukuki tartışmalara konu oluyor. Nitekim BM uzmanları 2025'te Abbas ve diğer Filistinli yetkililere yönelik benzer vize engelinin ardından ABD'ye vizeleri verme çağrısında bulunmuş ve BM merkezinin tarafsız diplomasi alanı olarak erişilebilir tutulması gerektiğini belirtmişti.
Washington ise bu yıl da geri adım atmadı.
Son kararla birlikte hakkında UCM tutuklama emri bulunan Netanyahu'nun ABD'ye girişine engel konulmazken, Filistin Devlet Başkanı Abbas'ın BM Genel Kurulu'na katılmak üzere New York'a gitmesine izin verilmemesi, ABD'nin İsrail ve Filistin temsilcilerine yaklaşımındaki belirgin farkı bir kez daha gündeme taşıdı.