Gündem
1,4 milyarlık şirket değeri nasıl 200 katına çıktı? Alkin kardeşlerin ifadeleri ortaya çıktı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen ve vatandaşların mağduriyetine konu olan fon soruşturmasında, Tera Grubu şirketlerinde bağımsız yönetim kurulu üyeliği yapan Kerem Alkin ile Emre Alkin’in şüpheli sıfatıyla verdikleri ifadelerin dikkat çeken ayrıntıları ortaya çıktı.
Savcılık, iki kardeşe Tera Yatırım’ın yaklaşık 1,4 milyar lira olan piyasa değerinin bir yıl içinde 280 milyar liraya ulaşmasının nedenini sorarken, Kerem Alkin’e kardeşiyle peş peşe gelen istifalarının ardından yaşanan fon kriziyle bu ayrılıkların bağlantısı olup olmadığını da yöneltti. İfadelerde, yaklaşık 16 aylık dönemde yönetim kurulunun yalnızca üç kez toplandığı, şirket için 54 sayfalık risk raporu hazırlandığı ve bu raporlarda “toplu fon çıkışı hâlinde şirketin sorun yaşayabileceği” yönünde uyarılar bulunduğu belirtildi. Kerem Alkin’in bir yandan “olağan dışı veya anormal bir durum saptamadım” derken diğer yandan müdafiinin likidite ve ani çıkış risklerine yönelik ayrıntılı uyarıları açıklaması ise soruşturma tutanağının en dikkat çekici bölümlerinden biri oldu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında ifadeleri alınan Kerem Alkin ve Emre Alkin’e Tera Grubu’nun yönetim yapısı, hisse ve fon işlemleri, yatırım kararları, şirketin piyasa değerindeki yükseliş ve görevlerinden ayrılma süreçleri soruldu.
ALKİN KARDEŞLER FON KRİZİ ÖNCESİNDE BİR GÜN ARAYLA İSTİFA ETTİ
İfadelerde dikkat çeken ilk başlıklardan biri, iki kardeşin görevlerinden bir gün arayla ayrılması oldu. Emre Alkin, Tera Portföy Yönetim AŞ’de Temmuz 2026’da bağımsız yönetim kurulu üyesi olarak göreve başladığını ve 17 Eylül 2026’da istifa ettiğini söyledi. Yaklaşık iki aylık görev süresinde yalnızca bir tanışma toplantısı yapıldığını, sonrasında herhangi bir yönetim kurulu toplantısı gerçekleştirilmediğini ve şirketin imza sirkülerinde de adının bulunmadığını savundu.
Kerem Alkin ise Mayıs 2025’te Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ’de bağımsız yönetim kurulu üyesi olarak göreve başladığını, 18 Eylül 2026’da görevinden istifa ettiğini açıkladı.
Savcılık, iki kardeşin peş peşe istifasını doğrudan sorguladı. Kerem Alkin’e, kendisi ile kardeşi Emre Alkin’in aynı dönemde istifa etmesi ve sonrasında şirkette fon krizinin oluşması arasında bağlantı bulunup bulunmadığı soruldu. Kerem Alkin ise iki gelişmenin “birbirinden bağımsız bir şekilde gerçekleştiğini” savundu.
SAVCILIK: 1,4 MİLYAR LİRADAN 280 MİLYAR LİRAYA NASIL ÇIKTI?
Soruşturmanın en çarpıcı bölümlerinden biri Tera Yatırım’ın piyasa değerindeki yükseliş oldu. Savcılık her iki kardeşe de “Tera Yatırım’ın yaklaşık 1,4 milyar TL olan piyasa değerinin 1 yılda 280 milyar TL’ye çıkmasının sebebi nedir?” sorusunu yöneltti.
Emre Alkin, holdingin devamlı büyümesi nedeniyle iştiraklerinin de değer kazanacağı yönünde bir algı oluşmuş olabileceğini söyledi. Ancak borsa kısmına ilişkin doğrudan bilgisi bulunmadığını savundu.
Kerem Alkin ise hisselere ve fonlara kimlerin yatırım yaptığı veya kimlerin satış yaptığına ilişkin verilerin SPK raporuyla daha net görülebileceğini ifade etti. Piyasa değerindeki artış için ayrıca arz-talep ilişkisine işaret etti.
Böylece savcılık sorgusunda yalnızca fonların durumunun değil, şirketin piyasa değerindeki çok yüksek artışın arkasındaki yatırımcı ve işlem hareketlerinin de inceleme konusu olduğu görüldü.
280 MİLYAR LİRALIK DEĞER SORULDU, YÖNETİM KURULU 16 AYDA 3 KEZ TOPLANDI
Kerem Alkin’in ifadesinde dikkat çeken bir başka ayrıntı, Tera Yatırım’daki yönetim kurulu toplantılarının sayısı oldu. Alkin, Mayıs 2025’ten Eylül 2026’ya kadar süren yaklaşık 16 aylık görevi sırasında, yanlış hatırlamıyorsa yalnızca üç yönetim kurulu toplantısı yapıldığını söyledi.
Alkin, yönetim kurulu toplantılarının yapılamamasını ise şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen’in yoğunluğuna bağladı. Hisse alım-satım süreçlerine katılmadığını savunan Alkin, bu işlemleri şirketin ilgili ekibinin gerçekleştirdiğini söyledi.
Savcılığın aynı ifadede Tera Yatırım’ın yaklaşık 280 milyar liraya ulaşan piyasa değerini sorgulaması ile şirketin bağımsız yönetim kurulu üyesinin yaklaşık 16 aylık dönemde sadece üç toplantıya katıldığını açıklaması dikkat çekti.
“ANORMAL DURUM SAPTAMADIM”
Kerem Alkin’in ifadesindeki en dikkat çekici bölümlerden biri, şirketin risklerine ilişkin verdiği beyanlarla müdafiinin hemen ardından yaptığı açıklamalar oldu. Alkin, şirketteki görevinin riskin erken saptanması komitesi çalışmalarını yürütmek olduğunu söyledi. Bu kapsamda 2025 Kasım ayında bir, 2026 yılında iki olmak üzere toplam üç rapor hazırladığını belirtti.
Alkin ayrıca 2026 yılının ikinci yarısına ilişkin 54 sayfalık kapsamlı bir risk raporu hazırladığını kayda geçirdi. Buna karşın Kerem Alkin ifadesinde “Şirket hakkında kendi sorumlu olduğum alanda düzenlediğim raporlar dışında olağan dışı olan ya da anormal olan herhangi bir durum saptamadım.” beyanında bulundu.
Ancak Alkin’in bu açıklamasının hemen ardından müdafii, söz konusu risk raporlarında menkul değerler, likit rasyosu ve ani çıkışlara ilişkin “çok detaylı uyarılar” bulunduğunu söyledi. Müdafi ayrıca daha da dikkat çekici bir bilgi vererek, Kerem Alkin’in hazırladığı raporlarda “fonlardan toplu bir para çıkışı hâlinde şirketin sorun yaşayabileceğini” belirttiğini ifade etti. Söz konusu raporların belgeleri de savcılık dosyasına sunuldu.
Böylece soruşturma açısından, fon krizinden önce şirket bünyesinde likidite ve toplu fon çıkışı riskinin hangi ölçüde bilindiği, bu uyarıların kimlere ulaştığı ve şirket yönetiminin söz konusu raporlar üzerine herhangi bir tedbir alıp almadığı kritik başlıklardan biri hâline geldi.
“SERMAYE PİYASASI HAKKINDA YETERLİ BİLGİM YOK”
Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ’de yaklaşık 16 ay bağımsız yönetim kurulu üyeliği yapan Kerem Alkin’in sermaye piyasalarına ilişkin sözleri de dikkat çekti. Alkin, kendisinin ve çekirdek ailesinin borsada, sermaye piyasasında veya fonlarda herhangi bir yatırım gerçekleştirmediğini söyledi. Ardından ise “Sermaye piyasası hakkında yeterli bilgim bulunmamaktadır. Bundan dolayı da herhangi bir işlem gerçekleştirmemekteyim.” beyanında bulundu. Bir yatırım şirketinde bağımsız yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan Alkin’in, sermaye piyasası hakkında yeterli bilgisi bulunmadığını savunması soruşturma tutanağının dikkat çeken bölümleri arasında yer aldı.
Kerem Alkin’in müdafiinin yaptığı savunmadaki bir başka sıra dışı ayrıntı ise Alkin’in şirketle fiziki ve kurumsal ilişkisine yönelik açıklamalar oldu. Müdafii, Kerem Alkin’in bağımsız yönetim kurulu üyesi olduğu için Tera Yatırım nezdinde “kartviziti, odası, mail adresi” bulunmadığını söyledi.
Savunmada bunun, Alkin’in şirket yönetimine karşı bağımsız ve mesafeli durmasının bir sonucu olduğu ileri sürüldü. Yaklaşık 16 ay boyunca şirketin bağımsız yönetim kurulu üyeliğini yapan Alkin için “odası, kartviziti ve mail adresi yoktu” şeklinde savunma yapılması da dosyadaki dikkat çekici ayrıntılar arasına girdi.
KEREM ALKİN’İ TERA’YA KİM DAVET ETTİ?
Kerem Alkin’in Tera Yatırım yönetimine nasıl girdiği de ifadesinde yer aldı. Alkin, Gürkan Parlakaç isimli kişiyi daha önceden tanıdığını, Parlakaç’ın 2025 Mayıs ayı sonunda kendisini arayarak Tera Yatırım’da bağımsız yönetim kurulu üyesi olmasını istediğini söyledi. Alkin, teklif üzerine birtakım araştırmalar yaptığını ve ardından görevi kabul ettiğini belirtti. Böylece Kerem Alkin’in Tera Grubu yönetimine dahil edilme sürecinde Gürkan Parlakaç’ın rolü de ifadeyle birlikte soruşturma dosyasına yansıdı.
YATIRIM KARARLARINDA KİMLER ETKİLİYDİ?
Savcılık, iki şüpheliye de Tera Holding bünyesinde yatırım kararlarını kimlerin aldığını sordu. Kerem Alkin, yatırım kararlarında yönetim kurulu başkanı, icradan sorumlu yönetim kurulu üyesi, genel müdür ve genel müdür yardımcılarını işaret etti. Şirketle ilgili kararların ise Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, genel müdür ve genel müdür yardımcıları tarafından alındığını söyledi. Emre Alkin de hisse senedi kararları hakkında bilgisi bulunmadığını savunurken, şirket alım ve satımı konusunda müzakereleri bizzat Emre Tezmen’in yürüttüğünü söyledi.
Emre Alkin ise Tera Portföy Yönetim AŞ’de Temmuz 2026’da bağımsız yönetim kurulu üyesi olduğunu söyledi. Alkin, yaklaşık iki aylık görev süresi için “Bir defa tanışma toplantısı yaptık. Sonrasında hiçbir yönetim kurulu toplantısı yapılmadı.” şeklinde beyanda bulundu. Ayrıca şirketin imza sirkülerinde adının bulunmadığını ve 17 Eylül’de görevinden istifa ettiğini belirtti.
Böylece iki kardeşin ifadelerine göre, Kerem Alkin’in görev yaptığı şirkette yaklaşık 16 ayda üç toplantı yapılırken, Emre Alkin’in yaklaşık iki aylık yönetim kurulu üyeliğinde tanışma toplantısı dışında toplantı gerçekleştirilmedi.
AYNI ÜNİVERSİTE, TERA GRUBU VE KARDEŞLERİN YÖNETİM GÖREVLERİ
Dosyada Alkin kardeşlerin akademik görevleri ile Tera Grubu arasındaki kurumsal ilişkiler de dikkat çekti. Emre Alkin, İstanbul Topkapı Üniversitesinin rektörü olduğunu, aynı zamanda çeşitli şirketlerde bağımsız yönetim kurulu üyelikleri yaptığını anlattı. Kerem Alkin ise aynı üniversitede iki bölümün dekanlığını yürüttüğünü söyledi.
Emre Alkin ayrıca Emre Tezmen ile ilk kez, Tezmen’in üniversitenin mütevelli heyet başkan vekili olarak gerçekleştirdiği bir ziyaret sırasında tanıştığını belirtti. Daha sonra Emre Tezmen ve Tera Grubu’ndan gelen mütevelli heyeti üyelerinin üniversitedeki görevlerinden ayrıldığını söyledi.
TERA–DOĞA SİGORTA HATTI DA ALKİM KARDEŞLERİN İFADESİNE YANSIDI
Emre Alkin’in ifadesinde Tera Grubu ile Doğa Sigorta arasında planlanan iş birliği de yer aldı. Alkin, Doğa Sigorta’nın da bağımsız yönetim kurulu üyesi olduğunu, Nihat Kırmızı’nın hem Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı hem de üniversitenin mütevelli heyeti başkanı olduğunu anlattı.
Doğa Sigorta ile Tera Grubu arasında planlanan iş birliğine ilgili düzenleyici otoritenin onay vermediğini öğrendiklerini belirten Alkin, bunun üzerine henüz başlamamış olan iş birliğinin sona erdiğini söyledi. Tera Grubu’ndan gelen mütevelli heyeti üyelerinin de üniversitedeki görevlerinden ayrıldığını ifade etti.
“PARA TRANSFERİ VE OLAĞAN DIŞI ZENGİNLEŞME YOK”
Her iki şüphelinin müdafileri de müvekkilleri hakkında kendilerine gösterilmiş herhangi bir para transferi, SPK raporu veya MASAK raporu bulunmadığını savundu. Müdafiler ayrıca Alkin kardeşlerin görevlerinden önce veya sonra mal varlığı devri yapmadıklarını ve mal varlıklarında olağan dışı zenginleşme bulunmadığını ileri sürdü.