Gündem
Kablo boynumuza dolanacak: Türkiye gücüyle şartlarını dayatıyor
Atina’daki Türk korkusu bu kez kablo projesi üzerinden patlak verdi. Yunan askeri analist Savvas Kalenderides, Türkiye’nin gelişen savunma gücü ve sahadaki donanma üstünlüğüyle kendi şartlarını kabul ettirdiğini belirterek Atina’yı uyardı. ABD arabuluculuğunun bir tuzak olduğunu savunan analist, Ankara’nın güç diplomasisine boyun eğilmesinin ulusal felaket getireceğini söyledi.
TAHSİN HAN
Yunanistan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasındaki elektrik bağlantısı (GSI) projesinde yaşanan kriz, Atina’daki güvenlik ve istihbarat çevrelerinde büyük bir paniğe yol açmış durumda. Yunan yayın organı Naftemporiki’ye değerlendirmelerde bulunan tanınmış Yunan askeri analist Savvas Kalenderides, Türk Deniz Kuvvetleri’nin sahada kurduğu baskı ve Ankara’nın artan askeri kapasitesi karşısında Atina yönetiminin geri adım atmak üzere olduğunu belirterek sert uyarılarda bulundu. Kalenderides, Türkiye’nin son yıllarda milli savunma sanayisiyle pekiştirdiği askeri üstünlüğünü Doğu Akdeniz’de bir dayatma aracına dönüştürdüğünü ve Atina’nın buna boyun eğmesi halinde telafisi imkansız bir “ulusal felaketle” yüzleşeceğini vurguladı.
“TÜRKİYE SAHADAKİ GÜCÜNÜ SİYASİ ŞANTAJA DÖNÜŞTÜRÜYOR”
Kalenderides’in analizinde öne çıkan en kritik unsur, Türkiye’nin gelişen harp gücü ve donanma imkanları sayesinde Ege ile Doğu Akdeniz’de oyunun kurallarını tek taraflı belirleme yeteneğine ulaşması oldu. Ankara’nın 2020’deki Oruç Reis araştırmaları ve Temmuz 2024’teki Kasos (Çoban Adası) gerilimi esnasında bölgeye savaş gemilerini sevk ederek süreci tamamen askerileştirdiğini hatırlatan Yunan analist, Türk diplomasisinin bu askeri güç unsurlarını masada taviz koparmak için kullandığına dikkati çekti. Ankara’nın beş savaş gemisiyle bölgeyi ablukaya alarak Yunan tarafını geri çekilmeye zorladığını belirten Kalenderides, Türkiye’nin bu yolla Türk-Libya Deniz Yetki Alanları Mutabakatı’nı fiilen sahaya yansıttığını savundu.
Analiste göre Türkiye, güçlenen savunma altyapısından aldığı cesaretle askeri engelleme tehdidini sürekli masada tutuyor ve Atina’dan deniz yetki alanlarına dair yetki tanınmasını talep ediyor. Proje kapsamında Atina’nın “bilgilendirme” olarak gördüğü adımların, Ankara tarafından “izin alma” prosedürüne dönüştürüldüğünü belirten Kalenderides, “yaratıcı belirsizlik” adı altında verilecek her türlü tavizin Türkiye’nin Ege ve Akdeniz’deki egemenlik iddialarını meşrulaştıracağını ifade etti.
“AMERİKAN ARABULUCULUĞU BİR TUZAKTIR”
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Atina ziyaretine de değinen Kalenderides, Washington’ın arabuluculuğuna güvenmenin tarihi bir hata olacağını belirtti. Geçmişteki İmya, Bern ve Şişmik krizlerinde ABD’nin Yunan çıkarlarını korumadığını, aksine Türkiye lehine “gri bölgeler” konseptinin doğmasına zemin hazırladığını hatırlattı.
Rubio’nun diplomatik söylemlerinin Türkiye’nin iddialarıyla Yunanistan’ın tezlerini eşitlediğini savunan Yunan analist, kablo projesinde geri adım atılmasının Rodos, Kerpe, Kasos ve Girit’in kıta sahanlığı haklarını yok edeceğini ve bu durumun Ege’deki dengeleri tamamen bozacağını vurguladı. Atina yönetimini hazırlıksız olmakla suçlayan Kalenderides, Türkiye’nin güç diplomasisine boyun eğmek yerine meselenin Avrupa Birliği zeminine taşınması ve en kötü askeri senaryolara karşı caydırıcılık üretilmesi gerektiğini belirtti.