AKİT MENÜ

Yaşam

Evde annesinin meleği ya okulda?

Her ebeveyn çocuğunun zorbalığa uğramasından korkar. Peki, zorbalık yapan çocuk bizim çocuğumuzsa? İlk tepki genellikle “Benim çocuğum bunu yapmaz” olur. Oysa önemli olan suçlamak değil, davranışın nedenini anlamaktır.

Haber Merkezi

Okuldan gelen telefon bazen bir annenin bütün gününü değiştirebilir. "Çocuğunuz bugün arkadaşını itti." "Bir öğrencinin fotoğrafını sınıf grubunda paylaştı." "Arkadaşlarıyla birlikte başka bir çocuğu dışladı." "Bir öğrenciyi sürekli rahatsız ediyor."

İlk anda ne hissederiz? Şaşkınlık. Ardından itiraz. "Emin misiniz? Benim çocuğum böyle bir şey yapmaz." Çünkü çocuğumuzu evdeki haliyle tanıyoruz. Sabah uykulu uyanan, kahvaltısını hazırlarken bize sarılan, okuldan gelince gününü anlatan çocuk o. Hastalandığında başını omzumuza koyan, gece korktuğunda yanımıza gelen de aynı çocuk.
Onun başka bir çocuğu üzebileceğini düşünmek kolay değil. Ama çocukların evdeki halleriyle arkadaş grubundaki halleri her zaman aynı olmayabiliyor. Üstelik bunun anlamı çocuğumuzun kötü biri olması değil.
Tam tersine, yetişkinin burada yapması gereken ilk şey çocuğu etiketlemek değil, davranışın arkasındaki nedeni anlamaya çalışmak. Çünkü bir çocuğu gerçekten korumak, yaptığı her şeyi savunmak anlamına gelmiyor. Bazen en büyük koruma, ona yanlış yaptığını söyleyebilmek.

 

ANNE-BABANIN KENDİNE SORACAĞI 3 SORU

Çocuğum hata yaptığında onu dinliyor muyum?
Yanlış yaptığında hemen savunmaya mı geçiyorum?
Onu sevmenin, her davranışını onaylamak olmadığını biliyor mu?
Bazen çocukla ilgili asıl değişim çocuktan değil, anne-babadan başlıyor.

 

ŞAKA MI, YOKSA CAN YAKMAK MI?

Çocukların birbirleriyle dalga geçmesi, takılması, birbirlerine lakap takması yeni bir şey değil. Çocuklukta şakalaşmak da var, sınırları zorlamak da. Fakat bir noktadan sonra iş değişiyor. Bir çocuk sürekli hedef haline geliyorsa, diğer çocuklar bunu eğlenceye dönüştürüyorsa ve karşı taraf rahatsız olduğunu belli ettiği halde davranış devam ediyorsa artık "Çocuklar arasında olur böyle şeyler" deyip geçemeyiz. Üstelik zorbalık yalnızca vurmak, itmek ya da tehdit etmek değil. Bir çocuğu oyuna almamak, hakkında dedikodu yaymak, görünüşüyle dalga geçmek, grubun içinde küçük düşürmek, sosyal medyada hedef göstermek de aynı zincirin parçaları olabilir.
Dijital dünya ise meseleyi daha da zorlaştırıyor. Eskiden çocuk okuldan eve geldiğinde en azından kapının dışında yaşananlardan uzaklaşabiliyordu. Şimdi sınıf grupları, mesajlar, videolar ve sosyal medya sayesinde okul çocuğun cebinde. Bir olay akşam yatakta yeniden karşısına çıkabiliyor.

 

EVDEN ÇIKIP BAŞKA BİR GRUBA GİRİYOR

Anne-babalar çocuklarının karakterini evdeki davranışlarından okuyor. Fakat okulda başka bir düzen var. Çocuk tek başına yapmayacağı bir şeyi arkadaşlarının yanında yapabiliyor. Bir arkadaşına laf atıyor, diğerleri gülüyor. Bir fotoğraf paylaşıyor, grup kahkaha atıyor. Bir çocuğu oyuna almıyorlar, kimse ses çıkarmıyor.
Bu nedenle anne-babanın sadece "Neden yaptın?" sorusuyla yetinmemesi gerekiyor. "Yanında kimler vardı?" "Arkadaşların ne yaptı?" "Sen o sırada ne hissettin?" "Karşındaki çocuğun ne hissettiğini düşündün mü?" Bu sorular çocuğun davranışını anlamaya açılan kapılar olabilir.

EMPATİYİ GÖSTERMEK GEREKİR

Anne-babalar çocuklarına sık sık "Empati kur" diyor. Ama çocuk için empati bazen çok soyut bir kelime. Onun yerine yaşadığı bir durum üzerinden konuşmak daha kolay.
"Bütün sınıfın içinde seninle dalga geçilse ne hissederdin?" "Arkadaşlarının seni oyuna almadığını düşün." Çocuk karşısındaki kişinin yaşadığını zihninde canlandırmaya başladığında, olay onun için başka bir anlam kazanıyor. Burada amaç çocuğu suçluluk duygusuna boğmak değil. Yaptığı davranış ile ortaya çıkan sonuç arasındaki bağlantıyı kurmasını sağlamak.

 

SINIFIN SESSİZ ÇOĞUNLUĞU

Bir zorbalık olayında iki çocuk görünür. Biri incinen. Diğeri inciten. Fakat sınıfta onları izleyen başka çocuklar da vardır. Birisi güler. Birisi telefonunu çıkarıp görüntü alır. Birisi sessiz kalır. Bir başkası ise "Yapma" der.
İşte o son çocuk, okulun havasını değiştirebilecek kadar değerlidir. Çocuklara sadece "Biri sana kötü davranırsa öğretmenine söyle" demek yetmiyor. "Bir arkadaşına yapıldığını görürsen ne yaparsın?" sorusunu da sormak gerekiyor. Çünkü çocuklar birbirlerinin davranışlarını yetişkinlerden çok daha hızlı etkiliyor. Bir çocuğun "Bunu yapmayalım" demesi bazen uzun bir yetişkin konuşmasından daha güçlü olabiliyor.

 

ÖNCE SAVUNMAK DEĞİL, ÖNCE ANLAMAK

"Benim çocuğum yapmaz." Belki gerçekten yapmadı. Belki olay yanlış anlaşıldı. Belki çocuğumuz da başka bir davranışın karşılığını verdi.
Bunların hepsi olabilir.
Ama bunu anlamanın yolu ilk anda çocuğun arkasına geçip herkese karşı onu savunmak değil.
Önce dinlemek. Öğretmeni dinlemek. Olayı yaşayan diğer çocukların anlattıklarını değerlendirmek.
Sonra çocuğumuzla sakin bir şekilde konuşmak. Çünkü çocuklar da hata yapar. Üstelik bazen hiç beklemediğimiz şekilde.
Evde çok sakin olan bir çocuk okulda öfkesini kontrol edemeyebilir. Çok yardımsever görünen bir çocuk arkadaş grubunda bir başkasını dışlayabilir.
Başarılı bir öğrenci, popüler olmak için başka bir çocuğu küçümseyebilir. Bu davranışlar çocuğun tamamını tanımlamaz. Ama görmezden gelinmeleri de doğru değildir.

'SENİ SEVİYORUM AMA...'

Çocuğun duyması gereken en önemli cümlelerden biri belki de şu: "Seni seviyorum ama yaptığın şeyi doğru bulmuyorum." Bu cümle hem sevgiyi hem sınırı aynı anda taşıyor. Çocuğa "Sen kötüsün" demiyor. Ama "Ne yaparsan yap yanındayım" da demiyor. Aradaki fark, çocuk yetiştirmenin en zor taraflarından biri. Anne-baba olarak çocuklarımızı her kötülükten uzak tutmak istiyoruz. Ama hayat boyunca bunu yapamayacağız. Onun yerine çocuklarımıza hata yaptıklarında ne yapacaklarını öğretmek zorundayız. Yanlış yaptığında kaçmamak.
Suçu başkasına atmamak. Özür dilemek.
Telafi etmek. Gerekirse yardım istemek.
Ve bir sonraki sefer farklı davranmak.
Belki de "Benim çocuğum bunu yapmaz" cümlesinin yerine koymamız gereken cümle bu: "Çocuğum böyle bir şey yaptıysa nedenini anlamak ve bunu düzeltmesine yardım etmek benim görevim." Çünkü çocuğumuzu sevmek onun her davranışını doğru bulmak değil. Bazen tam tersine, onu en çok sevdiğimiz için yanlışını göstermek. Ve belki de gerçek ebeveynlik tam burada başlıyor. Çocuğumuzun sadece iyi taraflarını görmekte değil, zor taraflarına da bakabilmekte.

Yorumlara Git

Ali Karahasanoğlu yazdı: Murat Ongun ve Ekrem İmamoğlu’nun yüzüne “Allahsızlar” haykırışı

13 ABD askerini öldüren Hasan'ı canlı yayında idam edecekler! 'Herkes izlesin istiyoruz'

Evde annesinin meleği ya okulda?

Hüseyin Yayman’dan çarpıcı açıklama: BU BİR FETÖ taktiği! Hedef ERDOĞAN

Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı tutuklandı... Saymaz ve Ağırel adli kontrol ile serbest