Gündem
Zekeriya Say ‘sümen altı gazeteciliği’ tartışmasını gündeme taşıdı
Gazeteci Zekeriya Say, bugünkü köşe yazısında gazetecilikte “sümen altı” olarak nitelendirilen haber gizleme tartışmasını gündeme taşıdı. Gazeteci Murat Ağırel hakkındaki iddialara dikkat çeken Say, kendisine ulaştırılan Sarıgül ailesiyle ilgili bilgi ve belgeleri neden haberleştirmediğinin soruşturmanın önemli başlıklarından biri olduğunu yazdı. Ağırel ise söz konusu belgelerden şüphelendiğini ve teyit edemediği iddiaları basın etiği gereği yayımlamadığını belirtiyor.
Gazeteci Zekeriya Say, bugünkü köşe yazısında gazetecilik mesleğinde yıllardır tartışılan “yazılmayan haber” meselesini ele aldı.
Say, 2011 yılında dönemin Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner’e ait olduğu belirtilen ses kaydındaki gazetecilik değerlendirmelerini hatırlatarak, gazetecinin temel görevinin ulaştığı haber değeri taşıyan bilgiyi doğruladıktan sonra kamuoyuna aktarmak olduğunu ifade etti.
Gazetecilikte asıl kriterlerin haberin doğruluğu, kaynağın korunması ve bilgilerin kasıtlı biçimde çarpıtılmaması olduğunu kaydeden Say, mesleğin itibarını zedeleyen uygulamalardan birinin ise haberlerin çeşitli çıkarlar karşılığında gizlenmesi olduğunu yazdı.
“SÜMEN ALTI GAZETECİLİĞİ YENİDEN REVAÇTA”
Geçmişten örnekler veren Say, “Gazeteci yazmadığı haberden para kazanır” şeklindeki tartışmalı sözün medya dünyasında yıllardır kullanıldığını hatırlattı.
Say, iktidara ilişkin iddiaları geniş biçimde gündeme taşıyan bazı medya kuruluşlarının, muhalefet belediyelerine yönelik yolsuzluk soruşturmalarında aynı gazetecilik refleksini göstermediğini savundu.
Özellikle İBB ve bazı belediyeler hakkındaki soruşturmaların medyadaki ele alınış biçimini eleştiren Say, bu tutumun “sümen altı gazeteciliğinin” günümüzdeki örneklerinden biri olduğunu ileri sürdü.
MURAT AĞIREL HAKKINDAKİ İDDİALARI GÜNDEME TAŞIDI
Zekeriya Say, yazısının önemli bölümünü gazeteci Murat Ağırel hakkındaki iddialara ayırdı.
Say'ın aktardığına göre, Almanya'da yaşayan Sinan Çampınar isimli bir kişinin Sarıgül ailesinin yurt dışındaki para hareketlerine ilişkin olduğu öne sürülen bazı bilgi ve belgeleri Ağırel'e ulaştırdığı iddia edildi.
Ağırel'in söz konusu belgeleri doğrudan haberleştirmek yerine doğrulatmak amacıyla iddiaların muhataplarına iletmekle suçlandığını aktaran Say, iddia sahiplerinin belgelerin aktarılmasının ardından tehdit edildiklerini öne sürdüklerini de yazdı.
AĞIREL: TEYİT ETMEDEN HABERLEŞTİRMEDİM
Murat Ağırel ise kendisine yöneltilen suçlamalara karşı, söz konusu iddiaları araştırdığını, belgelerin doğruluğundan şüphelendiğini ve anlatılanları yeterince inandırıcı bulmadığını belirtiyor.
Ağırel, doğruluğunu teyit edemediği bilgi ve belgeleri basın etiği gereği haberleştirmediğini savunuyor.
Zekeriya Say ise Ağırel'in bu savunmasına karşı çıkarak, geçmişte farklı kişi ve kurumlara yönelik iddiaların aktarılmasında aynı hassasiyetin gösterilip gösterilmediğinin sorgulanması gerektiğini ifade etti.
“HESAP HAREKETLERİ DE İNCELENMELİ”
Say, yazısında Ağırel hakkındaki soruşturmanın daha kapsamlı yürütülmesi gerektiğini savunarak, Ağırel ve birinci derece yakınlarının mal varlığı ve hesap hareketlerinin gelirleriyle uyumlu olup olmadığının araştırılması çağrısında bulundu.
Bunun Say'ın kendi değerlendirmesi ve talebi olduğunun altını çizmek gerekirken, yazar söz konusu incelemenin “haber gizleme” iddialarının aydınlatılması açısından gerekli olduğunu savundu.
İMAMOĞLU'NUN MESAJINI DA HATIRLATTI
Say, yazısının sonunda Ekrem İmamoğlu'nun cezaevinden gönderdiği ve destekçilerine “bağımsız gazeteleri alın” çağrısında bulunduğu belirtilen mesajına da değindi.
Bu çağrıyı medya-siyaset ilişkileri üzerinden değerlendiren Zekeriya Say, yazısını “Aslında bu talimat bile neler döndüğünü ve kimlerin ‘sümen altı gazeteciliği’ yaptığını özetlemeye yetiyor” ifadeleriyle tamamladı.