AKİT MENÜ

Aktüel

Günlük Hayatımızda Tevhid ve Şirk! (4)

Hukukçu yazar AV. Ömer Faruk Uysal 'Günlük Hayatımızda Tevhid ve Şirk! (4)' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Haber Merkezi

İşte Hukukçu yazar AV. Ömer Faruk Uysal'ın kaleme aldığı o yazı; 

İnanç ve ona şirk bulaştırma, çok eski, çok yaygın, aynı zamanda güncel bir psiko-sosyal vakıa. İnsan (toplum) dediğin mutlaka inanıyor ancak ekseriya şirk katmadan bunu yapmıyor. Bu öyle bir süreç ki, kalp elektrosunda sabit doğru çizgi üst ve altında oynaşan zikzaklar gibidir. Kalp elektrosu boşuna demedik. Mümin kalplerde dahi tevhid ve şirk öylece oynaşır. Mahall-i iman kalptir çünkü! "Ey kalpleri (halden hale) çeviren Allah'ım, benim kalbimi dinin üzere sabit kıl!" (Hadis, Tirmizi)

1923'lerde kurulan yeni rejimin en karakteristik özelliği, antiislam ve anti-osmanlı oluşudur denebilir. İslam (ve Hilafet) bizi geri bırakmıştır ve behemahal bertaraf edilmelidir! Bu hem Devlet-i Aliye mirası üzerine kurulan devlet-i sağirenin meşrutiyeti için, hem de büyük hayranı, idolümüz olan Freng medeniyetine girebilmemiz için zorunlu görülmüştür. Tüm devrimler Batıperest ve anti-islamdır!

 

İslam-Türk ve tüm geleneksel değerler reddedilince, adeta yeni, modern bir devlet dini ihdas edilmiştir. Bu aslında, Batı'da 1/2 asırdır boy vermiş olan, büyük kurtarıcının da inandığı naturalizm ve pozitivizm dinidir. Ancak asırlardır Türk milletinin demine damarına işlemiş olan İslam kolayca bertaraf edilemeyecek ve yeni sentezler kaçınılmaz olacaktır. İslamın büyük, müessir, maddi-manevi boşluğunun kolayca doldurulamayacağı tarih ve sosyolojinin ilmi doneleri ile sabittir.

Cahil(!) halk garb pozitivizm ve naturalizmden ne anlayacaktır? Daha bildik, tanıdık, basit bir din ve Tanrı en iyisidir! Kemalizm Türkün yeni dini olmalıdır. Büyük halaskar hem bir peygamber, hem de duruma göre Tanrı sayılacaktır! Nutuk kutsal kitap, Andımız şehadet kelimesi veya ezan, saygı duruşu namaz, daha doğrusu namazdaki kıyam, "Ne mutlu Türküm diyene" elhamdülillah, Çankaya Kabe, Kemal Mevlidi, Türkün yeni amentüsü, imanın 6 şartı gibi 6 ok (6 şart, ilke), yeni 32-54 farzlar. Tastamam yeni bir din veya modern bir paganizm, politeizm, putperestlik!

 

Heykeller, yeni paganizmin en çok görülen putları. Elbette onlar müteal Tanrının bizzat yerine ikame edilmiş değiller. Bir aracı Tanrılar, esas Tanrıyı hatırlatan, karşısında saygı duruşunda (kıyamda) bulunduğumuz, ama muhakkak kutsal saydığımız bir huşu hali. Tarih insan görünümlü tanrılar (antropomorfizm) doludur. Kemalist teoloji ilk ve son değildir. Gençliğinde Ayasofya, Ağa cami gibi inançlı şiirler de yazmış olan Nazım Hikmet; "Beni Stalin yarattı, beni o yaşatıyor, asıl vatanıma geldim." demiştir. (1951'de SSCB'ye ikinci gidişinde.) Lenini ilahlaştıran bir şiiri de vardır.

Kıblegah ve kabe olarak Anıtkabir. Her bayramda, sevinçte, kederde, her başımız sıkıştığında, koca koca ODTÜ profesörleri, büyük politik önderler, huşu halinde huzuruna varıyor ve Ata'ya şikayetlerini iletiyorlar, niyaz eyliyorlar. Dualar uçup gitmesin diye defterlere kaydedilip tarihe ve sonsuzluğa tevdi ediliyorlar.

Anıtkabir asla tarihi Türk büyüklerinin, Selçuklu kümbetleri ve Osmanlı türbelerine benzemez. Yunan tapınaklarına ve özellikle Panteon veya Atina Akropolisi'ne benzetilmiştir. Yücelik vurgusu için de Ankara'nın en yüksek tepesi seçilmiştir. Aslan heykelleri ile süslenmiş aslanlı yol ise ziyaretçileri huzur-u mukaddese psikolojik olarak hazırlar, tanrısal, teolojik bir bir mimaridir. Bu mimari tarzının Atatürk ile hiçbir ilgisi yoktur. Ne bu yönde bir vasiyeti ne de hayattayken ifade ettiği bir tercihi vardır. Ölümünden çok sonra, 1941'de alınan tamamen mimarların ve seçici kurulun kararıdır.

 

Tarih boyunca toplumlarda, böyle bir psikososyal damar hep çok güçlü olmuştur. Sevdiğini ve beğendiğini aşırı yüceltme, kutsallaştırma, bazen ilahlaştırma. Kahramanını insanlardan bir insan, kullardan bir kul asla kabul etmeme. İnsan üstü, fevkalbeşer, kutsal, yarı tanrı veya Tanrı zannedme. Öyle inanmasa dahi, öyle inanılsın istiyor. "Beşerin böyle dalaletleri var, putunu kendi yapar kendi tapar" diyor Tevfik Fikret.

Bu süreçler çoğu zaman ilahlaştıranların iradesi, dini (tebliği) rağmına işler. Hz. İsa şüphesiz, Allah'ın pek sevgili ve büyük peygamberlerinden biri ve bir muvahhidtir. Ama güya takipçileri, inananları, onu Allah'ın oğlu saymışlar ve itikadlarının esası yapmışlardır. İsanın tebliğ ettiği dinin tam tersine savrularak dalalete düşmüşlerdir.

Hz. Ali; "Benim hakkımda iki kişi helak olmuştur: Biri beni aşırı sevip hakkımda ileri gidenler, diğeri ise bana kin besleyip düşmanlıkta aşırı gidenler." demiştir. Bu minvalde hadisler de mevcuttur. Sevgide aşırı gidenler "Gulat-ı Şia" Cebrailin yanılarak Hz. Muhammede Peygamberlerlik getirdiğini asıl Nebi'nin Ali olduğuna inananlar. Veya Allah'ın (haşa) Hz. Alinin bedenine girdiğini (hulül) iddia eden Suriye Nusayrileri (Esat ailesi) onu ilah mertebesine çıkarmışlardır. Kuşkusuz Ali bunlardan beridir. Devam edeceğiz...

Yorumlara Git

Enkaz parçaları etrafa saçıldı, hastaneler alarma geçti! Özel uçak şehir merkezine düştü

Hürmüz Boğazı'nda kanlı saldırı! Yasaklı rotayı kullanan 2 dev petrol tankeri mayınla patlatıldı!

Krizde son dakika sürprizi! Kremlin kapıyı açtı, Zelenski adresi Türkiye olarak gösterdi!

“Daltonlar” operasyonunda 5 gözaltı! GFB lideri Cem Gölbaşı’na saldırı hazırlığı

Türk dünyasına sinsi tuzak! Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı'dan tüyler ürperten Türkiye-Azerbaycan uyarısı!