AKİT MENÜ

Gündem

33 ülke niye halka su ve yiyecek stoğu çağrısı yaptı? Dünyada büyük bir tufan mı bekleniyor?

Türkiye’nin ilk strateji merkezlerinden Stratejik Düşünce Enstitüsü’nün (SDE) kurucularından Alper Tan, bugünkü köşesinde 17’si Avrupa’dan 33 ülkenin halklarına en az bir hafta yetecek kadar su ve gıda stoğu yapması çağrısını ile Avrupa ve Amerika ülkelerindeki binlerce sokak olaylarına dikkat çekerek ‘Dünyada büyük bir tufan mı bekleniyor?’ diye sordu.

Haber Merkezi

Alper Tan’ın yazısı şöyle:

Avrupa hükümetlerinin acil durumlar için gıda ve su stoklanması çağrılarından sonra, yedi ülkede mağazalar ve gıda merkezlerindeki soğutma sistemlerine yönelik siber saldırılarla ilgili raporlar peş peşe geliyor. Belçika, Lüksemburg, Hollanda, İsveç, İrlanda, Estonya, Finlandiya bunlardan bazıları. Bazı dondurucuların sıcaklığı +50°C'ye kadar yükseldi, bu da gıda maddelerinin bozulmasına yol açtı.

33 ÜLKEDEN BENZER ÇAĞRI

Newsweek ve benzeri kaynaklar, yaklaşık 33 ülkenin hükümetlerinin hane halkına gıda, su ve temel malzemeler için 3-7 (bazen 10-14) günlük stok önerdiğini duyurdu. Bu eşzamanlı duyuruların, bir “savaş çağrısı” olmadığı ifade ediliyor. Öyleyse bütün ülkeler neden aynı anda aynı duyuruları yapıyor?

Yayınlanan listelerde kıtalara göre halka, “olağanüstü durumlara karşı hazırlık çağrısı” yapan ülkeler şöyle. Avrupa’dan 17 ülke: Birleşik Krallık, İrlanda, Fransa, Almanya, Hollanda, Danimarka, Norveç, İsveç, Finlandiya, Estonya, Letonya, Litvanya, Polonya, Çekya, Avusturya, İsviçre, Hırvatistan. Kuzey Amerika: ABD, Kanada, Meksika. Güney Amerika: Şili, Kolombiya, Arjantin, Brezilya. Afrika: Güney Afrika. Asya: Japonya, Tayvan, İsrail, Hindistan, Filipinler, Singapur. Okyanusya: Avustralya ve Yeni Zelanda.

ÇAĞRI YAPAN ÜLKELERİN ORTAK YÖNLERİ

Coğrafi: Ağırlıkla Avrupa, Kuzey Amerika, Doğu Asya-Pasifik’in gelişmiş kısımları.

Sosyal/kültürel: Yüksek gelirli, kentleşmiş, bireysel sorumluluk vurgusu yüksek, sivil savunma geleneği olan toplumlar. Güçlü devlet kurumları, medya okuryazarlığı ve “kendi kendine yeterlilik” kültürü gelişmiş yerler.

İnanç: Çoğunlukla Hristiyan (Protestan/Katolik) veya seküler; Japonya, Tayvan, Singapur, İsrail gibi istisnalar var.

NATO/AB: Listenin büyük kısmı NATO üyesi. 32 üyeli ittifaktan birçok Avrupa ülkesi + ABD/Kanada; yaklaşık 15-20’si bu listede. AB üyesi olanlar da yüksek; 27 üyeden 10+; AB duyurusu ise zaten tüm üyeleri kapsıyor. İsviçre, Avusturya, İrlanda gibi tarafsızlar da var. Japonya, Tayvan, Avustralya, Yeni Zelanda NATO/AB dışı ülkeler.

Avrupa’da Akdeniz ülkeleri İspanya, Portekiz, İtalya'nın bu çağrıda bulunmaması dikkat çekici. Uyarı yapanlar Avrupa'nın tamamı değil, daha çok Avrupa'nın Orta ve Kuzeyi alarm halinde. Asya Pasifik'te ise ABD'nin güvenlik ortakları benzer uyarılarda bulundu. Bu ayrışma da dikkat çekici.

MANZARA

Şu manzaraya bir bakın. Dünyanın “medeni” diye anılan ülkeleri birdenbire vatandaşına “evinde 3-7 günlük konserve gıda ve su tut” diyor. İngiltere Başbakanı konserve fasulye tavsiye ediyor, Japonya deprem ajansı kuruyor, Almanya 10 güne çıkıyor, İsveç “savaş olursa da idare et” diyor. Resmi ağızlar “afet, siber, iklim” diyor; doğru. Ama işin özü daha derin. Bu ülkeler, küresel sistemin kırılganlığını fark ettiler. Ukrayna’da kan aktı, enerji hatları kesildi, siber saldırılar sınır tanımıyor, iklim olayları “normal” olmaktan çıktı. Batı’nın refah toplumları, konfora o kadar alışmış ki, fakat bir elektrik kesintisinde market raflarının boşalacağını, banka kartının çalışmayacağını, devletin herkese aynı anda yetişemeyeceğini artık kabul ediyorlar.

Kendi güvenlik şemsiyelerinin (NATO) yeterli olmadığını, ülkelerin ve bireylerin de “sivil asker” gibi hazır olması gerektiğini anladılar.

TUFAN YAKLAŞIYOR

Eylül’de okulların açılmasıyla birlikte Fransa’da kitlesel öğrenci protestoları başlamıştı. Toplumun diğer kesimleri ve en son Sarı Yeleklilerin de dahil olmasıyla protestolar bir nevi halk ayaklanmasına dönüştü. Aradan iki aya yakın zaman geçmiş olmasına rağmen olaylar durdurulamadı. Giderek daha da büyüyor.

Fransa’da başlayan olaylar hemen ardından Belçika, Almanya, Arnavutluk, İspanya ve İtalya gibi ülkelere de sıçrayarak yaygınlaştı. Avrupa diken üstünde. “Acaba ne olacak?” korkusu gündemi esir almış durumda. Ne ekonomik konulara çare bulabiliyorlar ne siyasi ne de sosyal konulara! Avrupa tam bir acziyet ve tükenmişlik içinde.

BATI’DA KANT-I RİCAL SORUNU

Halklar devletlerine güvenmiyor. Avrupa siyasetinde tam bir “kaht-ı rical” (ehil devlet adamı yokluğu) yaşanıyor. Hızla gelişen yerel, bölgesel ve küresel krizlere çözüm üretemiyorlar. Avrupa’da hükümetler iradelerini Brüksel’deki AB kadrolarında görevli bürokratlara teslim etmiş durumdalar. AB’nin yapısından kaynaklanan hantallık sebebiyle AB karar alamıyor. Alsa da karar çıkıncaya kadar iş işten geçmiş oluyor. Birçok AB üyesi ülkenin hükümetleriyle Birlik Yönetimi arasında ciddi sürtüşmeler var. Son örnek Polonya’da yaşandı. Hükümetin Anayasa Mahkemesi’ni yüzlerce polisle basarak yüksek mahkemenin yönetimini bir gece yarısı değiştirme girişimi “AB’nin Polonya’ya darbe teşebbüsü” olarak yorumlandı.

AVRUPA ÇARESİZ

Kovid-19 süreci, Ukrayna-Rusya Savaşı, Filistin’de İsrail’in uyguladığı soykırım ve ABD-İsrail’in İran’a savaş başlatarak Körfez’i ateşe ve dünyayı da krizden krize sürüklemesi karşısında Avrupa’nın yanlış tercihler yapması veya kararsız kalması Batı yakasındaki tükenişi hızlandırdı. Bugün karşımızda yapmak istediklerini yapamayan, Trump’ın taleplerine boyun eğmek gibi yapmak istemediği işleri yapmaya mecbur kalan, halkın beklentilerine cevap veremeyen ama ABD’nin çıkarlarına hizmet eden bir Avrupa var.

Halklar bunu görüyor. Sandıkta çözüm bulamayınca çareyi sokaklarda aramaya başladı. Halk ayaklanmaları buralardan kaynaklanıyor. Bu hareketler bir kere kontrolden çıkarsa kolay kolay durdurulamaz. Ülkelerde sosyal kasırgalara, barajları yıkan sellere dönüşebilir.

BATI’DA NEFRET ZİRVEDE

Diğer yandan Avrupa ve ABD’ye yani Batı Dünyasına karşı küresel bir nefret dalgası yükseliyor. Bugüne kadar çıkardıkları savaşlar, destekledikleri terör örgütleri eliyle ülkeleri istikrarsızlaştırmaları, askeri darbelerle güdümlü devlet yönetimleri oluşturmaları, ülkelerin yeraltı ve yerüstü zenginliklerini yağmalamaları, kölelik ve sömürge mirası gibi birikmiş hesaplar öfkeyi kabartıyor.

SON AYAKLANMALARIN DİNAMİĞİ FARKLI

Bundan önce de Avrupa’da, Amerika’da binlerce protesto eylemleri oldu. Fakat son olayların farklı bir yönü ve ayrı bir dinamiği var. Ülkelerdeki göçmenlerle yerlilerin birlikte kitlesel ve düzenli hareket etmeleri önemli bir konu. Ama bundan daha önemlisi kaynağı, adresi, büyüklüğü, gücü ve şiddeti tahmin bile edilemeyen küresel bir TUFAN beklentisi veya korkusu! Ve bu tufanın başlaması halinde ülkelerin içindeki sosyal kasırgalarla birlikte ortaya çıkaracağı yıkımın tahmin edilememesinin getirdiği belirsizlik. Bu durum Batı başkentlerinde kritik kurumların en çok meşgul olduğu konu. Geceler kabusa dönüyor.

TANIMLANAMAYAN KÜRESEL DİNAMİK

Son iki yıldır ABD’de başlayıp Avrupa’da stratejik noktalarda ortaya çıkan ama tanımlanamayan, müdahale edilemeyen “esrarengiz dronlar” konuşuluyordu. Sonra hiç beklenmeyecek devasa küresel kurumlara siber saldırılar başladı ve devam ediyor. Bilinmeyen bir güç, Avrupa’daki depolarda bulunan gıda stoklarını siber müdahaleyle buzdolabında pişirip heba ederek o ülkelere bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Eşzamanlı kitlesel olaylar durdurulamıyor. ABD, Avrupa’nın arkasında durmaktan vazgeçiyor. Ortaya çıkacak güvenlik açığını kapatmak için Avrupa’nın kısa sürede bulabileceği bir çözüm yok.

Avrupa ve ABD çok ciddi bir sınama ve test sürecinden geçiyor. Tanımlanamayan bir güç dünya ile resmen oynuyor. “Kim bu güç?” sorusunun cevabı yok. Fakat eylem ve stratejileriyle varlığını her gün güçlü şekilde hissediyoruz. Dünyadaki büyük gelişmelerin çoğu buradan kaynaklanıyor. Lakin bu olayların faili olarak bazıları, Çin’i, bazıları, Rusya’yı, bazıları İran veya İsrail’i işaret etse de meydana gelen bu sofistike olayların bu şekilde izahı zor.

GÖRÜNEN O Kİ…

Farklı bir dinamik işliyor. Öyle ki eylemi yapıyor ama imza yerini boş bırakıyor. Reklam kaygısı taşımıyor. Özgüveni olağanüstü fazla. Yapıyor ama yakalanmıyor. Takip ettiği strateji ile büyük devletlerin gücünü tüketiyor ve aciz bırakıyor. Basit yöntemlerle büyük sonuçlar ortaya koyuyor. Hiç geri adım atmıyor. Dünyanın her yerinde ne istersem yaparım şeklinde bir meydan okuma bu!

Birçoğu komplo teorisi diyebilir ama dünya böyle bir durumla karşı karşıya. Avrupa’da başlayan ayaklanmaların da böyle bir yönü olabilir mi? Olabilir… Görünen o ki büyük bir tufan dünyaya hızla yaklaşıyor. Tufan olumsuz bir çağrışım yapsa da tabiatı temizler yeniden tanzim eder.   

Yorumlara Git

Sandık hezimetini itiraf eden Trump: 'Yine olsa yine yaparım'

Adli tıp raporu tamamlandı! İşte Kaşif Kozinoğlu'nun ölüm nedeni

AB'den Türkiye'ye karşı iki yüzlü skandal rapor! Brüksel efendileri ekonomik gücümüzü onaylarken yine haksız saldırılara sarıldı!

33 ülke niye halka su ve yiyecek stoğu çağrısı yaptı? Dünyada büyük bir tufan mı bekleniyor?

Fenerbahçe tarih yazdı