AKİT MENÜ

İSLAM

Mühür ve mühürlenenler

Yüce Rabbimiz şöyle buyurdu: “Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerinde de kalın bir perde bulunmaktadır ve onlar için büyük bir azap vardır.” (Bakara Suresi, 7)

İnsanın kendi irade ve etkisi olmadan Allah’ın ona günah işletmesi, onu doğru yoldan saptırması, kalbini mühürlemesi söz konusu olabilir mi?

Kur’an Yolu tefsirindeki şu açıklama yeterli cevabı içeriyor:  

Allah Teâlâ ilim, hikmet ve adalet sahibi olduğuna göre hem kullarına, onların irade ve etkileri olmadan günah işletmesi, onları doğru yoldan saptırması, kalplerini mühürlemesi hem de bunlardan dolayı kullarını ayıplaması, cezalandırması düşünülemez.

 Peki bunun izahı nedir?

Aklın hükmünü ve naklin (vahiy) rehberliğini birlikte değerlendiren Ehli sünnet âlimleri şöyle bir sonuç çıkarmışlardır:

Kader Allah’ın ezeldeki bilgisi ve hükmü, kaza ise yaratılmışlar âleminde kaderin icrasıdır, yerini bulması ve uygulanmasıdır. Allah Teala kulların hür ve serbest bulundukları alanda ne yapacaklarını, neyi tercih edeceklerini ezelde bildiğinden, O’nun o alandaki kader ve kazâsı ile kulun hür tercihi birbirine uygun düşmüştür. Bu düzeni kuran güç ve irade, varlıklara mahiyet ve özelliklerini veren yaratıcıdır. Bu noktadan bakıldığında kulun serbest iradesiyle yaptığı fiiller de dahil olmak üzere her şey O’nun ilim ve iradesine uygun olarak oluşmakta ve gerçekleşmektedir. O istemeseydi kul irade ve tercih sahibi olamazdı; hayrı veya şerri, doğruyu veya yanlışı, küfrü veya imanı tercih edemezdi; kulağını hak davetine açamaz veya tıkayamazdı. Bu anlamda “hidayete erdiren, saptıran, mühürleyen, hayrı veya şerri işleten Allah’tır.” 

Bu makro düzeyden mikro düzeye inilerek kulun hayatı, idrak ve şuuru içinde olup biten davranışlara bakıldığında, kula ait hürriyet, irade ve tercih ortaya çıkmakta, etkili olmaktadır. Davranışları değerlendirmeye, aidiyeti tespite böyle yaklaşıldığında, doğru veya yanlış yola giren, hayır veya şer işleyen, mümin veya kâfir olan, idrakini sınırlayıp karartanın... kulun kendisi olduğu anlaşılmaktadır.

 Ayet ve hadisler farklı üslûplarla bu iki bakış açısını da dile getirmekte, gerçeğin her iki yönden de görünüşünü vermektedir. Nitekim Nisa sûresinin 155. âyetinde kâfirlerin kalplerinin kılıflanması veya mühürlenmesi, onların irade ve tercihlerini bu yönde kullanmış olmalarına bağlanmıştır. Yûsuf sûresinin 105. âyetinde de kâfirlerin yer ve göklerde mevcut olup Allah’ın varlık ve birliğini gösteren nice delili (âyet) görmemek için yüzlerini çevirip geçtikleri ifade edilmiş, böylece “kalplerin kılıflanması ve mühürlenmesi”nin mânasına, sebebine ve bu oluşta kulun tesirine ışık tutulmuştur. 

Şu hadîs-i şerif de konuya bir başka yönden açıklık getirmektedir: “Mümin bir günah işlediğinde onun kalbinde bir nokta oluşturur. Kul tövbe eder, günahı terk eder ve pişmanlık duyarsa kalbinden o lekeyi siler; aksine günaha devam eder ve arttırırsa leke de artar, sonunda bütün kalbini kaplar ve kilitler. Allah’ın “Hayır! Doğrusu şudur ki, yapıp ettikleri kalplerini kaplayıp karartmıştır” (Mutaffifin, 14) buyruğundaki “karartma”dan maksat budur. (Tirmizi, “Tefsir” 5; İbn Mace, “Zühd” 29).

Sonuç olarak insanlara ceza ve azap görmelerine yol açıcı günahları işleten, onları buna mecbur bırakan Allah değildir. Onlara irade, tercih, güç gibi imkânları ve kabiliyetleri veren Allah’tır. Bunları O’nun rızâsı veya gazabı yönünde kullanan, sarf eden -ki, bu sarfa “kesb” denilmiştir- insandır. Dünyadan göçüp giderken insanın elinde ya cennetin anahtarı ya da cehennemin ateşi vardır. Bunları o kesb etmiştir. Dünya hayatı, sermayesi ömür olan bir ticarettir, bunlar da kulun elde ettiği kazanç veya uğradığı zarardır.(Ayrıca bk. Bakara, 286)(1)

 Dikkat Çekilen Nedir?

Bu ve benzeri âyetlerde dikkatimizi çekmesi gereken husus şudur: 

Allah onların kalplerini mühürlediği için onlar inkâr etmiş değildir; onlar inkâr etmiş oldukları için Allah onların kalplerini mühürlemiştir. Yani, onlar evvelce inkâr etmiş, bu inkârlarında bile bile ısrar etmiş, tevbe etmemiş, tevbe için kendilerine tanınan imkânları reddetmiş oldukları için Allah da onları imana zorlamamış, bir bakıma onların isteği üzerine kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. (2) 

------------------

1-Komisyon,Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, Ank. 2006, c.1, s. 75-77

2-Ümit Şimşek Meali

Yorumlara Git

Teröristanda gündem: Şempanze, maymun, babun! Aşağılık maymunlar birbirine girdi

7 bin yıllık mezardan çıktı! İskeletin duruşu arkeologları şaşkına çevirdi

Fon Kurulu 6. toplantısı! Yeni ödeme takvimi açıklandı!

Almanya Meclisi’nde Öcalan kavgası: Hapiste çürümeyi hak ediyor!

Üsküdar Belediye Başkanvekili'nin şüpheli kazasında flaş gelişme!