AKİT MENÜ

Gündem

Asıl ‘diktatör’ sensin Feyzioğlu!

“Başkanlık olursa, diktatörlük gelir” diyen Türkiye Barolar Birliği (TTB) Başkanı Metin Feyzioğlu’nun yakın geçmişte ‘yasakçı’ uygulamalara imza attığı ortaya çıktı.

Güncelleme Tarihi:

Parlamenter krizleri önleyecek olan Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin Türkiye’yi diktatörlüğe götüreceğini ileri süren Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun yakın geçmişte ‘yasakçı’ uygulamalara imza attığı ortaya çıktı. Metin Feyzioğlu’nun Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı olduğu dönemde, Cuma namazı vaktine konulan sınavın başka bir vakte alınması yönünde dilekçe veren hukuk öğrencisi Soner Erçim’e soruşturma açmakla tehdit edip, “Burası laik bir ülke! Nasıl böyle bir şeye cesaret edersin?” dediği bildirildi.

ERÇİM: BENİ SIKINTIYA DÜŞÜRDÜ

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde 4. sınıf öğrencisi iken yaşadığı olayı gazetemize anlatan Soner Erçim, “Metin Feyzioğlu dekanlık makamında iken 2007-2008 eğitim öğretim yılı Uluslar Arası Özel Hukuk vize sınavı tam o gün itibariyle Cuma namazı vaktine konulmuştu. Ben de o dönemde 4. sınıf öğrencisi olarak bu vize sınavına girmek durumundaydım. Ancak Cuma namazı vaktinde sınavın yapılıyor olması beni sıkıntıya düşürmüştü.” şeklinde konuştu.

Üniversitelerin Müslüman öğrenciler için de ‘özgürlük yuvası’ olduğunu savunan Erçim, şunları anlattı: “Ya namaza gidemeyecek ya da sınava giremeyecektim. Anayasa ve insan hakları gibi cihanşümul tabi haklarımdan olan din ve ibadet özgürlüğüm çerçevesinde ve yine tabi bir vatandaşlık hakkım olarak bir dilekçe ile Dekanlık Makamında bulunan Metin Feyzioğlu’na sınavın başka bir gün veya saate alınması için başvurdum. Tarafımdan yapılan bu makul ve hiç bir şiddet unsuru içermeyen gayet masum ve haklı başvurumun kabul edilmesini beklerken tam aksi bir durumla karşılaştım.”

‘ELİMİ UZATTIM, TOKALAŞMADI’

Sınav takviminin Cuma saatine göre ayarlanmaması yönünde dilekçe veren Erçim, bir  süre sonra Hukuk Fakültesi Sekreterliği tarafından telefonla arandığını belirterek, “17 veya 18 Aralık 2007 tarihinde Fakülte Sekreterliği tarafından evim aranmıştı ve acilen dekanın beni çağırdığı söylenmişti. Bunun üzerine hemen apar topar Fakülte Sekreterliğine gittim ve Dekanın beni beklediğini söylediklerinden kapıyı çalıp içeri girdim. Metin Feyzioğlu masasında oturuyordu. Ben kendisinin masasına kadar gidip tokalaşmak için elimi uzattım ancak kendisi elimi havada bıraktı.” ifadelerini kullandı. 

‘BU DİLEKÇEYİ YAZMAYA NASIL CESARET EDERSİN?’

Şahsının imzasının olduğu dilekçeyi gören Feyzioğlu’nun çok öfkelendiğini dile getiren Soner Erçim, şöyle devam etti: “Metin Feyzioğlu, misafir koltuğuna oturur oturmaz, sinirli sinirli konuşmaya başladı. Benim dilekçemi gösterdi. ‘Bunu sen mi yazdın?’ dedi. Ben de ‘evet’ dedim. Dilekçenin bir örneğini orada bana uzatarak. ‘Burası laik bir ülke! Nasıl böyle bir şeye cesaret edersin?’ diyerek o dönemde öğrenci olmam hasebiyle beni azarladıkça azarladı. Bağırıp çağırdı. Bense haklı olduğumu ve Fakültede öğrendiğim dilekçe hakkımın varlığı bildiğimden vakur duruşumu bozmadım ve benim hakkımda soruşturma açacağını söyledi. Bu şekilde odadan çıkmam istendi ve çıktım.”

YÖK BAŞKANI DEVREYE GİRDİ

Tek suçunun Cuma namazı vaktine konulan sınavın başka bir vakte alınmasına yönelik olduğunu söyleyen Erçim, “Son sınıf öğrencisi olup bu güne kadar herhangi bir soruşturma ile karşılaşmamış biri olarak bu durumdan çok rahatsızlık duydum ve doğruca Yüksek Öğretim Kurulu başkanlığına bir dilekçe ile olayı anlattım. Aynı zamanda hemşehrim olan dönemin YÖK başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın devreye girmesiyle, Dekan Metin Feyzioğlu soruşturma açmakla tarafımı tehdit etmiş olduğu soruşturmadan vazgeçmişti. Ancak ben Cuma namazına gittiğimden vize sınavına giremedim. Bu nedenle de o dersten tek ders sınavına girmek zorunda bırakıldım.” açıklamasında bulundu.

ÖZGÜRLÜK VAR MI YOK MU?

Sürekli olarak Türkiye’nin en büyük probleminin ‘özgürlük’ olduğunu söyleyen Metin Feyzioğlu’nun Ankara Üniversitesi’nde Dekanlık yürüttüğü dönemde mütedeyyin öğrencilere haftada bir saatlik izini bile reva görmemesi dikkat çekti. Özgürlük yuvaları olarak iddia edilen üniversitelerin Müslüman öğrencilerin hak ve hukuku söz konusu olduğunda ideolojik çılgınlıklarından ve maskaralıklarından sıyrılamadığı da bir kez daha gözler önüne serildi.

Yorumlara Git

İran'daki Patlama Seslerinin Nedeni Açıklandı

İstanbul'da o belgeyi gösterenlere ulaşım ücretsiz!

Körfez’de tansiyon yükseldi: ABD, İran İHA’larını vurdu

Mardin'deki o festival tepkilere rağmen gerçekleşti!

Büyük itiraf! 'İran, ABD ve İsrail'in yoğun saldırılarına rağmen füze kapasitesini koruyor'