Siyaset
Fitneye karşı çok uyanık olmalıyız
“Uluslararası Hacı Bektaş Veli ve Sultan Nevruz Cem’i Buluşması”na katılan Başbakan Yıldırım, “Terör örgütleri vasıtasıyla bizleri, mezhep, meşrep hatta etnik kimlik üzerinden ayrıştırmaya çalışan fitne odaklarına karşı çok uyanık olmalıyız” dedi.
YENİ AKİT / ANKARA - Başbakan Binali Yıldırım, Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde, Dede Garkın Eğitim, Kültür ve Araştırma Derneği’nin ev sahipliğinde, ATO Congresium’da düzenlenen “Uluslararası Hacı Bektaş Veli ve Sultan Nevruz Cem’i Buluşması”na katıldı. Burada yaptığı konuşmasında birlik, beraberlik mesajları veren Başbakan Yıldırım, “Terör örgütleri vasıtasıyla bizleri, mezhep, meşrep hatta etnik kimlik üzerinden ayrıştırmaya çalışan fitne odaklarına karşı çok uyanık olmalıyız” dedi.
Konuşmasına “Alemlere rahmet Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Mustafa Efendimizi selam ve salat ile yad ediyorum. Hazreti Peygamber, Hazreti Ali, Hazreti Fatıma, Hazreti Hasan ve Hüseyin’i, Ehlibeyt’in bütün fertlerini, Hacı Bektaş Veli hazretlerini hürmetle yad ediyorum. Allah’ın rahmeti, bereketi üzerlerine olsun. Allah bizi onların yolundan ayırmasın” diyerek başlayan Yıldırım, yurtdışından gelen misafirleri de selamladı.
BİRLİKTE YAŞAMAYI SÜRDÜRECEĞİZ
Türkiye’de Alevi ve Sünni vatandaşların birbirlerinin çocuklarına isim verecek kadar güçlü bağlarla, güçlü bir hukukla birbirine bağlı olduğunu belirten Yıldırım, “Aynı sofrada, aynı tastaki çorbaya birlikte kaşık salladık. Düğünlerimizi, sünnetlerimizi birlikte yaptık. Birlikte semaha, birlikte halaya durduk. Cenazelerde beraber olduk, acılarımızı, hüzünlerimizi, mutluluklarımızı paylaştık. Bu kardeşiniz Alevi kültürüne çok yakın ve çok sıcak bir komşudur. Bu kültürün içinde büyüdüm. Biz iç içe yaşadık, birlikte yaşadık, bundan sonra da ilelebet birlikte yaşamaya devam edeceğiz. Biz iç içe yaşadık, birlikte yaşadık, bundan sonra da ilelebet birlikte yaşamaya devam edeceğiz. Bin yıldır ne başardıysak hep beraber başardık. Bin yıldır bütün sevinçlerimiz hep ortak oldu. Terör örgütleri vasıtasıyla bizleri, mezhep, meşrep hatta etnik kimlik üzerinden ayrıştırmaya çalışan fitne odaklarına karşı uyanık olmalıyız…” ifadelerini kullandı.
“AYNI BEDENİN, AYNI İNANCIN, AYNI RUHUN UNSURLARIYIZ”
Yıldırım, çocukların daha emin, daha huzurlu bir ülkede yaşama hakkına sahip olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu: “Bize düşen görev, konuşarak, anlaşarak meselelerimizi, mesele olmaktan çıkarmaktır. Birbirimizi ötekileştirmeden dinleyeceğiz, birbirimizi anlamak için daha çok çaba harcayacağız. Farklılıklarımıza değil, ortak yanlarımıza daha fazla yoğunlaşacağız. Bizler aynı bedenin, aynı inancın, aynı ruhun unsurlarıyız. Yaradanımız, kitabımız, hayat rehberimiz bir. Dahası aynı medeniyetin, tarihin, toprakların çocuklarıyız. Köklerimiz bir. Geçmişten gelen kader birliği, bizim birbirimizi daha doğru anlamamamıza, daha çok sevmemize yeter de artar bile. Biz birbirimizden güç alacak, ortak değerlerimiz etrafında birbirimizin hakkını, hukukunu koruyarak, kardeşçe yaşayacağız. Husumeti değil, kardeşliği bu topraklarda daim kılacağız. Birlik lokmasını birlikte yiyeceğiz.”
Başbakan Yıldırım, şöyle devam etti: Ehlibeyt’e kim hürmet etmezse ne Alevi ne Sünni’dir. Kerbala’da zalimlerce şehit edilen Hz. Hüseyin Efendimize, Resuli Ekrem Efendimize de hürmet etmeyen Alevi olsa ne olur Sünni olsa ne olur? 12 imam, hepimizin değeridir. Nasıl ki Hz. Fatıma annemizi bilirsek, bu imamların hepsini de Ehlibeyt yolunun uluları olarak görürüz. Horasan’dan gelip dergahını bu topraklarda kuran Hacı Bektaş-ı Veli, Hz. Mevlana ile aynı kutlu yolun farklı sesleri, nefesleridir. Mevlana’nın ney ve sema ile aşkını dile getirdiği gibi Hacı Bektaş-ı Veli de saz ve semah ile aynı aşkı dile getirmiştir. Yol birdir, maksat birdir, menzil birdir. Hacı Bektaş-ı Veli’nin edebinden, erkanından eline, beline, diline sahip olacaksın öğüdünden nasiplenmek mecburiyetindeyiz. Bu muhteşem söz, sadece tablo olarak odalarımızda asacağımız birşey değildir. Siyaset dahil bütün hayatımızın merkezine oturtmamız gereken bir ahlak, yaşam ilkesidir. Bu öğretiyi, geleneğini ayakta tutmaya, yaşatmaya memuruz.”