Gündem
Türkiye ABD'ye gücünü göstermek zorunda!
Türkiye'nin tuzağa düşmemesi gerektiğine değinen Prof. Dr. M. Seyfettin Erol, "Türkiye'nin kendisine yönelik resti görüp ona göre anladıkları dilden cevabı vermesi gerekir aksi taktirde iki tane BOP devletçiğiyle bir geçmiş olsun sürecine gireriz." dedi.
Kanal A'da yayınlanan ve moderatörlüğünü Celal Kazdağlı'nın yaptığı Sivil Düşünce programına konuk olan Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol, ABD politikalarını ve Türkiye'nin karşı hamlelerini, Körfez'de yaşanan diplomatik krizi ve Suudi Arabistan ile Katar'ın Türkiye için önemine değindi.
İşte Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol'un değerlendirmelerinden önemli satırbaşları:
ALMANYA'NIN DOĞU'YA DOĞRU BİR YÖNELMESİ VAR
İncirlik Türk-Alman ilişkilerinde yaşanan krizin görünen kısmı. Daha temelde Türkiye ve Almanya'nın yeni uluslararası sistemdeki yön arayışları ve bu bağlamda yürüttükleri mücadele ile çok yakından ilgili. Kaçınılmaz olarak bu Türk-Alman ilişkilerindeki bazı mevzulara da yansıyor.
Merkel'in kafasındaki Türk-Alman ilişkileri yörüngeye oturmadı. Geçtiğimiz yıldan itibaren bakıldığında bu tür krizlerin sürekli çıktığını görüyoruz.
Gabriel Türkiye'ye gelmeden önce iki önemli mesaj verdi. Batı'nın kendi içerisinde ve bu anlamda Almanya'nın kendi özüne dönüşü ve bağımsız politikalar izlemesine yönelik olarak ABD'ye verdiği mesajlar.
Merkel sonrası Gabriel şunu söyledi: ABD Batı'nın liderlik vasfını kaybetti.
Bu çok önemli bir nokta. İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana ilk defa Alman siyasetçi Merkel ile birlikte ABD'ye rest çekiyor.
Düne kadar bir Batı vardı ve bu Batı'nın bir ötekileri vardı. Şimdi görüyoruz ki Batı'nın kendi içinde ötekiler oluşmaya başladı. Bugün Almanya Batı'nın bir ötekisi durumunda.
Almanya'nın Doğu'ya doğru politikasında iki istikamet var. Birincisi Rusya bu ciddi anlamda darbe aldı. İkincisi Türkiye. Eğer Türkiye'yi de kaybederse Büyük Almanya hedefi mümkün değil. Bırakın Büyük Almanya'yı şuana kadar ki mevcut projesini kaybetme riski çok yüksek. Dolayısıyla Almanya'nın açılmaya ihtiyacı var.
Gabriel'in verdiği ikinci mesaj tam bu noktadaydı. PKK noktasında Türkiye'ye aslında bir yeşil ışık yaktı. Türkiye'nin buradaki talebi hem PKK hem FETÖ noktasında olduğu için Türkiye şunu yapmak istedi:
Hazır Almanya bu noktada sıkışmışken biz taleplerimizi kabul ettirelim.
TÜRKİYE ALMANYA'YA "YERİNİ BİL" DİYOR
Türkiye net bir şekilde bir şeyi cebine almadan Almanya'nın oraya gelmesi Türkiye karşısında bir insiyatif kazanması, bir zafer kazanması, bir güç gösterisi gibi olur. Almanya'nın kulvar bağlamındaki yeri ciddi anlamda yerini gösterir ve ABD'ye derki bak ben de aynı kulvardayım ben de istediğimi alıyorum.
Türkiye şunu gösteriyor, "sen en azından bir ABD değilsin, yerini bileceksin" diyor.
ABD ve Türkiye'nin şuan için rekabet edebilme veya güç mücadelesine doğrudan girme gibi şuan için lüksü yok. Ama doğrudan diyorum dolaylı mücadele farklı ama Almanya'ya bu anlamda elimiz daha kuvvetli olduğu için rest çekebiliyoruz.
İNGİLTERE'NİN YAPACAĞI OPERASYONLARA MEŞRUİYET ZEMİNİ HAZIRLANIYOR
11 Eylül gerçekleştiğinde özgürlüklerinden en ufak taviz vermeyen ABD halkı dedi ki önce güvenlik. Aynen İngiliz halkı da o noktaya doğru çekiliyor. Güvenlikçi politikalar üzerinden İngiliz devletinin yapacağı bütün operasyonlara şuan meşruiyet zemini oluşuyor.
Koalisyona katılmaktan ziyade kendi koalisyonunu oluşturuyor. Buna İngiliz derin devleti mi dersiniz İngiliz üst devleti mi dersiniz ne derseniz deyin burada çok ciddi bir operasyon var. Ve bu kadar terör eyleminin üst üste gelmesi, ya İngiltere devlet olarak dükkanı kapattı ya da baştan sona kadar planlı.
BÖLGENİN OYUN KURMASI İSTENMİYOR
Bölgenin oyun kurması istenilmiyor. Bakınız Arap baharı başladığında asıl operasyonu Türkiye yedi. Mayıs 2013'te Türkiye resti çektiğinde ABD'ye önce Gezi Parkı başladı ardından da Mısır'da darbe geldi.
Onla da kalmadı İhvan üzerinden Türkiye-Suudi Arabistan karşı karşıya gelme riskini gördü. Bugün Katar'ın önüne konulan gerekçeler o zaman Türkiye'nin önüne konulacaktı.
Bugün Türkiye'nin bölgede başını çektiği kurmaya çalıştığı bütün oyunlar bir şekilde oyunun sac ayaklarına yönelik güçlü darbelerle sekteye uğratılmaya çalışılıyor. Bunu dün Mısır ile yaşadık ve bugün hala Mısır ile kendimize gelebilmiş değiliz.
SUUDİ ARABİSTAN VE KATAR NEDEN ÖNEMLİ?
Mısır sonrası bunu Körfez'de Katar, Suudi Arabistan ki bugün Körfez'deki iki önemli sac ayaklarından bir tanesi Suudi Arabistan diğeri Katar'dır.
Türkiye her şeye rağmen Suudi Arabistan ile olan ilişkisini bozmamıştır. Resme büyük bakmak lazım. Türkiye'nin bölgede söylediği İslam NATO'suna karşı Trump Arap NATO'su dedi. İslam NATO'sunu kökten dinamitlemeye yönelik Arap Milliyetçiliği üzerinden bir hamle.
Bu yüzden ben Suudi Arabistan ve Katar arasındaki krizi iki ülke arasında ya da bölgedeki iki yerel dinamik arasındaki bir kriz olarak görmüyorum. Bu krizin bir ucu Washington'a gidiyor bir diğer ucu Tel Aviv'e kadar gidiyor.
Çünkü Türkiye bölgedeki oyunu bozduğu gibi kendi oyununu kurmaya başlamıştı.
Mısır'da neden askeri darbe gerçekleşti? Bugün bakıldığında Mısır'daki askeri darbenin nasıl anlamlı bir hale geldiği ve burada rolünü nasıl oynadığı çok daha net bir şekilde anlaşılıyor.
Şimdi ne olacak? Türkiye'nin oyuna gelmemesi gerekiyor. Bu da Türkiye'nin başlı başına bir taraf tutmamasından gerekiyor.
SUUDİ ARABİSTAN'IN TAVRI NEDEN DEĞİŞTİ?
Suudi Arabistan'ın kuruluş gerekçesine baktığımızda o saray ve büyük Arabistan hayali her zaman için var. Buna karşılık önce İngiltere ile daha sonra da ABD ile uzun yıllar birlikte hareket etmesi söz konusu. Ne zamana kadar? Bir 11 Eylül iki BOP'ta kendilerini görmeleri.
Bu iki hadise aslında başta Suudi Arabistan olmak üzere bölge devletlerini kendine getirdi. Biz mevcut politikamızı devam ettirirsek biz ABD ile ne kadar iyi olursak olalım bölünmekten kurtulamayız. 11 Eylül ile birlikte de aşağılanmaya devam edeceğiz dediler. 11 Eylül ile birlikte en çok aşağılananlar Araplar oldu.
Yemen'e bakıldığında ABD İran tehdidini gösteriyor ama diğer taraftan da Katar ve Suudi Arabistan arasındaki kriz ile birlikte de İran'ı rahatlatıyor. Bunu Suudi Arabistan görmeli ancak şuan onların kodlarıyla oynanıyor.
Şuan ki krizin nedeni sarayın kendi içerisinde yaşanan kriz. Orada darbe girişimleri oldu ve görünüyor ki bu girişimlerin bazıları başarılı oldu. Bu kesim sanki bir adım önde gibi. Bu kriz bu şekilde devam ederse Suudi Arabistan içerisindeki iradede bir kısmı el değişikliğine işaret eder bu.
Ve şuanda Katar'da bir darbe dillendiriliyor. Darbeyi yapanlar Katar'da bir darbe peşinde böylece bütün taşlar yerine oturmuş olacak. Mısır ile başlayan süreç Suudi Arabistan'la ve sonrasında Katar ile ve sonrasında bir adres daha kalıyor Türkiye...
İRAN KIYAMETİNİ YAŞAR
Türkiye, Rusya'yı da yanına alarak İran'ı da yanına alarak ki şu şartlarda İran Türkiye'nin yanında olmak zorunda. İran çok önemli bir sınavdan geçiyor. Eğer İran bu sınavda farklı bir pozisyon takınırsa o zaman İran gerçek manada oyun bozmanın ne olduğunu görür ve ondan sonra İran en büyük korkusunu kıyametini yaşar.
TÜRKİYE KENDİSİNE YÖNELİK ÇEKİLEN RESTİ GÖRMELİ
Biz mirasımızı reddettiğimiz sürece coğrafya da bizi reddediyor. Şuan itibariyle bakıldığında Türkiye, Kıbrıs sorunuyla birlikte gittiği yolun yol olmadığını coğrafyasıyla birlikte hareket etmesi gerektiğinin önemini anlamaya başlıyor ve ilk hamlesini yapıyor. O da Kıbrıs'tır.
Türkiye ne zaman Batı'ya, ABD'ye rest çekerse coğrafyasıyla ve İslam dünyasıyla ilişkileri çok daha güçleniyor. Türkiye bugüne kadar bu coğrafyadaki gücü bir araya getirme noktasındaki hamlelerini yaptı ve coğrafya Türkiye'nin etrafında kilitlenmeye başladı.
Bu coğrafyada da "güç" çok sihirli bir kelime. Bu coğrafyada ABD öncesi itibariyle İngiltere geldiğinde bunlar size meydan okuduğunda gel buyur derseniz bu coğrafya ile birlikte bir şey yapma ihtimaliniz yok. 100 yıl sonra coğrafyanın önüne gelen bir fırsat var. Türkiye'nin bunu toparlayabilme imkanı var ve burada çok önemli bir husus var Batı birbirini yiyor, Doğu yekpare değil, bütün taşlar yerinden çıkmış durumda.
Şuan burada gerçek anlamda birleşme gücünü iradesini ortaya koyan da İslam dünyası. Batı dünyası hızlı bir şekilde dağılma sürecine giderken, ABD liderliğini kaybederken Türkiye tam tersi İslam coğrafyasında hızlı bir toparlanmayla birlikte liderliğe doğru gidiyor.
Bugünkü oyun birinin çöküşünü durdururken diğerinin yükselişini engelliyor. İki cephe çok önemli. Kuzey Irak ve Kuzey Suriye imparatorluğun sancağının düştüğü yer.
O yüzden Türkiye'nin Rakka'daki oyunu iyi görmesi lazım. ABD bir mesafe kat ederse;
DAEŞ ve YPG al gülüm ver gülüm hareket ediyorlar. Rakka ile birlikte bunu iyi seyretmek lazım. ABD eş zamanlı olarak Musul dolayısıyla Irak'a yerleşti, Suriye'de ciddi anlamda yerleşiyor.
Rakka ve Musul ile birlikte ABD çok hızlı bir şekilde PYD/YPG bağlamında BOP Kürdistanını, hemen aşağıda da Sünni Arap devletini inşa ediyor. Türkiye'yi güneyden kuşatan iki devletin inşası var.
Türkiye kendisine yönelik resti görüp ona göre oyunun kuralına göre anladığı dilden cevabı vermesi gerekir aksi taktirde iki tane BOP devletçiğiyle bir geçmiş olsun sürecine gireriz.