Siyaset
''Türk milleti veziri vezirden, rezili rezilden seçer Kılıçdaroğlu''
Markar Esayan, bugünkü yazısında Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesine yönelik iddialarını gündemine aldı.
FETÖ, PKK ve DHKP-C gibi Türkiye’ye musallat olan terör örgütlerinin adeta hamiliğine soyunan CHP’nin kasetle başa gelmiş lideri Kemal Kılıçdaroğlu, halkın yüzde 50’sinden fazlasının desteğini alarak Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmuş olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve ailesine yönelik çirkin iftiralarda bulunmuştu.
By Kemal CHP grup konuşmasında yine hiçbir belge ve delil sunmadan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesini bir takım suçlamalarla itham etmişti. Kılıçdaroğlu neresinden bakılırsa bakılsın boşa zaman kaybı olarak görülecek grup konuşmasında şu saçma sapan sözleri dillendirmişti;
''Sevgili Erdoğan, ‘Bila’e anlatır gibi’ soruyorum sana: Çocuklarının, eniştenin, kardeşinin, dünürünün ve eski özel kalem müdürünün bir vergi cennetindeki bir off-shore şirkete milyonlarca dolar gönderdiğini biliyor musun?''
By Kemal’in bu iddialarına sert teki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun bu iddiaları ispat etmesi durumunda Cumhurbaşkanlığı görevini bırakacağını ve eğer ispat edemezse Kılıçdaroğlu’nun görevi bırakması gerektiğini söyledi.
Bugünkü ''Veziri vezirden, rezili rezilden'' başlıklı yazısında bu konuyu değerlendiren Akşam gazetesi yazarı Markar Esayan, dünyada savaşın bir hukuku olduğunu ancak Kılıçdaroğlu’nun iddialarının bu hukuktan bile mahrum olduğunu belirtti.
''Aile ile uğraşmak siyasette sanırım en zelil mücadele yöntemlerinden birisi'' diyen Markar Esayan, Adnan Menderes ve Turgut Özal’a da ailesi üzerinden oldukça gaddar bir şekilde yüklenildiğini hatırlattı.
Markar Esayan’ın yazısından bir bölüm şöyle;
''Savaşın da bir kuralı var, biliyorsunuz. Savaş çok acı ve çok keskin bir durum olduğu için, bu kuralların belirli yerlere kadar esnemesi yanlış da olsa kabul görmüş. Ama kabul görmeyen ve binlerce yıldır devam eden kurallar da var.
O kurallardan bir tanesi ‘suyu zehirlemeyeceksin’ dir.
Savaşı kim kazanıyor, kim kaybediyor, süreç nasıl gelişiyor olursa olsun, taraflar her şeyi yapsalar da, suyu zehirlemezler. Çünkü su herkesin ihtiyacı olan, bir tür kutsallığı bulunan en temel yaşam ihtiyacıdır. Savaştan sonra hayat devam edeceği için herkesin o suya ihtiyacı olacaktır.
Naziler Stalingrad muhasarasında suyu da zehirlemişlerdi. Savaş zaten insanlıktan çıkma durumudur. Bir de bu temel kuralı çiğnediğinizde insanlıktan tamamen çıkmış olduğunuzu gösterirsiniz.
Siyasette aileye dil uzatmak, iftira atmak, kavganın içine çekmek de savaştaki suyu zehirleme ile aynı şeydir.
Sayın Kılıçdaroğlu bunu çok sık yapıyor. FETÖ de 17/25 Aralık’ta Erdoğan’a ulaşmak için doğrudan ailesine saldırmıştı. (…)
CHP lideri son olarak, bir FETÖ söylemini daha benimsedi ve Cumhurbaşkanı’nın çocukları ve yakınlarının vergi cennetlerine milyonlarca dolar para gönderdiğini söyledi. Bunu da bir orta kahve söylermiş gibi rahatça yaptı. (…)
(…) Şimdi bir ülkenin Cumhurbaşkanı ve ailesine çok ağır bir ithamda bulunuyorsunuz. Eğer bu ithamda bulunacaksanız, elinizde gerçekliği ispatlanmış çok kesin belgelerin olması lazım. Yok eğer FETÖ taktiği yaparak “çamur at izi kalsın” diyorsanız, bunun da bir bedeli olmalı.
Şimdi CHP liderinden birer vatandaş olarak cevap bekliyoruz. Lafla, yeni iftiralarla, demagojiyle değil. Bu iftirayı belgelemek, yargıya götürmek ve ispatlamak zorunda. Adalet yürüyüşü öyle değil, böyle olur. (…)
Demokratik bir ülkede bunun yolları belli. İftira atan bir müfteri olarak damgalanır ve bunun bedelini sandıkta öder (…) Halkımız fesaret sahibidir. Veziri vezirden, rezili rezilden seçer.''