Gündem
"Zeytin Dalı terörün batı kolunu kesti"
Afrin Zeytin Dalı Harekâtı’nın, PKK/PYD’nin batı kapısını kapattığını belirten Adnan Tanrıverdi, “Afrin Harekâtı olsun, bundan önce Cerablus Harekâtı olsun Cumhurbaşkanımız meseleyi hep hedef gösterici, belirleyici, devletin organlarının harekete geçmesini sağlayacak düğmeye basan gerçek bir lider konumunda” dedi.
SADAT’ın kurucu isimlerinden Adnan Tanrıverdi ile Afrin Zeytin Dalı Harekâtını, ASSAM’ı, ASDER’i, Türk ordusunun genel askeri işleyişini, PKK, PYD, FETÖ terör örgütlerini, 28 Şubat, 15 Temmuz sürecini ve askerlik anılarını konuştuk…
*Afrin Operasyonu neden olmalıydı? Gelinen süreci nasıl yorumluyorsunuz?
Afrin, PKK’nın merkezinin Kandil’e taşınmadan önceki beslenme kaynağıydı. Türkiye’deki terör olaylarının, özellikle batıya kayan, batıda ortaya çıkan bu PKK sempatizanı terör olaylarının Türkiye’ye giriş yeri diyebiliriz. Birincisi Türkiye’nin güvenliğini tehdit ediyordu. İkincisi, Türkiye sınırının güneyinde oluşturulmaya çalışılan terör şeridinin denizle bağlantıyı sağlayacak bir kısmıydı. Üçüncüsü Suriye’nin üniter yapısını bozacak konumdaydı. Afrin de tıpkı Cerablus’ta başlayan, El-Bab, Fırat Kalkanı Harekâtı gibi Türkiye’nin güvenliği için zaruri olan bir harekâttı. Türkiye barışçıl yol için çok gayret gösterdi. Ancak bundan sonuç alınamayacağı anlaşılınca askerî gücünü kullanarak bu meselenin çözülmesi için düğmeye bastı. Harekât iyi bir süratle gidiyor diyebiliriz.
CUMHURBAŞKANIMIZ CESUR VE FERASET SAHİBİ
*Erdoğan’ın Afrin’deki idaresi, iradesi ve cesareti hakkında ne dersiniz?
Sadece Afrin konusunda değil. Bana göre bir liderde aşağı yukarı çok vasıf olması gerekir. Bir liderde olması gereken en önemli üç vasıf; cesaret, feraset ve kararlılık. Kararlılık istişare ile beraberdir. Bu üçü de Cumhurbaşkanımızda çok belirgin bir şekilde var. Bir yönetici veya karar merciinde olan bir şahıs çok şey bilebilir, allâme olabilir. Ama cesur değilse, herhangi bir şeyden korktuğu zaman bütün bildiklerini unutur. Cumhurbaşkanımızın birinci vasfı bu cesaretidir. Cesaret sonuç itibariyle manevî bir değer. Eğer ölümden korkmazsanız, hiçbir şeyden korkmazsınız. Mesele bu kadar basit. Yani normalin daha ilerisinde ileriyi görüşü var ve istişare ederek süratle karar verebilecek bir yapıya sahip. Afrin Harekâtı olsun, bundan önce Cerablus Harekâtı olsun Cumhurbaşkanımız meseleyi hep hedef gösterici, belirleyici, devletin organlarının harekete geçmesini sağlayacak düğmeye basan gerçek bir lider konumunda.
ORDULAR HERŞEYDEN ÖNCE İMANLI OLMALIDIR
*Türk ordusunun büyük ve güçlü olmasının sırrı sizce nedir?
Bu iş insanımızın mayasında da var. Manevî değerinde de var. Benim “Ordular dindar olmalıdır” diye bir makalem var. Hiçbir meslekte ölüm pahasına vazifeye atılma yoktur. Yani askerliğin dışındaki mesleklerde hayati bir risk varsa o işi yapmayabilirsiniz. Ama askerde hareketin sonunda ölüm varsa bile o hareket yapılacaktır. Dolayısıyla ölümden sonrasına inanmayan insanın ölümün üzerine canhıraş gitmesi mümkün değildir. Bu manevî değeri mutlaka göz önünde bulundurmak lazım.
"Amerika’nın maskesi 15 Temmuz’da düştü"
*FETÖ, ordumuzda nasıl bir hasar bıraktı?
Elhamdülillah o hasarı bu sınır dışı harekâtlar düzeltti. 15 Temmuz’dan önce tamamen güvensiz, ordumuzu okyanus ötesi iradenin istediği istikametlerde, ordunun gücünü gösteremeyecek durumda bırakmıştı. Öyle bir gizli örgütlenme olmuş ki 15 Temmuz’da da devleti ortadan kaldıracak bir harekâta dönüştü. Darbe girişimi sonrasında tabi ki kadrolardan boşalmalar oldu. Silahlı Kuvvetlere halkın güveni konusunda büyük bir darbe oldu. Devletin kendi içerisinde büyük zarara sebep oldu. Fakat o safraların temizlenmesine de bir vesile olduğu için sonuçta ordumuzun daha güçlenmesini sağladı diyebiliriz. Siyasi istikrarın olduğu bir dönemde darbenin başarılı olması mümkün değildi.
BAŞKANLIK SİSTEMİ DARBELERİ BİTİRİR
*15 Temmuz benzeri kalkışmalara karşı nasıl bir önlem alabiliriz?
Biz hep darbelerin üç ayağı var dedik. Birinci ayağı darbeye müsaade eden mevzuatın olması, anayasa ve kanunlarda. İkinci ayağı Silahlı Kuvvetlerin içerisinde milletin değerlerine ters ideolojik kadrolaşmaların olması, üçüncüsü de siyasi istikrarsızlık. Bu üçü bir araya geldiği zaman darbe olmuş veya müdahale olmuş. Siyasi istikrar varsa darbeleri önleyen başlı başına bir etkendir. Başkanlık sistemi o bakımdan Türkiye’de darbeler tarihini kapatacak bir dönemin başlangıcı olacaktır.
TERÖRÜN KÖKÜ DIŞARIDA ÖNCE BU KURUTULMALI!
*Son olarak toparlarsak Amerika bölgede hangi plânların peşinde?
En yakın Türkiye’den düşünürsek, Türkiye’nin güneyindeki bir terör devleti kurma düşüncesi, oradaki insanların egemen olacağı bir devlet kurmak değil tabi ki amacı. Sonuç itibariyle Akdeniz ile Basra’yı bağlamak. Enerji nakil hatlarının geçeceği veyahut o bölgede kuracağı üslerle bölgeyi kontrol edebileceği bir konuma sokmak için. Sonuç itibariyle biz bugün söyleyebiliriz ki PKK, PYD, DEAŞ, bunlar Amerika Birleşik Devletleri’nin özel askerî şirketleridir. Bölge halkının, terör örgütlerini hiçbir şekilde kendi menfaatleri için çalışan bir silahlı oluşum diye görmemesi lazım. Aynı şekilde Afrin’dekiler de öyle. PYD o bölge halkının menfaatlerini koruyacak bir yapıya değil küresel güçlere hizmet edecek bir yapıya sahiptir.
Son olarak diyeceğim, terörün kökü dışarıda, kökünün kurutulması lazım…
KİMDİR?
ADNAN TANRIVERDİ: 1944 Konya Akşehir doğumlu olan Tanrıverdi, 1962’de vekil öğretmenlik yaptı, 1963’te İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Zooloji Bölümünde öğrenim gördü. 1964 yılında girdiği Kara Harp Okulun’dan Topçu Subay olarak mezun olan Tanrıverdi, 1992 yılında Tuğgeneralliğe yükseltildi. 1996 yılında emekliye sevk edilen Tanrıverdi, ASDER başkanlığı yaptıktan sonra sırasıyla SADAT, ASSAM ve YUSDER’i kurmuştur. Halen bu derneklerin başkanı olan Tanrıverdi, 2016’da Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığına atanmıştır.