Gündem
1 milyondan fazla mağdur adalet bekliyor!
Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde; boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, diğer taraftan "süresiz" olarak nafaka talep edebileceği belirtilmiştir. 1988 yılında yürürlüğe giren süresiz nafaka kanunu, geçtiğimiz otuz yılda birçok mağduriyete sebep olmuş ve hala yeni mağdurlar oluşturmaya da devam etmektedir. Kanun maddesi kadın erkek her iki taraf için geçerli olmakla birlikte, ülkemizde nafaka ödeyen tarafın çoğunlukla erkek olduğu da bilinmektedir.
Süresiz nafaka kanununa göre, evlilik bir gün bile sürmüş olsa erkek; boşandığı eşine ömür boyu nafaka ödemek zorunda kalmaktadır. Durum öyle vahim ki, 10 gün sürmüş çocuksuz evlilik için eski eşine 29 yıldır nafaka ödeyen mağdur bile bulunmaktadır. Ortak çocuk olmaması ya da eşit kusur halinde bile bağlanan nafaka bir kez dahi ödenmediğinde; erkek, eski eşin şikayeti ile 3 aylık ‘’tazyik hapsi’’ cezası ile cezalandırılmaktadır. Hapis cezası bir kereyle bitmemekte, erkek nafakayı ödeyemediğinde defalarca tekrarlanmaktadır. Yusuf Karınca isimli süresiz nafaka mağduru, nafaka borcunu ödeyemediği için 3 yıldır cezaevinde yatmaktadır. Üstelik hapisteki sürede de nafaka borcu devam etmekte, erkek eskisinden de borçlu bir şekilde cezaevinden çıkmaktadır. Modern hukuk sistemlerinde her borç ya da her cezanın süresi belli iken, yalnızca boşandığı için bir insanı ömür boyu borca mahkum etmenin adil olmadığı ortadadır.
İlişkili haber:
1 MİLYONDAN FAZLA NAFAKA MAĞDURU ADALET BEKLİYOR
Konu ile ilgili açıklamada bulunan Boşanmış İnsanlar ve Aile Platformu Başkanı İlknur Birsel şu açıklamayı yaptı:
Şu an ülkemizde bir milyondan fazla süresiz nafaka mağdurunun olduğu bilinmektedir. Yalnızca nafaka borçlusu erkek değil; ikinci eşler, anne babalar ve tüm aile mağdur edilmektedir. Her sene açılan nafaka arttırım davaları, icra masrafları, avukatlık ücretleri ve nafakayı ödeyemezsem hapse atılırım korkusu.. Bir insanın tüm bu sıkıntılarla hayatına huzurlu bir şekilde devam etmesi mümkün değildir. Her insanın borcunun ne zaman bitecegini bilmeye hakkı vardır.
İlişkili haber:
SÜRE SINIRI GETİRİLSİN
Platform olarak bizim talebimiz, süresiz yoksulluk nafakasına hakkaniyetli süre sınırı getirilmesidir. Süre sonunda kadın hala mağdursa; devletimiz oluşturacağı bir sosyal fondan kadına yardım etmeye devam etmelidir. Meclis Aile Komisyonu’nun 399 sayılı raporu da bu teklifi sunmuştur. Bu şekilde boşanan her iki tarafın da korunması ve mağdur edilmemesi amaçlanmıştır.
İlişkili haber:
NAFAKA NEDENİYLE YUVALAR DAĞILIYOR
Bizler kadının ya da erkeğin değil, insanın ve ailenin tarafını tutuyoruz.Süresiz nafaka boşanan erkeğin kendine yeni bir hayat kurmasının önündeki en büyük engeldir. Yeni kurulan yuvalar da süresiz nafaka nedeniyle dağılma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Boşanmalarda nafaka süresinin belirlenmesinde; kadının yaşı, eğitim durumu, evlilik süresi, çocuklu olup olmadığı ve kadının sosyo ekonomik durumu gibi kriterler değerlendirilmelidir.
İlişkili haber:
NAFAKA SORUNU BİREYSEL DEĞİL TOPLUMSAL BİR MESELEDİR
Geçtiğimiz 8 Mart’ta Cinsiyet Adaleti Kongresi’ni düzenleyen KADEM (Kadın ve Demokrasi Derneği), yayınlandığı sonuç bildirgesinde süresiz nafaka sorununa değinerek, nafaka süresinin belirlenmesinde yukarıda saydığım kriterlerin degerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Süresiz nafaka sorunu bireysel değil toplumsal bir meseledir ve bizim çabamız, tüm halkımız içindir. Kamuoyunda süresiz nafakanın adil olmadığı kanısı oluşmuştur. İnsanlar mağdur olsun ya da olmasın, ömür boyu süren bir borç olamayacagını ve kanun maddesinde gerekli düzenleme yapılarak süresiz nafakaya hakkaniyetli süre sınırının mutlaka getirilmesi gerektiğini düşünmektedir. Biz de devletimizden, sosyal devlet olmanın gereğini yerine getirerek otuz yıllık bu zulüm kanununa el atmasını ve yoksulluk nafakasına hakkaniyetli süre sınırı getirerek mağduriyetleri gidermesini bekliyoruz.
İlişkili haber:
HUKUKÇULAR: HİÇ BİR TAZMİNAT SINIRSIZ OLAMAZ
Hukukçular Derneği de 4 Mart 2018 tarihinde resmi Twitter hesabından yaptığı açıklamada; modern hukuk sistemlerinde hiçbir ceza ya da tazminatın sınırsız olmadığı,buna karşın yoksulluk nafakasının süresiz olduğu için büyük mağduriyetler yarattığı belirtilmiş ve öneri olarak da tarafların yaşı,mali durumu,eğitimi ve boşanmada kusurlu olup olmaması gibi etkenler değerlendirilerek nafakaya süre sınırı getirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
İlişkili haber:
AİLE BAKANLIĞI: İNSANLAR ÖMÜR BOYU SORUMLU TUTULAMAZ
Tüm bu gelişmelerle birlikte Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da Ağustos 2017 tarihinde yaptığı açıklamayla,’’Nafakanın her koşulda süresiz olarak ödenmesine hükmetmek doğru değildir. İnsanların yapmış olduğu bir davranıştan ömür boyu sorumlu tutulmaları insaflı değildir. Nafaka alacaklısı çalışma yerine sürekli ödenen yoksulluk nafakası geliri ile geçinmeyi ve buna kanaat etmeyi tercih edebilir. Boşanılan eş SGK gibi görülmemeli. Kanun koyucunun, bu durumlara ilişkin olarak bir düzenleme getirmesi yerinde olacaktır.’’demiştir.
İlişkili haber:
SADECE İNSAN HAKKI
Bu gelişmeler ışığında süresiz yoksulluk nafakası mağduru bir milyonun üzerinde insanın, meclisimizin yapacağı yasal düzenlemeyi dört gözle beklediğini hatırlatan İlknur Birsel son olarak şu ifadelerde bulundu: "Ne kadın hakkı ne erkek hakkı; derdimiz sadece insan hakkı..."
Kaynak: Gazete Kritik