Gündem
Yasa yapıcılar ilahiyatçılardan da görüş almalı
Akit’in haberleri sonrası gündem olan ve iki bakanlığın sorunun çözümüne ilişkin çalışma başlattığı süresiz nafaka uygulaması tartışılmaya devam ediyor. İlahiyatçılar ve avukatlar, nafaka baz alınarak aile ile ilgili yapılacak düzenlemede dini kişi ve kurumların da sesine kulak verilmesi gerektiğini söylüyor.
This browser does not support the video element.
DİYANET DE OLMALI, FIKIHÇILAR DA
İlahiyatçı-yazar ve İslam Hukuku Uzmanı Prof. Dr. Faruk Beşer; halkın örf, adet ve inançlarına riayet edilmeden hazırlanan kanunların kalıcı ve adil olamadığını belirtti. Prof. Dr. Beşer, “Sınırsız nafaka bir haksızlıktır. Olumsuz sonuçlar doğurmasıyla hem hanımları hem erkekleri mağdur eder, ediyor. Bu konuda halkın nabzını tutacak, kabulünü sağlayacak bir kanuni düzenleme yapılacaksa Diyanet’in de, hukukçuların da, fıkıhçıların da beyanatı alınmalı. Bu düzenleme yapılırken de çalakalem değil tüm çevreleri hesaba katarak yapmak gerekir” dedi.
DİRENÇ DOĞURUR
Beşer, “Hukukta bilinen bir kuraldır ‘hukuki düzenlemeler yapılırken halkın örf, adet ve inançlarına riayet edilirse o kanunlar kalıcı ve daha adil olurlar.’ Türkiye’deki problem bundandır. Halkın inançlarına, adetlerine, geleneklerine bakılmadan tepeden inme kanunlar yapıldığı için kanunlara karşı insanlar direnç gösteriyor ve kanunları delme yoluna gidiyorlar. İnsanların inancına dikkat ederseniz o kanunu kendi kanunu bilir. Öyle yapmazsanız ‘bu yabancı kanun, neresinden delerseniz oradan delin’ mantığı oluşur. Biz yüzde 99’u Müslüman olan ülkeyiz. Bizim inançlarımızın bütün bütün kulak ardı edilerek yapılacak düzenlemeler daima eksik kalır” diye konuştu.
DİNİ KESİMLERE KULAK VERİLMELİ
Alanında uzman hukukçular arasında yer alan Avukat Yaşar Gürkan da konunun önemine değindi. Avrupa ülkelerinde devletlerin kilise kurumunun beyanatlarına büyük önem verdiğini hatırlatan Yaşar Gürkan, “Türkiye’de de nafaka baz alınarak aile ile ilgili yapılacak düzenleme ve diğer hususlarda yeni kanunlaşma, değiştirme hareketlerinde bu konudaki yetkin, ehil İslam bilginleri şûra kurullarında yer almalıdır. Onların görüşleri fikirleri değerlendirilmeli ve metinlere ilave edilmelidir. Çünkü İslamiyet iki dünya saadetini temin eden ve ülkemizin de yüzde 99’unun kabulünü görmüş bir inanç sistemidir. Avrupa ülkelerinde kilise kurumuna nasıl önem veriliyor ve görüşlerine başvuruluyorsa ülkemizde de özellikle aile konulu hükümlerde sadece hukukçular değil dini kişi ve kuruluşların beyanatları alınmalıdır. Onların da fikirleri, onların da İslam aile hukuku hakkındaki önerileri değişikliklerde önemsenmelidir” şeklinde konuştu.
DİNSİZ HUKUK OLMAZ
Gürkan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aile hususlarında uyduruk STK’lar kendisini taraf hissederken bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, ilahiyatçıların, İslam hukuku uzmanlarının görüşü elbette ki sorulmalıdır. Seküler anlayıştaki feminist STK’ların kendilerinde fikir beyan etme hakkı bulunduğu, homoseksüeller kendilerince kendini beyan etme hakkı aradığı ortamda, ailevi konularda Türkiye’nin en önemli kurumlarından olan Diyanet’e kulak vermemek yanlış olur. Medeni hukukla ilgili bir kavram geliştirirken dini hükümleri görmezden gelemeyiz. Dinsiz bir hukuk sistemi olmaz. Bizim gibi örf, adet ve anânelerine bağlı bir ülkede Avrupa artığı oluşumlar söz sahibi oluyorsa, elbette ki nüfusunun yüzde 99’unun Müslüman olduğu ülkede dini kişi ve kurumların fikirleri alınmalıdır.”