Gündem
Misliyle karşılık veririz
Washington’ın Türk bakanlara yönelik yaptırım tehdidine tepki gösteren siyasiler ve akademisyenler, stratejik müttefikliği bitiren ABD’ye misliyle karşılık verilmesi gerektiğine, diğer alternatif seçeneklerin de masaya yatırılmasına dikkat çektiler.
MUSTAFA DURMAZ / İSTANBUL FETÖ ve PKK işbirlikçisi Papaz Andrew Brunson’ın serbest bırakılması için Türkiye’ye küstahça tehditler savuran ABD, iki bakanımıza yaptırım uygulama kararı aldı. Daha önce vize krizinde olduğu gibi Türkiye ile yeni bir krizin fitilini ateşleyen Washington’ın Türk bakanlara yaptırım tehdidine tepki gösteren siyasiler ve akademisyenler, stratejik müttefikliği bitiren ABD’ye misliyle karşılık verilmesi gerektiğini, vize krizinde olduğu gibi diğer alternatif seçeneklerin masaya yatırılması görüşünde birleştiler.
METİNER: ABD’NİN SALDIRISINA DİRENMEMİZ GEREKİR
Metiner, şöyle devam etti: “İki bakanımızla sınırla kalmayacak bir yaptırım sürecini başlattılar. Bunun diplomasiye yansıyan boyutları olacaktır. Suriye’nin kuzeyinde yeni hamleler olabilir. Ülkemize yönelik yeni tehditler ortaya çıkabilir. Doları artırarak, ekonomimizi hedef alan eylemlerde bulunabilirler. Bizler ise, tüm bunlara karşın teslim olmamalıyız. 15 Temmuz’da nasıl direndiysek; ABD’nin doğrudan saldırısına da bu ruhla direnmemiz gerekiyor.”
Bakara Sûresi’nin 179. Âyetini hatırlatan Metiner, şunları aktardı: “Kur’an’da ‘Kısasta sizin için hayat vardır’ diye buyruluyor. Yaratanın hükmü açıktır. Onlar bizim bakanlarımıza yaptırım uyguluyorsa; bizlerin de misliyle karşılık vermesi gerekiyor. Sakin ama karşılığı olan bir pozisyonda olmamız önemlidir.”
"HER KRİZ BİR ‘JOHNSON MEKTUBU’ DEĞİLDİR"
İnsan Hakları Savunucuları Derneği (İHSD) Genel Başkanı Ali Akbaş ise, ABD’nin saldırgan tavrının geçmişten bu yana sürdüğünü belirterek, “Gün geçmiyor ki ABD ile yaşanan siyasi, ekonomik ve diplomatik krizlere bir yenisi eklenmesin. Krizin sıkça yaşandığı durumlarda anormallikler kronik hale gelir ve sonunda, belli zamanlar boyunca olmazsa olmaz olarak kabul gören olgular yerini tamamıyla yeni bir paradigmaya bırakır. Zira ABD’nin iki bakana dair son yaptırım kararı göstermiştir ki yarım yüzyıldan fazladır Türkiye için zaman zaman stratejik ortak, zaman zaman ise model ortak olarak adlandırılan ABD ile ilişkiler krizler ağına bürünmüştür. Bu durum ise ilk bakışta oldukça olumsuz bir hava oluştursa da 1940’lardan bu yana ABD’siz dış politika kurgulayamamış Türkiye’nin Rusya ile ABD süper güçleri arasında dengeli ilişkiler geliştirebilmenin önemini bir kez daha vurgulamıştır” açıklamasında bulundu.
Tarihe ‘Johnson Mektubu’ olarak geçen diplomatik teamüllere uymayan ihtar yazısından da bahseden akademisyen Akbaş, şöyle konuştu: “Unutulmamalıdır ki ABD ile her kriz bir ‘Johnson Mektubu’ değildir ve her olayı yaşandığı zaman kalıbı içinde değerlendirmemiz gerekir. Bütünsel politikalar geliştirmek ve sadece yaşanılan anı değil, ilerisini gören stratejileri etkin kılmak, Türkiye gibi birçok konuda köprü vizyonu gören bir ülkenin faydasına olacak durumdur.“