Kadın - Aile
Sessiz kullara şiddet uygulayanların psikolojik analizi
Hayvana şiddet uygulayan bireylerin psikolojik durumunu sağlıklı olarak tanımlamak imkânsız. Uzmanlar söz konusu bu kişileri antisosyal olarak adlandırıyor. Prof. Dr. Nevzat Tarhan’dan şiddetin analizi…
BU KİŞİLER ANTİSOSYAL
Toplumun sosyal normlarına uymayan kişiler, anti sosyal kişilik özelliklerini taşır ve bunlar için hayvanlara eziyet normalleşebilir. Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan bu ruh halinin kökeninde doğadan uzaklaşmak olduğunu savunuyor. Prof. Tarhan, “Endüstri devrimiyle birlikte insan doğaya hâkim oldu ve ‘biz üstün varlığız’ diyerek çevreyle birlikte hayvanları da yok eden bir zihniyet ortaya çıktı. Bununla birlikte insan, yeşil karşıtı bir hareket geliştirerek kendinde bitkileri kesme ve doğayı yok etme hakkı gördü. Bu durumdan dolayı ortaya çıkan modern kibir ve özgüven sonucunda insan, doğayı yok etmeye başladı.” diye ifade etti.
BUNLARIN HEPSİ ŞİDDET
Hayvana şiddet uluslararası literatürde fiziksel şiddet olarak adlandırılıyor. Doğaya, hayvanlara karşı şiddet uygulamayla ilgili özel bir tanım yok fakat uzmanlar fiziksel şiddet tanımının hayvan veya insan için fark etmediğini söylüyor. Yaşadığımız dünyada hayvanlara karşı fiziksel, duygusal ve psikolojik şiddet ve cinsel istismar var. Uzmanlar bütün bunların nedeni olarak çocuksal travmaları işaret ediyor. Prof. Dr. Nevzat Tarhan bir çocuk yangın çıkarmaya ve hayvanlara eziyet etmek gibi durumlara eğilimli ise bunların suça yatkınlığa, empati duygusunun gelişmemişliğine ve yapılan hatadan sonra pişman olmamaya birer örnek olacağını söyledi.
ŞEFKAT AİLEDE ÖĞRENİLMELİ
ÇOCUKLAR ŞİDDETİ NASIL ÖĞRENİR?
Yetişkinler hayvana şiddeti normalleştirmezlerse çocuk bunu örnek almaz. Çocuklarda anti sosyal kişiliğin gelişmemesi için küçük yaşta empati duygusunun öğretilmesi gerekiyor. Eğer empati yoksunluğu varsa, bunun ilk belirtilerinden biri, doğaya eziyettir. Eğer çocukta hayvanlara karşı şiddet eğilimi varsa, büyüdüğünde çevresindekilere de aynı şekilde şiddet uygulayacaktır. Anne ve baba çocuğuna şefkat duygusu ve empati kavramını öğretmelidir. Empati susuz bir hayvanın susuz kalmasından kendini sorumlu hissetmektir. Bu duygu doğuştan gelmez sonradan öğretilir.
MODERNİZM ŞİDDETİ ARTIRDI
Geçmişimizde kanadı kırık leylekler için vakıf kurmuş, kuş evleri yapmış bir toplumuz ve bu kültür hâlâ devam ediyor. Böyle bir kültürden geliyoruz ve yeni jenerasyon bunları bilmeden yetişiyor. Fakat şu an yetişen nesil bencil olmayı öğreten modern eğitim anlayışının baskısı altında büyüyor. Bunun etkisiyle kişi, hayvana duyarlı olma noktasında eksik kalabiliyor. Modernizm hastalığı, empatiyi ve hayvanlara karşı duyarlılığı azaltır. Bundan dolayı bu durum sadece Türk toplumunun bir hastalığı değil. Modernizmin ve bireyselleşmeyle gelen bencilliğin bir sonucu.
İNSANLARDA BİRİKMİŞ ÖFKE VAR
Hayvanlara şiddet ile ilgili bazı sosyal teşviklerinin olduğunu görüyoruz. Mesela satanist kültürünün etkisinde kalan kişiler şeytana tapan kişilerdir. Burada eziyet etmekten zevk alma kavramı vardır. Orada en çok da kedilerin başını kesip onlara eziyet etmeyi görüyoruz. Bu bir dini ritüel olarak teşvik ediliyor. Siz bir köpeği öldürün derseniz birçok insan bunu yapmaz fakat bu köpek kuduz derseniz birçok insan o köpeğe zarar verir. İnsanlarda mutsuzluğun artması da bir sebeptir. İnsanlarda birikmiş bir öfke vardır ve en zararsız ifade alanını hayvanlara şiddette görürler.