AKİT MENÜ

Gündem

Hainlerin hesabı mahşere kalmasın

Türk siyasi tarihine kara bir leke olarak geçen 28 Şubat askeri darbesinin 22. yıldönümü... Aradan çeyrek asra rağmen Müslümanların belleklerinde acı bir iz bırakan post modern darbe, telafisi imkansız mağduriyetler meydana getirdi. Cuntacılar ise ellerini kollarını sallayarak dolaşıyor...

Güncelleme Tarihi:

This browser does not support the video element.

Takvim yaprakları 28 Şubat 1997’yi gösterdiğinde, kendilerini 70 milyonluk Türk milletinden üstün gören bir avuç megaloman sözde paşa, Prof. Dr. Necmettin Erbakan önderliğinde kurulan 54. Hükümeti istifaya zorladı. Vatanın bölünmez bütünlüğünün konuşulması gereken MGK toplantısı, paşaların ego tatmin ettiği ve milletin iradesine tehditler yağdırdığı bir şov alanına döndü. Milletin belleğinde onulmaz bir yara açan toplantıya giden süreç ise cuntacılardan kuvvet alan vesayet odakları tarafından özenle dizayn edildi. Müslümanların en doğal refleksinin bile ‘irtica’ kapsamında değerlendirildiği bir süreçte, Ali Kalkancı, Fadime Şahin gibi aktörler piyasaya sürülerek Müslümanlar karalandı. Onlarca Müslüman, uydurma gerekçelerle zindana atıldı.

Refah arttı cunta kudurdu

28 Şubat’ın en önemli sebeplerinden biri de cuntacıların, devleti sömürmesinin engellenmesi oldu. Erbakan Hoca’nın akıl dolu uygulamaları sayesinde devletin öz kaynakları ilk defa vatandaşlara doğru aktı. Memur maaşlarına büyük zam yapılması, ekonomide Havuz Sistemi’nin kurulması, denk bütçenin oluşturulması seküler zihniyeti rahatsız etti. Çekiç Güç’ün sonlandırılması, PKK’nın bitirilmesi için stratejik hamleler yapılması, rantçıların huzurunu kaçırdı. Suni bir irtica yaygarası koparan darbe heveslileri, 54. Hükümetin yıkıldığı MGK toplantısına kadar kara propaganda başlattı. Millet ise o dönemi, genç kızlarımızın başörtüsü taktığı için üniversite kapısından çevrildiği acı birer hatıra olarak hafızasına kazıdı.

Devlet uçurumun eşiğinde

28 Şubat sürecinde devlet, maddi ve manevi olarak astronomik kayıplar yaşadı. Müslümanların cehennem hayatı yaşadığı dönemin ekonomiye maliyeti 60 milyar doları geçti. Refahyol yıkıldıktan sonra dört yıl içerisinde tam 19 bankanın içi boşaltıldı. Yapay bir irtica ortamı oluşturan cuntacılar, Türkiye’yi IMF boyunduruğuna soktu. İmam Hatip Liseleri ve Kur’an kursları kapatıldı. 1043 subay YAŞ kararı ile ordudan atıldı. 12 yaşından küçük çocukların Kur’an kurslarına gitmesi yasaklandı. Başörtüsü yasağı en sert haliyle uygulanmaya başladı. Katsayı uygulaması getirildi. O dönemde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan Başkan Recep Tayyip Erdoğan hapse atıldı ve siyasi yasak getirildi. Refah Partisi kapatılırken, merhum Erbakan’a da siyasi yasak getirildi.

Hayatları kararttılar

Türkiye’nin büyük bir bölümü tarafından lanetle yâd edilen 28 Şubat zulmünün 22. yıldönümünde Akit’e konuşan; mağdurlar, mağdur yakınları, STK temsilcileri ve hukukçular, önemli açıklamalarda bulundu. 28 Şubat sürecinde hakkında hazırlanan bir dosyadan dolayı tutuklanan ve halen içerde olan Celalettin Sami Erengül’ün eşi Sümeyye Erengül, “28 Şubat darbesi; tüm mahpuslarının, mağdurlarının ve biz ailelerinin yüreğine bastığı kanlı taştır aslında” dedi. Eşinin hayali suçlamalarla mağdur edildiğini belirten Erengül, “Vesayet odakları tarafından uydurulan, ‘kiliseye taş atma’ yalanı hayatımızı kararttı. O suç peşimizi hiç bırakmadı. Aradan 22 koca yıl geçti ama bize atılan çamur halen temizlenmedi. Devletimizin artık gerekeni yapacağına inanıyoruz” dedi.

On binlerce mağdur

28 Şubat sürecinde tutuklanan Hayrettin Soykan ise, “Müslümanlara hayatın zindan edildiği süreçte tam üç yıl hapis yattım. Akabindeki dönemlerde ise cuntacıların hakkımda hazırladığı iddialar peşimi bırakmadı, tekrar içeri atıldım. 20 yıl normal bir hayat sürdüremedim; ya hapis yattım ya kanun kaçağı olarak arandım, birçok sıkıntı da yaşadım” dedi. Cuntacılar yüzünden on binlerce insanın büyük mağduriyetler yaşadığını belirten Soykan, “Darbe hukukunun gayrimeşru kararları yüzünden yaşanan felaketleri hâlâ görüyorum” dedi.

İnsan hakları yerde

İnsan Hakları Savunucuları Derneği (İHSD) Genel Başkanı Ali Akbaş da, “Bugün demokrasiden ve özgürlükten bahsedenler, o süreçte, en temel hak ve hürriyetlerin çiğnenmesini çılgınca alkışladı” dedi. 28 Şubat’ın kara bir leke olarak tarihteki yerini aldığını kaydeden Akbaş, “Hiçbir etik değerin olmadığı, Müslümanlara yönelik büyük bir yıldırma harekatının olduğu bir dönemdi. Çok şükür milletimiz, ‘bin yıl sürecek’ denilen o dönemi Başkan Erdoğan’ın önderliğinde atlatmasını bildi” dedi.

Mağdurlar zindanda

Mazlum Der Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Taş da, 28 Şubat’ın bir zulüm dönemi olduğunu belirterek, “Üzerinden 22 koca yıl geçti. Bu süreçte Müslümanlar inanılmaz sıkıntılar yaşadı” dedi. 28 Şubat’ın yol açtığı mağduriyetlerin varlığına dikkat çeken Taş, “Kamuda başörtüsü yasağı son buldu, kat sayı problemi kalktı. İrtica suçlamasıyla kamudan uzaklaştıranların hakları iade edildi, eğitim hakları ellerinden alınanlara geri verildi. Lakin brifingli yargı kararları nedeniyle ömür boyu hapse mahkûm edilen mazlumlar cezaevlerinde” dedi.

Toraman: 28 Şubat küresel ölçekte sürüyor

Hukukçu Cüneyt Toraman, 28 Şubat darbesinin küresel boyutlarının olduğuna dikkati çekerek, şunları dile getirdi: “Sadece yerel bir darbe olarak değerlendirmemek gerekir. 28 Şubat küresel bir darbedir. Dünyadaki bütün Müslümanlara yönelik bir darbedir. Türkiye’de etkileri son buldu lakin diğer İslam ülkelerinde bütün şiddetiyle devam ediyor. Mısır’da, Tunus’ta, Doğu Türkistan’da... Müslümanların hak ve özgürlükleri kısıtlanıyor. Bunun farkına varmamız ve önlem almamız lazım. 15 Temmuz’da FETÖ tarafından gerçekleştirilen darbe teşebbüsü de Türkiye’yi 28 Şubat ayarlarına geri getirmek için yapılan bir girişimdi.

‘28 Şubat NATO, ABD destekli kötülüktür’

Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, Türkiye’nin 28 Şubat darbesiyle en az 50 yıl geriye gittiğini belirterek, “28 Şubat, Türkiye’de demokratik mekanizmaların felç olmasıdır. NATO, ABD destekli yapılmış olan en büyük kötülüktür” dedi. O dönem Refah Partisi Trabzon Milletvekili olan Malkoç, 28 Şubat’ın Türk siyasi tarihine düşmüş kara bir leke olduğunu belirterek, bütün Türkiye’nin o dönem mağdur edildiğini ama asıl mağduriyetin gençler ve dindar kesim üzerinde yaşandığını dile getirdi. Bu arada KDK, 28 Şubat sürecinde görevine son verilmesi nedeniyle çalışamadığı sürelere yönelik özlük haklarının verilmesi talebinde bulunan vatandaşı haklı buldu.

Şahin: Çok şükür bugünleri gördük

 Resul Ekrem Şahan  Ankara 

28 Şubat sürecinde Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde öğrenci olan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Konya Milletvekili Leyla Şahin Usta, o dönemde eğitimini tamamlamak için çektiği sıkıntıları anlattı. Üniversiteden atılan öğrencilerinden biri olduğunu belirten Usta, “Hiçbir zaman kariyer yapma imkanım olmadı. O süreçte bırakın milletvekili olmak, bir partide genel başkan yardımcısı olmak hiç aklımıza gelmezdi. Çünkü Merve Kavakçı olayını Türkiye yaşadı. Demek ki çabalarsak, uğraşırsak değiştirebiliyoruz. Şu an başörtüsüyle ilgili bir sıkıntımız kalmadı” dedi.

Dindarlar ‘terörist’ muamelesi gördü

Siirt’te 28 Şubat sürecinde işe girmek için müracaat ettiği sınavda hem yazılıyı hem de mülakatı kazanmasına rağmen göreve başlatılmayan Nezir Bağış (42), 17 yıllık mağduriyetin ardından memuriyete başlamasına karşın yaşadıklarını hafızasından silemiyor. Bağış, henüz 2 aylık evliyken kazandığı hakkından mahrum bırakıldığını söyledi. “Bütün kapılar yüzümüze kapanıyordu” diyen Bağış, şöyle konuştu: “Dindar insanların ‘terörist’ muamelesi gördüğü bir süreçten geçtik. Gümüş yüzüğü olanlar dahi işten atılıyordu. Başörtülü kadınlar üniversite kapısında bekletildi.

Askon: Ülkemizi 20 yıl geriye götürdü

Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON) Genel Başkanı Orhan Aydın, “28 Şubat bin yıl sürecek diyenler, ülkemizi 20 yıl geriye götürmüştür” dedi. Aydın, yaptığı açıklamada, darbelerin insanları daha çok böldüğünü ve daha zayıf kıldığını belirterek, darbelerin kendi içinde farklı gerekçeleri olsa da asıl hedefinin millet iradesi olduğunu belirtti. Türk demokrasi tarihinin 28 Şubat post-modern darbesinde olduğu gibi dönem dönem sektelere uğratıldığını ifade eden Orhan Aydın, şunları kaydetti: “Her dönemin kendi içinde sözde farklı gerekçeleri olsa da hedef her daim millet iradesi olmuştur. Darbeler insanlarımızı daha çok bölmüş, ülkemizi daha zayıf kılmıştır. 28 Şubat 1997 post-modern darbesinde millet iradesi ile seçilmiş hükümet, adeta senaristlerin elinden çıkan bir senaryo ile alaşağı edilmiştir. Bu dönemde halkını aşağılayan, onları hakir gören, milletinden uzak yoz düşüncelerin, halkına zulmünü gördük.

‘Erdoğan’a da darbe yapmak istediler!’

TBMM 20. Dönem Rize Milletvekili ve yazarımız Şevki Yılmaz, Türkiye’de yaşanan darbelere ilişkin, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da yapmayı denediler ama başaramadılar. Darbelerin önüne geçmek için uyanık olmak ve birliğimizi korumak zorundayız” dedi. Esenyurt Belediyesi tarafından Şehit Erol Olçok Kültür Merkezinde düzenlenen “Postmodern Darbe” konferansına katılan Yılmaz, 28 Şubat döneminde yapılan uygulamalar sebebiyle bir süre yurtdışında yaşamak zorunda kaldığını söyledi Yılmaz şöyle konuştu: “Allah bizi dinsiz ve vatansız yaşatmasın. Bizim güçlü bir vatana ihtiyacımız var.  Menderes’e yapılmıştır. Erbakan hocamız da ağır sanayiyi kurmaya çalışmış, Müslüman ülkelerle yakınlaşmaya çalışmış ve bunun sonucunda da yine o eller harekete geçmiş ve 28 Şubat’ı yapmıştır.

Elkatmış: Hakaretin adı tenkit olmuştu

Kapatılan Refah ve Fazilet Partilerinde milletvekilli olan Mehmet Elkatmış, 28 Şubat postmodern darbe sürecinde yaşananlara ilişkin, “Bir komutan, o dönem başbakan olan rahmetli Erbakan’a bir toplantıda açıkça hakaret etti. Genelkurmay Başkanlığına bildirilmesine rağmen ‘Tenkit etti’ denildi. Yani hakaretin adı tenkit oldu” dedi. AK Parti’nin kurucuları arasında yer alan ve 22’nci dönem Niğde Milletvekili olan Elkatmış, 28 Şubat döneminde askeri vesayetin toplum ve siyasetçiler üzerinde büyük bir baskı oluşturduğunu ifade etti. Elkatmış, 28 Şubat sürecini başlatan MGK’da alınan kararlara da değinerek, “Rahmetli Erbakan Hocamız, Başbakan olarak onlara katılmadı ama kamuoyunda sanki Erbakan kararları kabul etmiş gibi bir algı oluşturuldu. Biz içindeyiz ve grup toplantılarında da bunları anlattı. Erbakan, o kararları kabul etmedi ve uygulamadı” dedi.

Hasan Turan: Cuntacı zihniyet hâlâ pusuda

TBMM İdare Amiri ve AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan, “28 Şubat’ı ortaya çıkaran, milletin iradesinin üstünde bir güç tesis etmeye çalışan emperyalistlerle işbirliği halindeki anlayışlar her zaman olduğu gibi sinsi pusuda beklemektedirler. Toplum olarak bu oluşum ve anlayışlara fırsat vermemek için her zaman uyanık olmak zorundayız” dedi. Turan yaptığı açıklamada, 28 Şubat 1997’deki Milli Güvenlik Kurulu toplantısı kararları ve sonrasındaki uygulamaların, siyasi ve toplumsal tarihe “kara bir leke” olarak geçtiğini ve “28 Şubat darbesi” adıyla hafızalarda silinmez yer edindiğini belirtti. Turan, “Toplum olarak bu oluşum ve anlayışlara fırsat vermemek için her zaman uyanık olmak zorundayız” dedi.

‘28 Şubat, iktidara karşı askeri isyandı’

Refah-Yol hükümetinde Kültür Bakanı olarak görev yapan eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman, 28 Şubat’ın, ekonomik, siyasal, sosyal, eğitim alanında derin izler bırakmış hukuk dışı bir darbe olduğunu söyledi. Kahraman, unutulmaması ve tarihten ders alınması gereken olayların olduğunu anlatarak, 28 Şubat’ın da siyasi tarihin kara ve lekeli bir sayfası olduğunu ifade etti. Bu darbenin esasında sadece ülke çapında değil, küresel çaplı olduğunu dile getiren İsmail Kahraman, şöyle konuştu: “Ekonomik, siyasal, sosyal, eğitim alanında derin izler bırakmış hukuk dışı bir darbedir. Sonuç alınmış silahlı bir kalkışmadır. Ordunun üst kademesinde bulunan kişilerin aldıkları bir cunta hareketi kararıyla yürürlüğe konulmuştur. İktidara karşı askeri bir isyandır.

Yorumlara Git

Başkalarının hesaplarını kullanmış! Bakın milyonlarca liralık bahsi hangi takıma oynamış

Adalet Bakanlığı kolları sıvadı: Çocuk ile aile korunacak suç ve istismar önlenecek

ABD peş peşe vurdu, İran'dan geri adım yok! Hürmüz'deki savaş büyüyor

İlk gözaltı kararlarını veren kahraman savcı o melun geceyi anlattı: Milletimiz sahada biz adliyede savaştık!

Sapkın ilişkiler ve uyuşturucu! Graham'ın ölümünde derin şüphe