AKİT MENÜ

Gündem

Ramazanı iliklerimize kadar hissetmeliyiz!

Onbir ayın Sultanı Ramazan vesilesiyle değerli bilgilerinden istifade ettiğimiz yazarımız Yaşar Değirmenci Hoca ile orucu ve günümüz meselelerini konuştuk. Orucun ‘nefs muhasebesi’ olduğunu belirten Değirmenci, “Ramazanın ruhuna uygun yaşamak için orucun amacının, insanda ‘sorumluluk şuurunu’ uyandırması, diri tutması olduğunu unutmamalıyız” dedi.

Güncelleme Tarihi:

Gazetemizde hazırladığı maneviyat yüklü sayfalarla yakından tanıdığımız değerli Yazar Yaşar Değirmenci’yle Ramazanı Şerifi ve Müslümanların önemli meselelerini konuştuk...

-Ramazan ayını ruhuna uygun yaşamak için neler yapılmalı?

Önce bir ‘nefs muhasebesi’ yapmalıyız. Ramazanın ruhuna uygun yaşamak için orucun amacının, insanda “sorumluluk şuurunu” uyandırması, diri tutması olduğunu unutmamalıyız. Ramazan aslında Kur’an ayıdır, onunla bütünleşme. Dolayısıyla beden gibi ruhunda da yıllık bir bakıma ihtiyacı olur. Sosyal olarak Ramazan, insanın sahip olduklarının Allah tarafından ona sınav için emanet edilmiş değerler olduğunu hatırlatır. Paylaşabilenler, bu sınavı verecek olanlardır. Maddi yoksulluk gibi inanç yoksullaşmasına da Müslümanlar el atmalıdır. Oruçta ağza bir şey girmemesine dikkat etmek kadar, ağızdan yalanın da çıkmamasına dikkat edilmelidir Ramazan aynı zamanda Allah’a tevekkül ayıdır.

Peygamber ahlakı

-Toplumda bir ahlaki erozyon söz konusu. Müslüman bir toplum neden bu vahim hale geldi?

Ahlak hayat tarzımıza girmediği için. “Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim” diyen bir Peygamberin ümmetiyiz. Davranışlarımıza yansımalıydı. Türkiye’deki İslami yapılanmalar, bu hareketi oluşturan bireylerin arasında henüz birlik, beraberlik, samimiyet, izzet ve şerefi dini ölçülerimizden alma gibi bir yapı oluşturamadılar. Erdemli insanların önderliğinden mektepler kurulmalı.

-Müslümanlar modern hayatın saldırılarına karşı nasıl direnmeli?

Hz. Ömer, ‘İnandığın gibi yaşamazsan yaşadığın gibi inanmaya başlarsın’ buyurmuştur. Modern hayatta yaşamamız, bizi modernizmin esaretine sokmamalı. Bir toplumu ayakta tutan güç, sahip olduğu ruhtur, o korunmalı.

Ehliyet, liyakat sahibine 

-Müslümanlar iktidar alanlarında emin bir model olmayı neden yayamadı ya da başaramadılar?

Dünyevileşme hastalığı bulaşıcı hastalık gibi çok ve çabuk yayıldı. Gazali’nin verdiği örnek güzeldir. ‘Geminin hızlı gitmesi için suya ihtiyacı vardır. Su ne kadar çok olursa gemi hızlı gider. Aynı su geminin içine girerse gemi batar.’ Gelen veya getirilen makamların emanet olduğu unutulmamalı. O emanetin hakkı verilmeli. Ehliyet ve liyakat meselesi çözülmeli. Kaliteli, vasıflı bir kadroyla çalışılmalı.

Değerlerimize uygun eğitim

-Eğitimde yüz yıldır bocalama yaşıyoruz. Bu nasıl aşılabilir?

Bacon’un bir sözü var. Diyor ki: “Gömlek yanlış düğmelenmeye başladı mı, bütün ilikler yanlış gider” diye. Her eğitim meselesini dile getirdiğimizde hep bu söz hatırıma gelir. Baştan insan fıtratını kaale almadan bir yapılanmaya giderseniz, çözüme ulaşamazsınız. Kendi değerlerinizden korkmadan düşündürmeyi hayal ettirmeyi bilen öğretmenlerle bu iş çözülür yoksa çocuklarımız tablete mahkum kalır.

-Alimlerin insana ulaşmada yaşadığı sorunlar nelerdir?

İnsanın seçeceği ve gerçekleştireceği hayat, Kur’an önderliğinde Peygamber Efendimizin emanet bıraktığı İslâmî hayat olmalıdır.

Alim ulu orta konuşmamalı

-Din adına konuşan hocalarımızın bazı temel meselelerde farklı ses çıkarmaları gençlerin aklını karıştırmakta, bu mesele nasıl aşılır?

Bu kaosun aşılması, ‘dinimizin değişmeyen sâbiteleri ile değişkenler’in güzel bir usul ve üslupla izah edilmesi ve reklam, şan, şöhret, vs. den uzak ‘örnek olma’larıdır. Alimler peygamberlerin varisi olduğunu unutmamalı.

-Âlimler sorgulanamaz mı?

Sağlıktan herkes sorumludur, herkes sağlık konusunda konuşabilir. Peki ameliyata kim karar vermeli? Vatandaş mı? Hayır, elbette ehil olan. Bu ehliyet de bilgi ve belge ile ispatlanmalı. Alimlerin tenkidini de alimler yapmalı. Ortadaki tenkidin kimi haklı çıkarması gerektiğini ise vatandaş yapabilir.

-Dini eğitiminde nelere dikkat edilmeli, tavsiyeniz nedir?

Dini hayat, her şeyin üzerinde yükseldiği bir toprak gibidir. Önemli olan istikamet üzere, yolda olmaktır. Zaferin her daim Allah’a ait olduğunu bilmeliyiz. Bizler; iyi ve doğru insanların iyi işler yapmasını sağlamalıyız. Bunun için ülkemizde ve İslâm dünyasında ocaklarımızda yetişen faziletli insanların; erdemli toplumların inşası için sorumluluk almaları gerekmektedir.

-İslami gruplar ve yapılar nasıl bir misyon yüklenmeli?

İslami gruplar ve yapılar, kendi yetişme tarzlarını ‘din’ yerine koymamalıdırlar. İnsan ilişkilerinde, muamelat kısmında, devlet işlerinde örnek olarak yoğunlaşmalı, Müslümanları ümitsizlikten kurtarmalı. Cemaatler, gönüllü kuruluşlar kendilerine çeki düzen vermek zorundadır.

Dijitali bilinçli kullan!

-Dijital çağda Müslümanlar nasıl bir duruş sergilemeleri gerekir?

İçinde bulunduğumuz şartları iyi bilmemiz ve tanımamız gerekiyor. Bu araçlar amaç haline gelince de tam bir zihnî körleşmeye sebep oluyor. Dijital çağda yaşayan Müslümanlar olarak çağı tanımamız şarttır. Türkiye açısından düşünülecek olursa, internetle sanal medya ile geçirilen vakit birçok insanın uyku süresinde, çalışma süresinden ailesine ayırdığı vakitten çok daha fazladır. Hak ve hakikatin yerini sanal dünya almıştır. Emperyalizmin bütün çeşitleri, dijital emperyalizm biçimi, şu an mutlaka tedbir almamız, yeni nesilleri de korumamız gereken yaşadığımız çağın virüsleridir.

Müslümanlar başsız kalınca ümmet dağıldı

-Hocam, İslam dünyasının geri kalmışlığı, gafilliği nasıl bitirilir?

Müslümanlar Batı’nın ilerlediğini fark edince, aşağılık kompleksine kapıldılar. Kendi kavram ve değerlerimizle düşünemez hale geldik/getirildik. Varını yoğunu onlardan kurtulmaya harcayıp ilmi bıraktılar ve geri kaldılar. Asıl mesele, Müslümanların başsızlığından kaynaklanmaktadır. Meselelere peşin hükümlü ve ideolojik bakmalar, ilmi tesbit ve teşhis koymaktan uzaklaşmalar bir ‘hilafet meselesi’ni bile konuşamaz hale getirildi. Buna ilave olarak sekülerleşme, putlaşma ve putlaştırma, laiklik, demokrasi vs.yi  söyleyebiliriz. Müslümanların bu hale düşmelerinin asıl sebepleri, cehalet, ilme sarılmamak, ahlakın bozulması, yönetenlerin ahlaki çöküşleri, düşmandan ve ölümden korkmaları, Allah’ın rahmetinden ümit kesip ye’se kapılmaları, geçmişe taassupla tutunmaları ya da onu bütünüyle reddetmeleridir. Bu hastalıklara karşı imanı, dürüstlüğü, muhabbeti, manevi bağları, şurayı/meşvereti ve milletine yardım etme düşüncesini gerçekleştirdiğimizde geri kalmışlığı bitiririz.

Yorumlara Git

Dayatmacı sisteme karşı tarihi adım! HÜDAPAR milletin sesine kulak verdi ailelerin hakkı için kanun teklifi sundu!

Mahsun Kırmızıgül’den Haluk Levent’e: Keşke ellerin kırılsaydı!

BBP lideri Destici: Tüm şüpheler aydınlatılacak, hak edenler hak ettiği cezayı alacak!

Tehditler sökmedi! İran'dan katil ABD'ye ültimatom: 3. Dünya Savaşı'nı başlatmak istiyorlar!

Kuzey Irak'ta füzeler havada uçuştu! Süleymaniye kamikaze İHA'ları ve füzelerle vuruldu!