Gündem
Kadına şiddet sadece sokaklarda değil! Yeniakit.com.tr pavyon dosyasını açıyor
Emine Bulut cinayeti ile yeniden Türkiye'nin gündeminde ilk sıraya yerleşen kadına yönelik şiddet yalnızca sokaklarda yaşanmıyor. Yeniakit.com.tr, kadın sömürüsünün belki de en yoğun şekilde gerçekleştiği 'Pavyon' tabir edilen mekanlardaki iğrençliklerin dosyasını açıyor.
Taha Emre Özdemir Ankara
Kadınlara yönelik eziyet, işkence ve şiddet sadece sokaklarda değil 'Pavyon' ve benzeri işletmelerde de yaşanıyor. Yeniakit.com.tr kadına yönelik şiddet konusunda İslam'ı hedef gösterenlerin de uğrak noktalarından birisi 'Pavyon'lar da yaşanan rezaletin dosyasını açıyor.
Sadece 'Pavyon' adı ile çalışmayan Restaurant-Bar, Cafe-Bar ve Müzikhol gibi isimlerin de kullanıldığı mekanlara ilişkin yeniakit.com.tr'ye açıklamalarda bulunan Komi Ö.E.T, 'Pavyon'da çalışırken tanık olduğu rezillikleri anlattı:
'Bir erkek olarak ben de bataklığa saplanmıştım'
"Askerden yeni gelmiştim. Kendi mesleğim ile ilgili uzun süre iş bulamadım. Pansiyonda konaklıyordum ve aylık ücretimi ödeyemez duruma düştüm. Öğrencilik yıllarımda hep garsonluk yaparak geçimimi sağlamıştım. İş bulamadığım için garsonluk yapabileceğim bir yer aradım. Yaşım büyük olduğundan bu sektörde de tüm kapılar yüzüme kapandı. Kaldığım pansiyona borcum sürekli arttığı için sokağa atılmakla tehdit ediliyordum. Günümün büyük bölümü aç geçiyordu. Dibe vurmuş durumdaydım. Bir gün 'X' Restaurant-Bar yazılı tabelanın üstünde 'Komi alınacak.' ilanı gördüm. Hemen içeri girdim. 40 yaşlarında belki de 50'lerinde bir kişi adımı bile sormadan beni kabul etti. Aylarca iş arayıp bu kadar zorlanırken nasıl adım bile sorulmadan işe kabul edildiğimi o anda anlayamadım. Bunu yaşadıklarımdan sonra gördüm ki yalnızca kadın değil erkekler de güçsüz kalabiliyor ve tuzağa düşebiliyormuş."
'Çalışmak zorundaydım, çünkü açtım'
"Beni işe alan kişinin söylediği gibi saat 22:00 sıralarında mekana geldim. Temizlik yapmamı söylediler. Ortalık çok dağınık görünüyordu. İşlerin iyi olduğunu düşünerek temizliğe başladım. Saat 23:00'e yaklaştığında ileri derecede dekolteli, ağır makyajlı kadınlar gelmeye başladı. 29 yaşında olmama rağmen o güne kadar 'Pavyon nedir?' bilmediğim için ne olup bittiğini anlayamadım. Saatler ilerledikçe kadınlar ve müşterileri arttı. Mekanın ustası F.B. ile konuştuğumuzda bana burada fuhuş olmadığını yalnızca kadınların masaya giderek müşterilere eşlik ettiğini bunun da bir nevi garsonluk olarak düşünülebileceğini söyledi. Kafam çok karışmıştı ama aç geçirdiğim, kiramı ödeyemediğim günlerden dolayı çalışmak zorundaydım.
Kaldığım pansiyona 600 lira ödemem vardı. 600 liralık borcum sebebi ile sokakta kalma korkusu yaşarken o gece mekana gelen bir adamın masadaki 'Konsomatris' tabir edilen kadınlarla içki içtiğini ve 780 lira hesap ödeyerek oradan ayrıldığını hiç unutamadım.
Beni işe alan mekanın sahibi kişi, yüzde ile çalışacağımı söylemişti. İlk gün için hatırı sayılır bir para ile kaldığım yere döndüm. Uzun günlerdir ilk defa sıcak bir yemek yemişim ve cebimde rengini bile unuttuğum bir parayla uyuyacaktım. Çaresiz olduğum için oradaki işime devam etmek zorundaydım. İçki servis etmenin bile günah olduğunu biliyorken mekandaki kadınların varlığı ve fuhşiyata aracılık ettiğim düşünceleri günlerce vicdanımı yaraladı ama bırakamadım."
"'Daha güzel kadınlar bulmalıyız' diyorlardı"
Hem yaz sezonu olması hem de Kurban Bayramı'na denk gelmesi sebebi ile işler düşmüştü. Artık ilk günlerdeki gibi para kazanamıyordum. Vicdani rahatsızlıklarımdan dolayı bir yandan iş arıyor bir yandan da ruhumu karartan bu ortamda çalışmaya devam ediyordum. İşlerin düştüğü dönemde bir toplantı yapıldı. Patron ile müdürün arasında şu diyalog geçti: 'Elimizdeki kadınlarla bu işi yürütemeyiz. Daha güzel kadınlar bulmalıyız.' Onların birer Pezevenk olduğunu düşünmüş ve daha da iğrenmiştim.
'İçerideki her şey sahteydi'
Pavyona gelen her masa en az 250 TL hesap bırakıyordu. Büyük paralar ödedikleri için mekan sahibi onlara hürmet ediyor ve her masa ile yakından ilgileniyordu. Bir gün gençten birisi geldi. Güzelce yedi içti. Masasında da bir kadın ağırladı. Hesabı her içkide daha da katlanıyordu. Kabarık bir hesap olduğundan patronun ilgisini çekti. O çocukla çok yakından ilgilendi. Hesap vakti geldiğinde ise kıyamet koptu. Genç erkek içeride alınan hesabın bu kadar kabarık olacağını bilmiyormuş derken parası çıkışmadı. Bu genci müdüriyete çekerek üzerindeki telefonla kimliğini aldılar ve biraz da dövdüler. Hesabı kabarık müşteri ile can ciğer olurlarken para yüzünden canavarlaşabiliyorlardı..
'Konsomatrist'lerden birisi patronun dostuydu. 'Dost' tabirini de ilk kez burada duydum. Yani adam evliydi o kadınla da ilişki yaşıyordu. 'Dost' kadın patronun gözü önünde başka erkekleri eğlendiriyor, onlarla içki içiyordu. Bir gün bu kadın yine bir masadaydı. Dışarıdan zengin görünümlü bir adam geldi. Kadını masada görünce arkasını dönerek geri gitmeye başladı. Patron dışarı çıkan adamın peşinden koştu. Meğerse bu adam patronun 'dost'unun müşterisiymiş. Hesabı da hep kabarık olurmuş. Bizim patron o adamı ikna ederek mekana geri getirdi. 'Dost'u kadını da elleri ile adamın masasına oturttu. Servisi de bizzat kendisi yaptı..
'Kadınlar, kolay paraya alıştıklarından bırakamıyorlardı'
'Konsomatris' tabir edilen kişilere içki içirip (kadınlara içki yerine elma suyu verilir) kabarık hesabı olan 'adam'lar, çoluk çocuklarının rızkını savurdukları için utanacakları yere göğüslerini kabartarak geziyorlardı. Yaptıkları yanlışa rağmen de hem kadınlar hem de mekan işletmecileri tarafından hürmet görüyorlardı. Bazı kişiler haftada en az üç, dört sefer buraya geliyor ve her gelişlerinde yüzlerce lira harcıyordu. Zamanla kadınlarla da sohbetim oldu. Onların böyle iğrenç bir ortamda nasıl ve neden çalıştıklarını merak ediyordum. Hemen hepsinin hikayesi aynıydı. Birileri tarafından tuzağa düşürülmüşlerdi ama kolay paraya da alıştıklarından bırakamıyorlardı..
Mekana gelen 'Rakı'lar sahteydi. Şişesini 15 liradan alıyor ve bardağını en az 50 liradan satıyorlardı. Sahte içkileri mekanın tuvaletindeki gizli bölmede muhafaza ederek insanlara servis ediyor ve onları göz göre göre zehirliyorlardı. Bu mekandaki hürmet, gülüşmeler, zaman zaman paralar, içkiler.. İçeride bulunan her şey sahte bir dünyadan ibaretti..
Kaldığım pansiyona borcumdan dolayı nüfus cüzdanım onlarda rehindi. Bir gün hep bahsettikleri ama aylardır gerçekleşmeyen o polis baskını yaşandı. İçerideki herkesin kimliğini kontrol ettiler. Sıra bana geldiğinde rehin bıraktım demeye utandığımdan dolayı, 'yanımda yok.' diyerek karşılık verdim. Polis bunca iğrençliğin yaşandığı ortamdan bir tek beni alarak ayrıldı..