AKİT MENÜ

Ekonomi

"Borçların yapılandırılması için 5 kilit çözülmeli"

İTO Başkanı Avdagiç’ten yeni İstanbul yaklaşımıyla ilgili çarpıcı açıklamalar... İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, firmaların bankalara olan borçlarının yeniden yapılandırılması süreciyle ilgili atılacak adımlarda 5 konunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi.

Güncelleme Tarihi:

Dubai’de gerçekleştirilen The Hotel Show Fuarı’nın ardından Ekonomi Müdürümüz Mehmet Canıtatlı ile basın temsilcileriyle bir araya gelen İTO Başkanı Şekib Avdagiç, reel sektörün gündeminde olan önemli konulara şu sözlerle değindi:

Faizin geldiği seviye bizi kesmiyor

Bankaların rotatif faizleri yüzde 14’e indi. Piyasalar tarafından makul bir seviye olarak görülen bu seviye, amiyane tabiriyle ‘bizi kesmiyor’. Finansman maliyetinin yatırım yapılabilir bir seviyeye gelmesi lazım. Önemli bir iyileşme var ama şu anki bu seviye insanların günlük ihtiyaçlarını veya cari süreçlerini yürütmek için iyi midir, ne kadar iyidir, tartışmak lazım. Hâlâ bu oranlar yatırım yapmak için cazip oranlar değil. İki konunun eş zamanlı olarak iyileşmesi lazım. Bir taraftan enflasyonu düşürerek faiz oranlarını aşağı çekmemiz lazım ve buna bağlı olarak mutlaka Türkiye’nin büyük resmi ile ilgili gerekli adımları atıp CDS risk primimizin mutlaka hızla 200’ün altına 100-150’lere düşmesi lazım. O CDS’ler bizim için çok ciddi bir maliyet kaynağı.

Yerli kurumlara alan açılmalı

Temmuz ayında Resmi Gazete’de yayımlanan düzenleme ile firmaların bankalara olan borçlarının yeniden yapılandırılmasına dair bir çerçeve ortaya konuldu. Çerçeve esas alınarak, bankalara, finansal kiralama şirketlerine, faktoring ve finansman şirketlerine borçlu olan tüzel kişilerin kredi borçlarını yapılandırılabilecek. Buna göre borçlarını geri ödeme kabiliyeti kazanamayacağına kanaat getirilen borçlular finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınamayacak. Borçluların mali durumunun tespiti ve finansal yeniden yapılandırmanın uygulanabilirliğine ilişkin değerlendirme ise üç kuruluşa yaptırılabilecek. Bağımsız denetim kuruluşlarına, çerçeve anlaşmaları kapsamında belirlenecek yeterli bilgi ve uzmanlığa sahip kuruluşlara... Üçüncüsü, borçlu tarafından da kabul edilirse alacaklı kuruluşların değerlendirmesi geçerli olacak. Bu makul bir yaklaşım ama ben burada bir konunun altını çizmek istiyorum. Devletimizin birçok konuda ve bu konuda Türkiye’deki yetkin kurumlara daha fazla güveniyor olması lazım. Sadece dünyada bilinen belli başlı denetim kuruluşlarına görev verirsek bu verimli olmaz. Türkiye’de yerli kurumlara da burada alan açmamız lazım. Genel yaklaşım itibarıyla bu üçlü yapının yönetilebilir olduğunu düşünüyorum.

Bu konular açığa kavuşturulmalı

Hem hükümetin hem de bankaların burada alacağı inisiyatif reel sektör için hayati bir konu. Biz, bunun özel sektörün bilançolarını güçlendirmesi için 5 konunun hızla açıklığa kavuşmasının çok önemli olduğunu düşünüyoruz. İlk olarak, finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınacak borçluların, mali durumunun tespiti ve finansal yeniden yapılandırmanın uygulanabilirliğine ilişkin değerlendirmeyi yapacak finansal denetim kuruluşlarının seçimine ilişkin kriterleri, BDDK’nın hızlıca ortaya koyması önemli. Bu hızla belirlenmeli ki, firmalar kiminle muhatap olacağını bilsin. İkinci önemli konu, yapılacak başvurular hangi kriterler doğrultusunda sıraya konulacak? Bu önceliği, sıralamayı kim, neye göre belirleyecek? Üçüncü konu, elbette yeniden yapılandırmaya uygun olamayan firmalar da olabilir. Bu firmalar için alternatif bir süreç ortaya konulacak mı? Bir diğer konu, borç yapılandırma kapsamındaki firmaların kamu borçlarının da vergi ve SGK borçları gibi yeniden yapılandırılması gerçekten çok önemli. Yoksa bir ayağı gerçekten eksik kalacaktır. Son konu, bankaların mevcut sistemlerini değiştirmeden yapılacak yeniden yapılandırma, bankaların yeni kredi verme imkânını sınırlayacaktır. Bu da tabii düzgün çalışan ve kredi ihtiyacı olan firmalar için sıkıntılı bir durum. Yani bu yeniden yapılandırma, bankaların sağlıklı müşterilerine vereceği kredi paketini olumsuz etkilememeli. Buna bir çözüm bulunmalı. Yoksa bu, bir tarafı toparlarken, diğer sağlıklı giden tarafa ciddi sıkıntılar doğuracaktır.

Milli servet ziyan olmasın

Yapılandırmaya muhatap olamayacak kadar kötü olan firmaların telef edilmemesi gerekiyor. Bunlar milli servet. Sahip değiştirerek, hızlı bir şekilde satarak, farklı formüller üreterek bunların devre dışı kalmasını engellemeliyiz. Türkiye, kaynakları sınırlı bir ülke ve hiçbir varlığımızın telef olmasına izin vermemeliyiz. Yeni bir reçete oluşturup yeni bir kültürle bu işletmelerin iş dünyasında çalışmaya devam etmesini sağlamamız lazım.

İki sanatçı için 200 bin doları göze alamayız

The Hotel Show Dubai Fuarı’na da değinen Avdagiç, “73 Türk firması getirdik. Stant kurduk, taşıdık, götürdük, B2B’ler organize ettik, yemeklerini, elektriklerini verdik, internetlerini verdik, giriş kartlarını verdik, servislerini verdik. Kabaca söylüyorum; bizim için 1,1 milyon dolarlık bir bütçelik fuarın, makul bir kısmını finanse ederek Dubai fuarını gerçekleştirdik. Hepimiz bu ülkenin vatandaşıyız. Sanatçı arkadaşlarımız bizim için yönetilebilir rakamların ötesinde maliyetler çıkarıyorlar. Ben ve yönetim kurulum, çok değerli iki sanatçımızı buraya getirip 200 bin dolar vermeyi göze alamıyoruz” dedi.

Yorumlara Git

Şehitler anısına koşulacak: İstanbul'da bu yollar yarın trafiğe kapatılacak

AB’nin Kıbrıs hamlesine rest

Ölümü sonrası 4 günlük yas ilan edilmişti! Başkan Erdoğan taziyeye gidiyor

Özgür’ün tek sermayesi iftira!

Avrupa, Asya ve Orta Doğu'nun yeni baş belası: Çok aşamalı kimlik avı saldırısı!