Siyaset
Gaziantep Valisi Davut Gül, Akit’e konuştu: Suriyelilere özel imtiyaz yok
Akit’e özel açıklamalarda bulunan, Gaziantep’in sevilen valisi Davut Gül, ‘Suriyeliler kurallara uymuyor’ algısının doğru olmadığını söyledi. Çalışma, iş kurma, barınma şartlarında, devletin kendi vatandaşına yapmayıp da Suriyelilere yaptığı özel bir uygulamanın kesinlikle olmadığını belirten Gül, “kimseye özel bir imtiyaz yok” ifadelerini kullandı.
-Şehirde Suriyeli nüfusu çok. Mültecilerle ilgili oluşturulan negatif algılar var. Bu konuda ne dersiniz?
Burada yaşayan ister Suriyeli olsun ister başka milletten olsun yabancıların kurallara uymasını sağlamak önemliydi. Bunu sağladık. ‘Suriyeliler kurallara uymuyor’ algısı doğru değil. Çalışma, iş kurma, barınma şartlarında şu an devletin kendi vatandaşına yapmayıp da Suriyelilere yaptığı özel bir uygulama veya verilen özel bir imtiyaz yok.
-Devlet niye Türklere değil de Suriyelilere yardım ediyor diyenler var. Bu algı halkta olumsuz bir etki bırakıyor. Bu meselenin hakikati nedir?
Algıya baktığımızda ‘Biz garibanız, bize devlet bakmıyor Suriyelileri besliyor’ söyleminin etkili olduğunu görüyoruz. Bu doğru değil. Uluslararası fonların bizler aracılığıyla Suriyelilere verdiği kaynaklara devlet ilave yapmıyor. Bizim üzerimizde hiçbir mali yükleri yok.
-Suriyeliler keyif çatıyor. Bizim askerimiz savaşıyor algısı da var. Bir de güvenli bölgeler oluşturulduğunda Suriyeliler bölgeye gidecek mi?
Bu doğru değil. Biz orada savaşıyoruz, biz orada Suriyeliler ile birlikte savaşıyoruz. Biz orada Suriyeliler ile birlikte Türkiye’nin birliğini, bütünlüğünü, geleceğini tehdit eden PKK’ya, IŞİD’e, bütün terör örgütlerine karşı savaşıyoruz. Bunu yaparken de güvenli bölgeler açılıyor, güvenli bölgelerden de beklentimiz oraların gerçekten güvenlik anlamında, barınma, beslenme anlamında normalleşmesi ve buradaki insanların oraya gitmesi. Şu an 360 bin civarında gönüllü geri dönüş yapan var. Alan açıldıkça önemli bir kısmının da gitmek istediğini görüyoruz. Barış Pınarı Harekatı bittiğinde orada daha çok güvenli alan olacak. Harekatın iki boyutu var; birincisi oradaki terör varlıkları ortadan kalkacak, ikincisi de yerleşim yerleri inşa edilecek. Hem Türkiye normalleşecek hem de alan normalleşecek. Kanton, devletçik gibi yapılanmalar ortadan kaldırılacak.
“Bu geminin su almaması lazım”
-Barış Pınarı Harekâtına halkımızın olağanüstü desteğini nasıl yorumluyorsunuz?
Barış Pınarı Harekâtı siyaset, sivil toplum kuruluşları, vatandaşlar kısaca toplumun tüm kesimi bir olduğunda, güçlü bir irade olduğunda ve bu iradeyi dosta düşmana karşı temsil eden Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde güçlü bir hükümet olduğunda dünyanın her tarafından saygı gördüğümüzü bize gösterdi. Allah birliğimizi bütünlüğümüzü bozmasın. Bizler aynı gemideyiz ve bu geminin su almaması lazım.
-Batı medyasında Barış Pınarı Harekatıyla birlikte Türkiye aleyhinde yayınlar artmaya başladı. Gaziantep Üniversitesi’nin Suriye sınırları içerisinde fakülte kurması, Türkiye’nin Suriye’yi işgalinin bir kanıtıdır diyerek kirli bir propaganda yürüttüler. Bu iddialar hakkında ne dersiniz?
Şunun iyi anlaşılması gerekiyor. Kimsenin toprağında, yerinde gözümüz yok. Oraya biz müdahale etmediğimiz sürece teröristlerden arındırılamaz. Keşke orada bir otorite olsa, terör ortadan kalksa komşuluk ilişkileri devam etse. Suriyeliler çalışacağı, yaşayacağı güvenli yerler istiyor. Buradaki imkanları oraya taşıyıp cazip hale getirmek istiyoruz. Yoksa işgal beklentimiz, amacımız yok. Suriyeli dostlarımızın dönüşünü teşvik etmek istiyoruz.
‘Vatandaşa tepeden bakmadık, ihtiyacı olanlara yardım ettik’
-Halkın arasında dolaşınca size karşı önemli bir sevgi-saygı olduğunu gördük. Kısa sürede bu sevgiyi nasıl kazandınız?
Cumhurbaşkanımızın bir yönetim tarzı var, il valilerine de bir talimatı var. Ben ya da bir başkası, burada veya bir başka yerde, sayın Cumhurbaşkanımız olduğu müddetçe o yönetim tarzına uygun hareket etme durumundadır. Nedir bu? Kapısı vatandaşa açık olacak, vatandaşa tepeden bakmayacak, fakir-fukaraya imkanları ölçüsünde yardımcı olacak, milletin derdiyle dertlenecek. Bunu da il valileri her ilde en iyi şekilde yapmaya çalışıyor. Biz de Gaziantep’te en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz. Bu açıdan bizim için de bir anlamda yol haritası, bir tercih değil bir talimattır.
-Gaziantep’in düşman işgalinden kurtuluşunun 100. yılı etkinlikleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile Cumhurbaşkanlığı himayesinde gerçekleştirilecek? Ne gibi faaliyetler yapmayı planlıyorsunuz?
Fatma Hanım, bu şehre bedava Gazi ünvanı verilmedi. 6317 şehit vererek Gazi’lik unvanını hakkıyla alan bu şehrin 100. yıla yakışır bir şekilde girmesi gerekiyor. Bununla ilgili geçtiğimiz günlerde Gaziantep’i Geliştirme Vakfı Mütevelli Heyeti, belediye başkanları, rektör vekilleri ve ilgili kurum yöneticilerinin katılımları ile bir toplantı gerçekleştirdik. Dünyada “Gazi” unvanına sahip tek il olan Gaziantep’imizin Kurtuluş Savaşı’nda verdiği destansı mücadeleyle TBMM tarafından Gazi’lik unvanıyla şereflendirilmesinin 100. Yılına yakışır bir şekilde girmeliyiz. Bunun için her zaman olduğu gibi takdir edilen, örnek gösterilen “Gaziantep Modeli” ile çalışmalarımızı başlattık.
“Dünyanın her tarafına mal satıyoruz”
-Anadolunun parlayan yıldızı Gaziantep’in Türkiye ekonomisindeki yerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
İhracatımız 7 milyar doların üzerinde. İhracatı ithalattan fazla olan, en çok yüzdelik artışı gösteren il biziz. Gaziantep’in en önemli özelliği ham maddeyi alıp işleyerek başkalarına satmasıdır. Dünyanın her tarafına mal satan bir şehir konumuna gelmiş durumdayız.
-Gaziantep kültürel anlamda da zengin bir şehir. Bize biraz bu konudan bahseder misiniz?
Gaziantep büyük bir kültürel mirasa sahip. Şehirde bulunan 5 antik kent sadece Gaziantep’in ve Türkiye’nin değil Mısır’daki Piramitler gibi, İstanbul’daki Ayasofya gibi, Çin Seddi gibi tüm dünyanın ortak malıdır. Bu tarih ve kültür, dünyaya yayılacak.
-5 Antik kent dediniz isimleri nelerdir?
>Belkıs/Zeugma Antik Kenti
>Dülük (Doliche) Antik Kenti
>Karkamış Antik Kent
>Tilmen Höyük
>Zincirli Ören Yeri