AKİT MENÜ

Gündem

Ertuğrul Özkök: Bir gün hepimiz Tayyip'çi mi olacağız?

Son dönemde atılan ekonomik adımların takdir topladığını belirten Ertuğrul Özkök, "Bir gün hepimiz Tayyip'çi mi olacağız?" başlıklı bir köşe yazısı yazdı.

Dr. Osman Cevdet Akçay, Dr. Fatih Karahan ve Prof. Hatice Karahan gibi isimlerin Merkez Bankası'na atanması sonrası herkesin hükümeti takdir ettiğini belirten Ertuğrul Özkök, "Bir gün hepimiz Tayyip'çi mi olacağız?" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İşte Özkök'ün yazısı:

Şaka yapmıyorum…

Ciddi soruyorum.

Yakın bir gelecekte bir sabah hepimiz yataktan “Tayyip’çi” olarak kalkabiliriz. Böyle bir ihtimal var yani…

Soru nereden aklıma geldi hemen anlatayım, ciddiyetine siz karar verin.

Ama konu artık siyasetten anladığını iddia eden konuşan kafalar değil, ekonomistlere ait…

Hem de en ciddi ekonomistlere.

Halk TV ve Sözcü'nün en sıkı ekonomistleri Tayyipçi oldu
Olay, Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın geçen hafta kamuoyu önüne ilk kez çıkışı ve yaptığı analizle başladı.

Baktım, ortadaki en keskin muhalif ekonomistler bile alkışladı.

Arkasından Başkan Yardımcılığına getirdiği üç kişinin adları açıklandı.

Üçü de Boğaziçi mezunu ekonomist.

İkisi Dr, biri Prof ünvanına sahip.

Dr. Osman Cevdet Akçay, Dr. Fatih Karahan ve Prof. Hatice Karahan.

Halk TV’den Sözcü’ye, en muhalif kanalların ekonomistleri, en şiddetli itirazcı Youteber’ları, hepsi bu üç ismi alkışlıyor.

Çünkü bunların üçü de “Serbest piyasayı” ve “Liberal ekonomiyi” savunan ekonomistler olarak biliniyor.

En muhalifler bile bu atamaları “Liyakat”, “Doğru zihniyet” ve “doğru politika” olarak alkışlıyor da alkışlıyor.

İktidar yanlısı siyasi yazarlar da 'liyakatçı' oldu
Ekonomist olmayıp, siyasi ayakta kalan iktidar yanlısı yazarlar bile, “Üzerimize liyakat yağdı” diye aynı alkış cephesine katılıyor.

Youtube’da yüzbinlerce izleyicisi olan keskin kalem en muhalif ekonomi uzmanları bir gecede “Tayyipçi” oldular adeta…

Dış politika uzmanları da son zamanlarda Mısır, Suriye, Arap ülkeleri, ABD ve Avrupa Birliği ile ilişkilerdeki değişimi alkışlıyordu.

Daha iki ay önce seçimi kaybeden yüzde 48 sanki bir anda kendini iktidarda bulmuş gibi hissetmeye başladı…

Yanlış anlamayın, bu alkışçı korosunda ben de varım.

Hele hele CHP’den büyük düşkırıklığına uğradıktan sonra itiraf edeyim, kendimi Erdoğan’ın bu politikalarına daha da yakın hissetmeye başladım.

Tam bu sırada eskiden çok sıkı Erdoğancı biri aradı ve sordu
Tam bu “Stockholm ruh halindeyken” ,halindeyken, uzun yıllar Erdoğan’ı desteklemiş, şimdi mesafeli duran bir arkadaşım aradı ve bana “Bir dakika” deyip öyle bir soru sordu ki…

Ben de durdum.

Arkadaşım dedi ki;

“Tamam bütün bu liyakata dayalı ve doğru atamalar güzel. Tamam ekonomide özgürlükçü bir politikaya gidiyoruz. Ama, siyasi alanda, sosyal alanda, demokraside bu özgürlükçülük olmazsa böyle bir ekonomi başarıya ulaşır mı? Dahası bu Allah'ın belası kutuplaşma biter mi?”

Arkasından altın vuruş geliyor: Özal'ı hatırla
Arkasından altın vuruşu yaptı::

“Bizzat sen kendin, defalarca rahmetli Turgut Özal’ın “Üç Hürriyet” kavramını yazmadın mı?

Durdum tabii…Evet yazdım. Aynen onun şu sözlerini defalarca yazdım:

“Bir ülkede ‘Üç Hürriyet’ olmadan kalkınma olmaz. Düşünce ve ifade hürriyet; İnanç hürriyeti; Girişim hürriyeti…”

Tamam ekonominin yeni kadrosu bu işi başarabilir.

Ama sadece onların gerçekçi ve özgürlükçü finansal uygulamaları ile, son iki yıldır tam bir Sovyet “Gum ekonomisi” sistemiyle idare edilen Türkiye’yi bu durumdan çıkarabilir mi?

Şimdi bugün 'Yetmez ama evet' demenin tam zamanı
Arkadaşımın uyarısı üzerine, ertesi sabah Tayyipçi olarak uyanmadan sözümü söyledim:

“Yetmez ama evet…”

Sizin gibi ben de bu slogana gıcık oluyorum, ama bu lafın tam yerine oturacağı nokta da işte tam bu.

Ekonomide özgürleşme tamam da…

Osman Kavala’ın, Selahattin Demirtaş’ın, Merdan Yanardağ’ın, Gezi tututlularının hapiste olduğu bir Türkiye’nin kalkınmış, halkıyla barışmış, uygar ve demokrat bir ülke olması mümkün mü?

Daha kura çekmeden, Anamuhalefet Partisi genel başkanını yuhalamaya başlayan savcı ve hakimlerle adalet sağlanabilir mi…

Festivallerin, konserlerin yasaklandığı bir ülkede gençlerle barışılabilir mi…

O sabah biz Tayyipçi olmadan Tayyip de 'bizci' olabilir mi
Öylese, baştaki soruya dönelim….

“Bir sabah hepimiz Tayyip’çi olarak mı uyanacağız”

Hayır ben kendi payıma bir sabah “Tayyip Erdoğan’ın da hepimizci olarak uyanmasını bekleyip öyle karar vereceğim.

Yetmişaltı yıllık hayatımda Türk siyasetinde 4 insanın hayranı oldum.

Atatürk, İsmet İnönü, Süleyman Demirel ve Turgut Özal…

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomide başlattığı özgürleşmeyi ve liyakata dayalı yönetimi adalet, demokrasi, girişim ve inanç alanlarına da yaygınlaştırırsa…

İşte o gün ben de bütün kalbimle onun adını bu dört insanın yanına yazacağım.

Bunu başarırsa onun için de tam bir “Il Grande Finale” olur.

Yorumlara Git

Başkan Erdoğan Galatasaray'ı tebrik etti

Hakan Fidan İsrail'in uykularını kaçırdı

Süper Lig'de şampiyon Galatasaray

Çalışan anneleri sevindiren karar!

Bakan Gürlek'in "cezaevleri" paylaşımına Türkiye'den destek yağıyor