Siyaset
Doğu Perinçek’ten İslam'a ve cemaatlere tehdit! 'Türkiye ortaçağ zihniyetinden temizlenecek'
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in cemaat ve tarikatlara yönelik sözleri Türkiye’de yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in cemaat ve tarikatlara yönelik sözleri Türkiye’de yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.
Perinçek, “Türkiye şeyhlerden, müritlerden temizlenecek. Orta Çağ ilişkilerinden temizlenecek. Bu Atatürk devriminin programıdır. Hiçbir güç bunu önleyemez” ifadelerini kullandı.
Perinçek’in bu sözleri, Türkiye’de milyonlarca insanın inanç dünyasıyla bağlantılı olan dini toplulukları hedef alan son derece sert bir siyasi söylem olarak değerlendirildi.
CEMAATLERİ TOPTAN HEDEF GÖSTERMEK TEPKİ ÇEKTİ
Perinçek’in açıklamasına yönelik eleştirilerin merkezinde, farklı özelliklere sahip dini toplulukların tek bir kalıba sokularak “Orta Çağ ilişkileri” şeklinde tanımlanması bulunuyor.
Eleştirenlere göre Türkiye’deki cemaatlerin tamamını aynı kefeye koymak, bu yapıların eğitimden sosyal yardımlaşmaya, burs faaliyetlerinden ihtiyaç sahiplerine desteğe kadar yürüttüğü çalışmaları görmezden gelmek anlamına geliyor.
Devletin ulaşmakta zorlandığı bazı sosyal alanlarda yıllardır gönüllü olarak faaliyet gösteren dini toplulukların bulunduğuna dikkat çekilirken, hukuka aykırı davranan kişi veya kuruluşlarla toplumun tamamının birbirinden ayrılması gerektiği savunuluyor.
“ATATÜRK’ÜN ADINI KULLANARAK TOPLUMU BÖLMEK”
Perinçek’in “Atatürk devriminin programı” ifadeleri de tartışmanın ayrı bir boyutunu oluşturdu.
Eleştirilerin odağındaki görüşe göre Atatürk’ün adı, Türkiye’deki bütün dindar vatandaşları veya dini toplulukları siyasi hedef haline getirmek için bir kalkan olarak kullanılmamalı.
Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşlarının inanç özgürlüğünü güvence altına alan anayasal bir devlet olduğu hatırlatılırken, laiklik ilkesinin de vatandaşların dini inançlarını yok saymak veya onları toplumsal hayattan dışlamak şeklinde yorumlanamayacağı belirtiliyor.
15 TEMMUZ GERÇEĞİ DE ÇARPITILMAMALI
Cemaat tartışmalarında 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sürekli gündeme getiriliyor. Ancak burada da önemli bir ayrım yapılması gerekiyor.
FETÖ yapılanmasıyla mücadele başka, Türkiye’deki bütün cemaatleri aynı yapı gibi göstermek başkadır.
15 Temmuz gecesi darbeye karşı direnen milyonlarca vatandaşın arasında farklı siyasi görüşlere, farklı yaşam biçimlerine ve farklı dini anlayışlara sahip insanlar vardı. Dolayısıyla FETÖ’nün suç ve darbe yapılanmasıyla Türkiye’deki bütün dini toplulukları aynı kategoriye koymak, toplumsal gerçekliği basitleştiren bir yaklaşım olur.
PERİNÇEK’İN SİYASİ GEÇMİŞİ NEDEN SORGULANIYOR?
Doğu Perinçek’in bugünkü söylemleri değerlendirilirken siyasi geçmişinin de kamuoyunda tartışılması kaçınılmaz hale geliyor.
Perinçek, Türkiye siyasetinde uzun yıllardır keskin dönüşleri ve değişen siyasi pozisyonlarıyla dikkat çeken bir isim olarak biliniyor. Geçmişte Abdullah Öcalan konusunda kullandığı ifadeler başta olmak üzere farklı dönemlerdeki açıklamaları, bugün savunduğu siyasi çizgiyle birlikte yeniden tartışılıyor.
Perinçek’in siyasi hayatındaki bu değişimler, “Dün başka, bugün başka konuşan bir siyasi aktörün bugünkü sözlerine ne kadar güvenilebilir?” sorusunu da beraberinde getiriyor.
ERDOĞAN’A DESTEK VEREN PERİNÇEK, AK PARTİ’YE ZARAR MI VERİYOR?
İşin en dikkat çekici taraflarından biri ise Perinçek’in bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve iktidara yakın bir siyasi çizgide durmasına rağmen kullandığı sert dilin, iktidarın toplumdaki muhafazakâr ve dindar tabanıyla ne kadar örtüştüğü.
Perinçek’in Erdoğan’a destek vermesi, onun her açıklamasının AK Parti’ye siyasi fayda sağladığı anlamına gelmiyor.
Tam tersine, cemaatleri ve dini yapıları hedef alan bu tür sert açıklamaların, iktidarın yıllardır oy aldığı muhafazakâr seçmen üzerinde ters etki oluşturabileceği savunuluyor.
Bu nedenle Perinçek’in “Erdoğan’a destek veren siyasetçi” görüntüsünün, bazı çevreler açısından ironik bir tablo ortaya çıkardığı ileri sürülüyor: İktidara destek verdiğini söyleyen bir siyasi aktör, kullandığı sert ve dışlayıcı söylemle iktidarın toplumsal tabanında rahatsızlık oluşturabiliyor.
ASLINDA HEDEF CEMAATLER Mİ, YOKSA TOPLUMUN İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ MÜ?
Perinçek’in sözlerine tepki gösteren çevreler ise şu soruyu soruyor:
Türkiye gerçekten vatandaşlarını inançlarından mı temizleyecek, yoksa hukuk dışına çıkan kişi ve yapılarla mı mücadele edecek?
Türkiye’nin önündeki asıl sınavın bu ayrımı doğru yapmak olduğu bilinmelidir.