Gündem
İki ölümde de FETÖ’nün izi var! Meriç ve Defne’nin dosyaları da açılsın
Kamuoyu FETÖ elebaşı Gülen’in cinsel sapkınlıklarına dair iddiaları anlatan bir kitap kaleme alacağını açıklamasının ardından kaçırılıp katledilen yazar Haydar Meriç ve FETÖ’nün oeperasyon gazetesi Taraf’ın Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan’ın oğlunun evinde ölü bulunan Defne Joy Foster’la ilgili dosyaların da raftan indirilmesini bekliyor.
Buğra Kardan İstanbul
Süleymancıların lideri eski Ulaştırma Bakanı Ahmet Arif Denizolgun’un ve Ergenekon soruşturması kapsamında atıldığı cezaevinde şüpheli bir kalp krizi geçiren MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun şaibeli ölümü, akıllara üzerine FETÖ gölgesi düşen cinayetleri getirdi. Kozinoğlu’nun ölümünün mercek altına alınması, koğuş arkadaşlarına yargı yolunun görünmesinin yankıları sürerken, sıra teröristbaşı Fetullah Gülen’in sapkınlıklarına dair iddiaları anlatan bir kitap kaleme alacağını açıklamasının ardından kaçırılıp hunharca katledilen yazar Haydar Meriç ve FETÖ’nün operasyon gazetesi Taraf’ın Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan’ın oğlunun evinde ölü bulunan Defne Joy Foster’la ilgili dosyaların raflardan indirilmesine geldi. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in girişimleriyle merhum BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu suikastının FETÖ’nün planlayıp tatbik ettiği tescillenirken, Haydar Meriç cinayetinin ve Defne Joy Foster’ın gizemli ölümünün altından da eli kanlı örgütün çıkacağına yönelik kamuoyunda beklentiler yükseldi.
Devletin altını oymak için her yolu deneyecek; kanlı 15 Temmuz kalkışmasını sahneye koyacak; milletin silahını millet çevirecek kadar ileri giden FETÖ’nün kendisine tehdit olarak gördüğü figürleri bir bir ortadan kaldırmaktan çekinmediğini belirten tecrübeli istihbaratçılar ve komutanlar,“Hain örgütün ardında bulunduğu sır cinayetler bir bir çözülsün” çağrısında bulundular.
“UCU KİME DAYANIRSA DAYANSIN ÜZERİNE GİDİLMELİDİR”
Akit’e konuşan emekli İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ, şunları söyledi. “Zamanında faili meçhul olarak nitelenen cinayetlerin aslında failleri belliydi. Sır cinayetler, gizemli ölümleri planlayan FETÖ’ydü. Talimatı veren de ABD ve İsrail’di. Ne yazık ki öldürülenler, bir şekilde hedef oldu. Öyle ki bu hedeflerden bazıları için ABD’den gelen infaz timleri kullanıldı. Bu anlamda ben, şans eseri hayatta kalanlardan biriyim. Zirve Yayınevi katliamı, Rahin Santoro cinayeti, Hrant Dink suikastı FETÖ’nün muhtelif organlarınca tatbik edildi. ABD ve İsrail, sinsi senaryoları için bu eylemleri FETÖ’ye yaptırtmıştı. Geriye gittiğimizde Eşref Bitlis ve Adnan Kahveci cinayetleri de FETÖ iltisaklıydı. Biz, bunları ifade ederken birilerine fantezi gibi geliyordu ancak tüm cinayetler bir bütündü. Adliyede ve emniyette geçerli bir kural vardır. Hiçbir cinayet kusursuz değildir. Her katil iz bırakır. Bu anlamda yakın tarihte karşı karşıya kalınan tüm cinayetlerin failleri bellidir. Tabii geçmişte karartılan, kapatılan dosyalar olmuştur. Faili meçhul cinayetler, gizemli ölümler olmuştur. Ucu kime dayanırsa dayansın bunların üzerine gidilmesi zorunluluktur. FETÖ’yle ilgili yeni bir süreç başlamaktadır. Öyle anlaşılıyor ki bugüne dokunulmayan yerlere dokunulacak. Pek çok can yanacak. İşin doğrusu, gözünü budaktan sakınmadan faili meçhulleri aydınlatmaktır. Muhsin Yazıcıoğlu suikastının failinin FETÖ olduğunun cümle aleme ilan edilmesi bir milat oldu. Şu aşamada Ahmet Arif Denizolgun’un ve Kaşif Kozinoğlu’nun şüpheli ölümü araştırılıyor. İnanıyorum ki Haydar Meriç ve Defne Joy Foster’ın ölümüyle ilgili de kuşkular giderilecektir. Güzel bir adım atıldı. Sonuna kadar gidilmeli. Yapılacak daha çok işin olduğu bilinmeli. Bazı isimlerde panik de başladı. Daha evvel ‘Dosya kapandı, kurtuldum’ diyenleri şu anda korku sardı. ‘Eyvah’ , ‘Ne yapacağız’ seslerini duyuyoruz.”
“KUŞKULAR ORTADAN KALKACAK, YÜREKLER FERAHLAYACAK”
Yeditepe Stratejik Araştırma Merkesi (YESAM) Başkanı emekli Albay Ersan Ergür de şunları dile getirdi: “Faili meçhul cinayetlerin ve gizemli ölümlerin aydınlatılması için imkânların seferber edilmesi çok önemli. Muhsin Yazıcıoğlu suikastını aydınlatan devletimizin Denizolgun ve Kozinoğlu’nun ölümünü incelemesi çok isabetli. Adalet Bakanı Akın Gürlek’e duyarlılığından ve kararlılığından ötürü teşekkür ediyoruz. Yargı ve emniyet mensuplarına, istihbarat görevlilerine ise başarı diliyoruz. Olması gereken oluyor. Devlet, sır ölüm ya da faili meçhul cinayet bırakmayarak halkın kendisini huzur ve güven içinde hissetmesini amaçlıyor. Unutmayalım ki 1990’larda faili meçhuller yoğundu. Güneydoğu’da rahat rahat dışarı çıkılamıyor, dolaşılamıyordu. 1990’larda ve 2000’lerde FETÖ’nün parmağının bulunduğu cinayetler de toplumu tedirgin ediyordu. Neyse ki ABD ve İsrail’den emir alarak milli bekâyı, milli güvenliği tehdit eden bu yapılanmaya 15 Temmuz’da büyük darbe vuruldu. Sıra ise FETÖ tarafından raflara kaldırılan dosyalara geldi. Ki rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’na suikast yapanlar belirlenerek güzel bir başlangıç yapıldı. Denizolgun ve Kozinoğlu’nun ölümüyle ilgili şüphelerin de giderilmesini ümit ediyoruz. Raflarda duran diğer dosyalara da bakılmasını temenni ediyoruz. Ki Defne Joy Foster’ın ölümü kafaları kurcalamaya devam ediyor. Gelinen noktada Adalet Bakanı Gürlek, çok kritik bir vazife icra ediyor. Kapatılan tüm dosyaları yeniden açıyor. Küresel düşmanları bertaraf eden devlet de terörü bitirmesinin akabinde faili meçhullerle ilgileniyor. İnşallah bu hususta kuşkuları yok edecek, yürekleri ferahlatacak haberleri yakında duyacağız.”