AKİT MENÜ

Eğitim

Eğitimci-yazar Zekeriya Efiloğlu: Kesintisiz eğitimden acilen vazgeçilmeli

Okullarda yaşanan şiddet ve akran zorbalığının önüne geçebilmek için kesintisiz eğitim sisteminden vazgeçilmesi gerektiğini vurgulayan Eğitimci Yazar Aile Danışmanı Zekeriya Efiloğlu, okumayacak olan çocukların eğitim sisteminde yer almaması gerektiğini, bu çocukların acilen mesleğe yönlendirilmesine ihtiyaç olduğunu belirtti.

Haber Merkezi

Son dönemde artış gösteren ve okulları hedef alan silahlı saldırı vakalarında saldırganların dijital mecralardan ve şiddet içerikli yapımlardan derinlemesine etkilenmesi, ailelerin evdeki silah bulundurma ihmalini ve dijital içeriklerin tehlikesini bir kez daha gözler önüne serdi.
Ülkemizde özellikle aile içi iletişim, çocuk gelişimi ve manevi motivasyon konularında verdiği seminerler, yazdığı kitaplar ve katıldığı televizyon programlarıyla tanınan Eğitimci, Yazar ve Aile Danışmanı Zekeriya Efiloğlu ile okul saldırıları, nedenleri ve alınabilecek tedbirleri konuştuk.

Okul saldırıları konusunda neler yapılabilir?

Okullarda yaşanan ya da önümüzdeki günlerde yaşanacak olan sorunları önlemek için eğitim sistemimizi yeniden bir gözden geçirmek gerekiyor. Çünkü eğitim sisteminde var olmaması gereken çocuklar maalesef şu an eğitim sisteminde hâlâ hayatlarına devam ediyorlar. Yani bizim acilen kesintisiz eğitimden, yani 4 artı 4 artı 4 kesintisiz eğitimden hemen vazgeçmemiz gerekiyor. Bu 5 artı 3 artı 3 olabilir ya da 4 artı 2 artı 2 ya da 4 artı 2 artı 3 şeklinde bir eğitim modeli uygulamamız gerekiyor. Okumayacak durumda olan çocuklar, biliyorsunuz akran zorbalığından tutun, okulu basma, kız arkadaş ilişkileri, okulda her türlü sıkıntılı durumları oluşturma konusunda en önde geliyorlar. Okumayacak olan çocukların okulda ne işi var? Bu çocukların acilen mesleğe yönlendirilmesi gerekiyor.

 

ÇOCUKLARIN İLKOKUL DÖNEMİNDE HAYATA HAZIRLANMASI GEREKİYOR

Mesleki eğitime ağırlık vermek mi gerekiyor?

Evet. Avrupa’da meslek liselerine devam edecek olanların yönlendirildiği bir model var. Avrupa’da meslek okumak diye. Bizim de Türkiye’de meslek okuyan çocukların hemen iş bulacağı bir ortam oluşturacak şekilde bir eğitim modeli belirlememiz gerekiyor. Mesela ilkokullarda Japonya’da çocuklar hayata hazırlanıyor. Ama bizim ilkokullarda, ortaokullarda sınavla öğrenci alan okullar var. Proje okulları var. Çocuğumuzu sınava hazırlamamız lazım, test çözmemiz lazım diye bir uygulama oluyor. Japonya’da olduğu gibi çocukların ilkokul döneminde hayata hazırlanması gerekiyor. Bu süreçte çocuklara kesinlikle test, sınav gibi uygulamalar yapılmamalı. Bu dönemin çocuğun hayata hazırlandığı dönem olarak geçmesi gerekiyor. Yönlendirme eğitimi 2009 yılında hayatımıza girdi. Ama maalesef öğretmenler kendi arzu ettiği yönlendirmeyi çocuklar üzerinde sağlayamıyor. Anne baba ne isterse o oluyor. Eğitimcilerin sözlerine çok fazla itibar edilmiyor. Okullarda en fazla 100 öğrenciye bir rehber öğretmen düşecek şekilde yeniden bir düzenlenme yapılması gerekiyor.

 

DİJİTAL EĞİTİM MAALESEF BİZİ MAHVETTİ, BİTİRDİ

Başka neler yapılabilir?

Çocukların sağlıklı bir şekilde hayata hazırlanması için her okulda mutlaka bir psikolog görevlendirilmesi üzerinde de çalışma yapılmalı. Sınıfta kalma olayı bizde çok gevşek uygulanıyor. Sınıfta kalma olayı kesinlikle taviz vermeden ve af çıkmadan uygulanmalı. Okullarda akademik başarıdan daha çok duygusal ve ahlaki başarı üzerinde çalışma yapılmalı. Dijital eğitim maalesef bizi mahvetti, bitirdi. Avrupa şu an bundan vazgeçiyor. Akıllı tahta, tablet yerine ekran bağımlılığının önüne geçecek laboratuvar ortamlarında hatta kalem kullanma, yazı, tahta, kâğıt, kalem, not tutma, kitap gibi alışkanlıkların kazandırılması için dijital eğitimden vazgeçmemiz gerekiyor. Okullara tuşlu telefonla gelinmesine kesinlikle müsaade edilmeli. Ama akıllı telefonla, android telefonla okullara gelinmesi yasaklanmalı. Okula girişte toplanmalı, çıkışta verilmeli. Okullarda verilen eğitimin yeterli olacağı bir sistem üzerinde durulmalı.

 

DİSİPLİN SÜRECİ SAĞLIKLI YÜRÜTÜLMELİ

Okullarda disiplin cezalarına yönelik neler yapılabilir?

Bu çok önemli. Okullarda alınan disiplin cezaları kesinlikle sicile işlenmeli ve öğrenciye sicile işlenen bu disiplin cezalarının ileride mesleki hayata atılmada, işte meslek edinmede karşısına çıkacağı anlatılmalı. Disiplin süreci sağlıklı yürütülmeli. Ve her yıl öğretmenler kurulu kararıyla ciddi bir şekilde çalışma yaparak cezalar silinmeli. Ancak disiplin cezaları gündemde tutulmalı. Veli toplantıları evet sistemli yapılmalı ama veli toplantılarına anne ve babaların birlikte katılması sağlanması gerekiyor.

 

Çocukların ekran süresi kesinlikle kısıtlanmalı

Çocuklarımızın sanal dünyadaki tuzaklara düşmesini nasıl önleyebiliriz?

Özellikle dijital anne baba olma ile ilgili de çok ciddi çalışmalar yapılması gerekiyor. Yani bu ve buna benzer saldırıların önündeki en büyük yapacağımız çalışma dijital anne baba olmak olmalı.

Dijital anne baba olmak da dijital dünyayı tanımak, sosyal medyayı tanımak, animeleri, mangaları, müzik gruplarını, online oyunları, cinsiyetsiz toplum projesini ve bütün bunların hepsinin aile ve çocuğa etkisinin ne olduğu üzerinde çalışma yapmak gerekiyor. Çünkü ciddi manada çocuklarımıza hem kişilik hem kimlik hem de karakter inşası yapılıyor.

 

Bu kişilik, kimlik ve karakter inşasından çocukları kurtarmanın yolu onları oradan kurtaracak olan ailenin içerisinde o duyguları yani o Allah’ın yaratmış olduğu duyguları çocuklara kazandıracak olan dopamin, serotonin, oksitosin, endorfin gibi duyguları harekete geçirecek olan aile içerisindeki aktiviteler anne baba arasındaki o sevginin, saygının, şefkatin, merhametin anne baba tarafından önce uygulanıp sonra çocuklara uygulanacağı bir sistem üzerinde durulması gerekiyor. Çocukların ekran süresi kesinlikle kısıtlanmalı. 0-6 yaş 0 ekran olmalı. 10 yaşına kadar anne ve baba kontrolünde ancak ekran gösterilmeli. Sosyal medya hesapları lise bitmeden açılmamalı.

 

0-6 YAŞ 0 EKRAN UYGULAMASINA BİR AN ÖNCE GEÇMELİYİZ

Çocukları sanal alemde verilen subliminal mesajlardan nasıl kurtarabiliriz?

Çocuklara lise sonuna kadar da tuşlu telefon verilmesi gerekiyor. Çünkü o kadar çok subliminal mesajlara maruz kalıyor ki çocuklarımız bu subliminal mesajların etkisinden çocuklarımızı maalesef kurtaramayız eğer bu şekilde gidersek. Hele bir de ailede ciddi manada bir eğitim verilemiyorsa. Çünkü çocukların fıtrat oluşum dönemleri var. 0-10 yaş grubu 0-10 yaş grubunda fıtrat oluşumunda ekranların değil anne babanın rehberliğinde çocukların yetişmesi ve gelişmesi sağlanması gerekiyor. 0-10 yaş grubu ondan sonra ergenlik dönemine giriyor çocuk. Ergenlik döneminde bir 17-18 yaşına kadar zaten anne babayı dinlemeyecek ama fıtratı sağlam atılan çocuklar ileride daha sağlıklı bir zeminde hayatlarına devam edecekler ve fıtratlarına çekeceklerdir. Dolayısıyla bu manada fıtrat oluşum dönemini ıskalamamak için 0-6 yaş 0 ekran uygulamasına acilen geçmemiz gerekiyor. Yani dijital dünya, sosyal medya, yapay zeka, animeler, mangalar, online oyunlar, cinsiyetsiz toplum projeleri, k-pop’lar, müzik grupları çocuklarımıza bir kişilik kimlik inşası yapıyor. Hem de gözümüzün önünde. Eskiden çocukları dışarıya çıkartırken dışarıdaki tehlikelerden bahsederdik. Dışarıda bazı insanlar çocuklarımıza zarar verebilir diye. Ama maalesef şimdi çocuklarımız kendi odalarında çok daha fazla kötü insanlarla muhatap oluyorlar. Ve bunlara maruz kalıyorlar. Odalarından çıkmıyorlar. Oyunların başında saatlerce zaman geçiriyorlar. Her şeyi yapay zekâdan, dijital dünyadan öğreniyorlar. Ve deepfake uygulamalarıyla maalesef gerçeklik algısı değiştirilen çocuklar anne babanın öğretilerini, inancımızın, değerlerimizin öğretilerini değil, kendilerine dayatılan öğretileri kabul ediyorlar. Bütün bunlarla beslenen, zehirlenen çocuklar maalesef arkadaşlarına, akranlarına şiddet uygulamaktan geri kalmıyorlar. Çünkü oyunlar, diziler, filmler, gördükleri ve beslendikleri her şey onlara şiddetin ne kadar normal bir şey olduğunu öğretiyor. Ki bu online oyunlarda inanılmaz derecede var.

 

DİJİTAL DÜNYANIN ETKİSİNDEN KURTARAMAZSAK ÇOCUKLARIMIZ YAPAY ZEKÂNIN ÇOCUKLARI OLACAK!

Şiddeti online oyunların özendirdiğini söyleyebilir miyiz?

Tabii ki. Online oyunlar şiddeti ciddi şekilde özendiriyor. Oyunlar daha sonra da sanal kumar bağımlılığına dönüşüyor. Şu an ülkemizde ciddi oranda 2 milyonun üzerinde sanal kumar bağımlısı insandan bahsediliyor. Ve bu şekilde sonuçlar ortaya çıkıyor. Ki oyunların içeriğinde şiddet var, cinsellik var. Her türlü akran zorbalığından tutun. En son Manisa’nın Turgutlu ilçesinde yaşanan okul saldırısında olduğu gibi “öğretmenim ve arkadaşlarımı nasıl öldürebilirim?” diye oyunlarını bile yapmışlar. Dolayısıyla bu manada çok dikkatli, çok rikkatli olmamız gerekiyor. Yani dijital dünyanın etkilerinden çocuklarımızı kurtaramadığımız, anne baba olarak sorumluluğumuzu bilerek çocuklarımıza yaklaşmadığımız müddetçe bu çocuklar bizim çocuklarımız olmayacak. Yapay zekânın, dijital dünyanın çocukları olacak.

 

TOPLUMUMUZUN GELECEĞİNİ ELE GEÇİRMEK İSTEYENLER ÖNCE ÇOCUKLARIMIZIN HAYAL GÜCÜNÜ KUŞATIYORLAR

Birileri çocukları kendi amaçları doğrultusunda kullanmak için mi hedef alıyor?

Evet. Toplumumuzun geleceğini ele geçirmek isteyenler önce çocuklarımızın hayal gücünü kuşatıyorlar. Çocuğun zihni bir pazar değil. Bir propaganda sahası da değil ama bir ideolojinin deney laboratuarı hiç değil. Yani çocuk yetiştirirken iktidar savaşlarında kullanılacak bir araç da değil. Ama maalesef bu alanda çocuklarımız üzerinde çok ciddi manada çalışmalar yapılıyor. Kültürler bir günde yıkılmıyor, hafızalar bir anda da silinmiyor. Hafızanın silinmesinin en kestirme yolu çocukları köklerinden koparmaktır. Kim olursa olsun, hangi kurumdan, hangi ideolojiden, hangi güç merkezinden gelirse gelsin çocukların saflığını insanlar kendi çıkarları için kullanmamalıdır.

 

BÜTÜN UYGULAMALARIN, OYUNLARIN ARKASINDA SİYONİSTİN OLDUĞUNU GÖREBİLİYORSUNUZ

Kim bu çocuklarımızı ele geçirmeye çalışanlar?

Çocukları tüketiciye dönüştüren sistemler, özellikle siyonist anlayışın neredeyse tamamını kuşattığı uygulamalar, oyunlar, işte animeler, mangalar, müzik grupları, cinsiyetsiz toplum projeleri, bütün bunların hepsine bakıyorsunuz; Hepsinin arkasında bir siyonistin olduğunu görebiliyorsunuz. Yani cep telefonumuzun içerisinde yüklü olan tüm uygulamalar da şu an popüler olarak kullanılan tüm sosyal medya platformlarının kurucularının hepsinin birer siyonist olduğunu görebilirsiniz.
Dolayısıyla onların tek bir amacı var zaten. Never again, yani 2. Dünya Savaşı’nda yaşamış oldukları travma kendilerince. O travmaya tekrar böyle bir şey yaşamamak için tüm güçleriyle seferber olmuş vaziyetteler. Zaten Amerika’ya giderek özellikle 2. Dünya Savaşı’ndan sonra orada oluşturulan Frankfurt Ekolü ve onların ortaya çıkardığı birtakım akımlar, çalışmalar, bütün bunların eseri.

 

Amerika’da oluşturdukları terbiyesiz eğitim sistemi, feminizm gibi akımlar, annenin ve babanın evden kopartılması, bütün bunların hepsi bunları ortaya atan bir sistem aslında. Yani bu siyonist çete tarafından yapılan çalışmalar bunlar. Onun için çok dikkatli olmak gerekiyor bunlara karşı. Çocuklarımız onların atölyesi değil, onların malzemesi değil. O yüzden çocuklarımıza yapılan saldırıları çok ama çok dikkatli bir şekilde takip etmemiz gerekiyor.

SİYONİST ÇETE DİNİMİZİ DEĞİŞTİREREK YERİNE YENİ BİR DİN İLAN ETME AMACINDA

Durum bu kadar ciddi mi?

Çok ciddi. Çünkü çocuklarımıza bir kültür inşası yapılıyor. Anneden ve babadan, aileden uzaklaştıran bir kültür çalışması yapılıyor. Yani bizi veri birikimi olarak gören, Türkiye’de kitabı milyonlarca satan Hariri, geçenlerde Davos’ta yapay zekânın dininin de ilan edileceğini söylemişti. Ki benim de uzun zamandır üzerinde çalıştığım bir konu bu. Onun için biraz uyanık olmak gerekiyor. Yani bizi Matrix’in içine gömdü adamlar.

Bizi de zaten dediğim gibi insan olarak değil, veri birikimi olarak görüyorlar. Ve bunun için bütün enstrümanları kullanmakta da bir beis görmüyorlar.
Çocuklarımızı inançlarından kopararak şeytani akımların, din dışı akımların, deizmin, ateizmin, agnostizmin, apateizmin kucağına atan çalışmalar var. Bu çalışmalar karşısında da anneler, babalar uyanık olmak zorunda. Bütün bunların önüne geçecek olan anlayış, geçecek olan sistem, yine Kur’an’a, yine Hz. Rasulullah’a, yine Ehl-i Sünnet vel Cemaat’in yoluna, icmaya ve kıyasa yeniden sarılmak, yeniden değerlerimizi hatırlamak, yeniden inancımızı hatırlamak, yeniden aile olmak, aile içerisinde çocuğun anne ve babasının yetiştirmesiyle mümkün.

 

Bu akımların önü alınmazsa toplumun tüm kesimini kuşatacak ve zombi gibi bir nesil gelecekte gelecektir diye düşünüyorum. Tabiri caizse zombileşmiş bir nesil olacak. Aileyle hiç iletişim kurmayan, anne-baba ile iletişim kurmayan, onların dediklerini kabul etmeyen, kendi dünyasında zombi gibi bir nesil geliyor. Zaten nesil bitiyor, toplum bitiyor, aileler yok oluyor, üreme duruyor. 2050 yılı yaklaştığı zaman, zaten üreme de duracak. Bunun çalışmalarını da yapıyorlar.
Bunların neticesinde dünyayı yönetecek olan yapay zekâ ultra, yani süper yapay zekâyla desteklenmiş robotlarla dünyayı yönetmeyi düşünüyorlar. İşte bütün bunlar çocuklarımızı etkileyen çok önemli etkenler. Şeytana tapmayı bırakın. Siyonist çete çok daha büyük bir çalışma içerisinde. Yani dinimizi değiştirerek, onun yerine yeni bir din ilan etme amacında.

Yorumlara Git

5 milyon dolarlık para trafiği… Yeni Partili vekile rüşvet soruşturması

Felaket geliyor mu? İstanbul depreminde kritik ayrıntı!

Balıkçı teknelerinin peşine takıldılar! Marmara’da gökyüzünü yüzlerce martı kapladı

Trafikte en agresif ülkeler belli oldu! Türkiye kaçıncı sırada?

Eğitimci-yazar Zekeriya Efiloğlu: Kesintisiz eğitimden acilen vazgeçilmeli